Hep söylenmez mi dost sohbetlerinde “İstanbul küçük Türkiye’dir” diye. Yalnızca söz değil verilerle baktığımızda da mega kent hep Türkiye’nin küçük bir simülasyonu gibi. 15.000.000+ İnsanı üzerinde taşıyan, iki kıtanın kesişimindeki bu büyük şehirden ve son birkaç yılda kat ettiği mesafeden bahsedeceğim biraz.

Brookings Institution ve London School of Economics’in küresel kriz sonrası dünya şehirlerinin büyüme performansı üzerine yaptığı bir araştırma The Economist’te yayınlandı.

Geçtiğimiz yıla oranla kent bazlı gelir ve istihdam rakamlarındaki değişimi de gösteren bu araştırmaya göre İstanbul lider görünüyor. 150 Şehrin dahil olduğu listede Dublin, Dubai, Las Vegas, Madrid ve Londra’nın konumları ise endişe verici.

Görünüşe göre önündeki fırsatları değerlendirmeyi iyi bilen İstanbul, 2010 Avrupa Kültür Başkenti ve 2010 FIBA Dünya Şampiyonası projelerinden istediğini almış. Üstelik önünde 2012 Avrupa Spor Başkenti projesi var ve başarıyla atlatmak için harıl harıl yatırım yapmaya başladı bile.

Online perspektiften bakıldığında ise İstanbul Türkiye için adeta bir lokomotif. Ancak bu durumun dijital alanların sektörleşmesi ve sektörel gelişimi açısından çok da iyi birşey olmadığını düşünüyorum. Kaliteli insan kaynağı üretme ve istihdam etme noktasında tüm sektörel ilginin bir noktada yoğunlaşması pek sağlıklı değil.

Mevcut durumu dengelemek için teknokent teşvikleri iyi bir adım ancak özellikle İstanbul dışındaki üniversitelerin, üniversite öğrencilerinin ve girişimcilerin bu noktada etkinlikler ve girişimlerle fark yaratması elzemdir.

Son olarak; Üniversite veya şehir ayırt etmeksizin comTalks olarak tüm etkinliklere ve girişimlere desteğe sonuna kadar açık olduğumuzu belirtmek istiyorum.