Gelişmekte olan ülkelerdeki nüfus ve refah artışına paralel olarak ağırlığı artan orta gelir düzeyindeki tüketiciler değişime yön verecek. Bu da artan talepler karşısında sınırlı kaynaklar üzerinde ciddi baskı yaratacak. Firmaların özellikle müşteri sadakatini güçlendirecek sürdürülebilir uygulamalar geliştirmeleri büyük önem taşıyor.

Deloitte'un hazırladığı “Tüketici 2020: İşaretleri okumak” başlıklı rapora göre, gelişmekte olan pazarların tüketicileri küresel tüketimin ve ürün yeniliklerinin kurallarını koyacak. Tüketici davranışlarını ekonomik ve demografik trendler, sınırlı kaynaklar ve sürdürülebilirlik, teknolojinin günlük yaşama etkisi açısından ele alan rapor, 2020 yılının küresel ekonomisinin ana hatlarını ortaya koyuyor.

Tüketicilerin davranışlarının, değerlerinin ve ihtiyaçlarının gelişmeye ve değişmeye devam edeceğini unutmamak gerekiyor. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde de gelişmekte olan pazarlardaki nüfus artışı ve teknolojideki hızlı gelişim gibi nedenlerle ciddi bir değişim süreci yaşanacak. Beklenen değişimleri değerlendirerek şirketlere yararlı olacağını inandığımız öngörülere yer veriliyor.

Değişen küresel ekonomik dengeler perakende markaların pazarlama stratejilerini kökten değiştirecek

İç tasarrufları görece düşük, ekonomik büyümeleri borç alma ve tüketici harcamalarının artması yoluyla gerçekleşen ülkeler önümüzdeki yıllarda ihracat yoluyla büyüme sürecine geçecek. Bugün ihracat yoluyla büyüyen ülkelerin ise aynı şekilde devam etmeleri mümkün olmayacak. Bunun sonucu olarak küresel ekonomide bir dengelenme süreci yaşanacak. Örneğin, Çin gibi ülkeler ihracattan ziyade yurtiçi tüketici harcamaları ile büyüyecek.

Küresel ekonomideki bu büyük değişim, perakende satıcıların ve markaların büyümeye yaklaşımını da değiştirecek. ABD ve Batı Avrupa gelişmekte olan pazarlara tutunarak değil, pazar payından elde edilen kazançlar yoluyla büyüyecek. Çin ve Hindistan gibi ülkelerin ise harcamaları teşvik eden uygulamalarla tüketicileri para biriktirmekten vazgeçirmeleri gerekecek.

Artan dünya nüfusunun kaynaklar üzerindeki baskısı artacak

Önümüzdeki 50 yıl içinde Avrupa'nın nüfusunun 60 milyon civarında azalması bekleniyor. Hindistan ise Çin'i de geçerek 2030'da dünyanın en kalabalık ülkesi olacak. 2009'da 1 milyar olan Afrika nüfusunun 2050 yılında yaklaşık iki kat artarak 1,9 milyar olacağı tahmin ediliyor.

Nüfusu hızla artan bu ülkelerde orta sınıf da büyüyecek. Deloitte tarafından 'gelişmekte olan en önemli 8 ülke' olarak belirlenen, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Endonezya, Meksika ve Vietnam'la birlikte Türkiye'nin de aralarında bulunduğu bu ülkelerdeki değişimler perakende satıcılar ve markalar için büyük fırsatlar yaratacak. Ancak hızlı nüfus artışına paralel olarak talebin de artması sınırlı kaynaklar üzerinde ciddi baskı yaratacak.

Teknoloji, tüketicilerin satın alma kararlarını etkilemeye devam edecek

Mobil iletişim ve Internet sayesinde tüketiciler istedikleri bilgilere anında ulaşabiliyor, fiyat karşılaştırması yapabiliyor ve istedikleri zaman istedikleri yerde alışverişlerini gerçekleştiriyorlar. Teknoloji ilerledikçe bu eğilim ivme kazanıyor. Bu nedenle firmaların daha sürdürülebilir yaklaşımlar geliştirmeleri, sosyalleşerek tüketicilerle iletişim kurmaya odaklanmaları gerekecek.

Değişime uyum sağlayabilmeleri için firmaların dikkat etmesi gereken ön önemli konular arasında tüketicilerle bağlantı kurmak öne çıkacak. Bu nedenle raporda firmaların çalışanları yoluyla, e-posta ve Facebook gibi araçları kullanarak tüketicilerle iletişime geçmeleri öneriliyor.

Tüketicilerin şirket bilgileri yerine diğer tüketicilerin yorumları ve tavsiyelerine güveneceği öngörülüyor. Ayrıca, sosyal ağların etkisiyle müşteri bağımlılığının eskiye oranla kısa dönemli olacağının göz önünde bulundurulması gerekiyor. Müşteri bağlığını artıracak yenilikçi uygulamalar büyük önem taşıyor.

“Aşağıda raporu paylaşıyorum. Özetle; Tüketici 2020: İşaretleri okumak” raporuna göre küresel ekonominin haritası yeniden çiziliyor. Gelişmekte olan ülkelerdeki nüfus ve refah artışına paralel olarak ağırlığı artan orta gelir düzeyindeki tüketiciler değişime yön verecek. Artan talepler sınırlı kaynaklar üzerinde ciddi baskı yaratacak. Firmaların özellikle müşteri sadakatini güçlendirecek sürdürülebilir uygulamalar geliştirmeleri büyük önem taşıyor.”