Önceki tüm yazılarımda Türkiye’nin Bilişimle Kalkınma politikaları üzerine çokça paylaşımlarda bulundum. Bu kez ise hem Avrupa’nın hem de Türkiye’nin dijital vizyonuna erişmemizde ortak bir çabayı, şimdi başlamayı ve yedi yapı taşını yerine yerleştirmeyi kendimize hedef olarak görmemizi sağlayacak dijital yakınsamayı ele alacağız.

Dünyanın hiçbir bölgesi sadece ithal edilmiş dijital yetkinlikleri, ürünleri ve hizmetleriyle ekonomik gücünü koruyamaz. Çünkü bir ülkenin öz ve katma değerli becerileri, yenilikler, ürünler ve hizmetleri ekonomik büyümeleri ve refahları için gereklidir. Dünyanın hiçbir bölgesinde sektörel olarak alanlarında küresel ortamda lider değilseler eğer ihtiyaç duyulan alan olan Bilgi Teknolojileri sektörünü biç bir şekilde koruyamazlar. Buna ülkemiz de dahildir. Dijital yetkinlik için topyekün bir kalkınma modeline yani Bilişim Teknolojileri’ne ağırlık vermemiz gerekiyor.

Sektör’de bölgesel liderliğin en önemli unsuru eğitim politikalarının iyileştirilmesi ve ilköğretim seviyelerinden itibaren yürürlükte olması gereken bilişim teknolojileri programları bu açıdan önemlidir. Yukarıdaki görselde Avrupa Birliği Bilişim Komisyonu ve Uluslararası Telekomünikasyon Topluluğunun ortak paydaları sonucu ortaya çıkarılan bilişim teknolojileri eğitim vizyonunun temel yapısını anlatıyor.

Bilgi Teknolojileri, bugün Avrupa’nın endüstri, teknoloji ve istihdam üssü olarak gittikçe büyüyen bir sektörüdür. Diğer lider bölgelerle kıyaslamalar gösteriyor ki ülke olarak çok daha iyisini yapmalıyız ve yapabiliriz de. (Not: Avrupa’da Yazılım Potansiyeli yaklaşık 200 Milyar Avro büyüklüğünde bir pazarı oluşturuyor. Bu rakam Avrupa Birliği Bilişim ve İnovasyon Komisyonunun yaptığı araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarındandır.)

Özellikle, performansımızı iyileştirmeye ve hızlı büyüyen bu sektörler de daimi başarı için liderliğe odaklanmalıyız. Bununla birlikte eğer hızlı büyüyen bilişim teknolojilerinin sektörel alanlarında daha yüksek ve değerli rollerde güçlü yanlarımızı ve performansımızı korursak, Avrupa’nın Bilgi Teknolojileri donanım üretmedeki bağıl zayıflığının ölümcül olmayacağını ve de bunun önüne geçemeyeceğimiz anlamını yıkmamıza neden olacaktır. Geleceğimizi etkin ve lider bir şekilde sürdürebilebilir kılmamızın önceliklerini aşağıda bahsi geçen üç sektöre eğilmekle mümkün olacağını vurgulamam gerekiyor:

Yeni Nesil Ağlar ve Mobil Genişbant: Mevcut Avrupa liderliğinin özenle beslenmesi ve özellikle Asya gibi düşük maliyetli yeni girişlerden kaynaklanan acımasız rekabet ile karşılaştığımızda kullanılması gereken bir alan olan Mobil Genişbant için engin bir küresel pazar önümüzdedir.

Yazılım: Büyümeyi yaratmak, sosyal değişimi tetiklemek ve çevre zorlukları ile mücadele etmek için gereken yenilikçilik Bilgi Teknolojileri’nde yatmaktadır. Bilgi Teknolojilerinin de kalbi yazılımdır.

Ama yazılım bir ürün olarak kullanılmaktan ve algılanmaktan bir servis olarak kullanılmaya ve algılanmaya geçtikçe büyük değişimler geçirmektedir. Bu paradigma kayması tüm mevcut pazar oyuncularını zorlar ve Avrupa’nın yazılım endüstrisi için çok büyük imkânlar sunar. Bu yeni kuralları olan böylesi verimli bir dünyada Avrupa ve Türkiye olarak üretim mücadelesi içerisinde olmalıyız.

Geleceğin İnterneti: Sektördeki birçok, hatta çoğu bu yazılım odaklı fırsatlar İnternet’in dijital çağın birincil iletişim altyapısı olarak sürekli gelişiminden kaynaklanmaktadır. Bu açıdan anahtar ‘Öğeler Genel Ağı’ ve ‘Hizmetler Genel Ağı’ olacaktır. ‘Geleceğin Öğeler ve Nesneler Genel Ağı’nın yarattığı sınırsız fırsatları kullanmak tüm bilgi tabanlı toplumlarda merkezi büyüme gücü olacaktır.

Haftaya bu konuya kaldığımız yerden, Geleceğin İnternet’i ve Web Odaklı Hizmetler konusundan devam edeceğiz. Tüm comTalks okuyucularına güzel verimli ve keyifli bir hafta dilerim. Sevgilerle.