Aylık Yazı Arşivi : Nisan 2011

Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. Ortaklık Yapısı

Türkiye’nin en değerli şirketlerinden Turkcell’in ortaklık yapısı oldukça karışık.

Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş., 1994 yılında şu anda TeliaSonera’nın sahip olduğu Sonera Holding, Çukurova Grubu ve MV Holding’in kurucu ortaklığında kuruldu.

Bugün itibariyle Turkcell’in 4 hissedarı bulunuyor. %34.69′lık bölümü ise halka arz durumda. Piyasa değeri 12.98 milyar $ (TT’nin %70′i) olan Turkcell’in hissedarları  şöyle;

-> MV Holding: GSM’i Türkiye’ye getiren adam olarak bilinen Murat Vargı’nın kurucusu olduğu şirket bugün itibariyle şirketin %3,86 oranında hissedarı.

-> TeliaSonera: Özellikle İskandinav pazarında faaliyet gösteren güçlü bir iletişim operatörü.

-> Altimo: Rus Alfa Group bünyesinde telekomunikasyon alanında faaliyet gösteren bir girişim sermayesi.

-> Çukurova Holding : Mehmet Emin Karamehmet’in yönetim kurulu başkanı olduğu, medya, enerji, sigortacılık, turizm vb. alanlarda faaliyet gösteren Türkiye’nin en büyük holdinglerinden.

Buraya kadar herşey normal. Ancak bu hissedarların ortaklık yapısı, kimlerin azınlık hissedar olduğu, şirketin kimin kontrolünde olması gerektiği değerlendirildiğinde işler biraz karışıyor.

Turkcell’in en büyük hissedarı %51 pay ile Turkcell Holding. Turkcell Holding’in %53′ü Çukurova Telekom Holding’e, geriye kalan  %47′lik dilim ise TeliaSonera’ya ait. Çukurova Telekom Holding’in %51′i Çukurova Holding’e, %49′u da Altimo grubuna ait. TeliaSonera’nın Turkcell’de ayrıca %13.07′lik payı var. Böylece TeliaSonera direk ve indirek payları toplandığında %37.1 ile en büyük hissedar olmuş oluyor. Toplamda Çukurova Grubu’nun %13.8, Altimo’nun ise %13.22′lik  hissesi olmuş durumda.

Sonuç olarak, çoğunluk hissesi TeliaSonera’da olmasına rağmen şirketin %51′ine sahip Turkcell Holding’in %53′üne sahip Çukurova Telekom Holding’in %51′ine sahip Çukurova Grubu tüm kırılımlarda %50′den fazla paya sahip olduğu için şirketin kontrolünü elinde tutuyor.  Bu kafa karıştırıcı yapıyı aşağıdaki resmin güzel açıkladığını düşünüyorum; (Kaynak)

 

Şirketin kontrolü kimde olursa olsun, analistler bu karmaşık ve yargıya taşınan ortaklık yapısının Turkcell’in piyasa değerini olumsuz etkilediği görüşünde. Zira rakamlar da aynı şeyi söylüyor, çünkü son bir yılda Turk Telekom’un hisseleri %56 yükselirken, Turkcell’inkiler %2.3 düştü.

Güneşli bir haftasonu dilerim.

  • Pinle
Bilgi Teknolojileri, Kurumsal İletişim, Pazarlama içerisinde , , , , , , etiketleriyle yazılmıştır. 1 Yorum

1900 Kelimede Başyapıt ve Üniversite Ziyaretleri

Bu hafta 1960 – 1970 yıllarında Amerikan gazetelerinde yayınlanan bir ilan üzerine yazacağım. comTalks’ta pek alışılmış birşey değil tabi ama çıkarımların son derece faydalı olacağını düşünüyorum.

Yüksek ihtimalle Reklam ve Pazarlama İletişimi meraklıları daha önce karşılaşmıştır fakat yine de comTalks’ta yer almalı.

David Ogilvy‘nin kaleme aldığı bu ilan o yıllarda yazılmasına rağmen bugün hala çok değerli. Sadece okurken Ogilvy & Mather‘in tecrübe ve görüşlerini bugüne uyarlamanız gerekiyor..

David Ogilvy’nin 1960 yılında gazetelerde yayınlanan ilanı…

Ne değişti? Hiçbir şey.

Yazının devamında ilandan beni çok etkileyen bazı başlıklar paylaşacağım. Bir başlıkta en fazla kaç kelime sunmanız gerektiğinden reklam kampanyasını test ederek optimize etmeye kadar pek çok zeki çıkarım var;

Ürün Konumlandırma

“Reklamın ürünlerinizin satış rakamlarına yanmasımasının en önemli faktörünün ürünü nasıl konumlandırdığınızla ilgili olduğunu öğrendik.

Örn; SCHWEPPES’i hafif bir içki olarak mı konumlandırmalısınız yoksa sert bir içki olarak mı?

Örn; DOVE’u elleri kuru tutan bir ürün olarak mı konumlamalısınız yoksa elleri iyi temizleyen bir ürün olarak mı?

Reklam kampanyasının sonuçları bizim nasıl reklam yarattığımızdan çok sizin nasıl ürün konumlandırdığınızla ilgili. Kısacası ürün konumlandırma çalışmalarınız reklam kampanyalarınızdan çok önce planlanmalı. Biraz araştırma faydalı olabilir. Atlamadan önce bakının.”

Basit Başlıklar

“Başlığınız hedefinizi en net şekilde müşteriye ileten telgraflardır. Kelimeleri dikkatli seçerek kullanmalısınız.”

Müziğe Dikkat

“Pek çok reklam kampanyası arkaplanda müzik kullanıyor. Fakat müzik hedefe giden yolu zorlaştırabilir. Az sayıda keratif zihin bunu kabul ediyor. Fakat biz şimdiye kadar bir iş sunumunda arkaplan müziği kullanıldığına hiç rastlamadık.”

Yerelleşin

“Kampanyada farklı yerel bölgelerde daha etkili olmak için bölgeye özgün birşeyler kullanın. ”

Öncesi ve Sonrası

“Öncesi ve sonrası ile karşılaştırmalı reklamlar alışılmışın üzerinde daha fazla dikkat çekerler. Doğru kullanıldığında işe yaradığı görülür.”

Psikolojik Segmentler

“Her iyi ajans demografik profilleme yapmayı bilir. Kadın, erkek, yaş ayrımı çok sık kullanılır. Fakat psikolojik hedefleme çok etkili olabilir. Örneğin Mercedes Benz reklamımızda statü sembolleriyle dalga geçen konfor düşmanı kitleyi hedefledik.”

Tüm bunların bu tarihlerde yazıldığına inanmak gerçekten güç…

Son olarak bu hafta comTalks’u temsilen Okan Üniversitesi Tuzla kampüsünde çok değerli konuşmacı ve öğrenci arkadaşlarımızla birlikte olduk. Bilişim ile Kariyer Zirvesi isimli etkinlikte “comTalks ve Dijital Farkındalık” başlıklı bir sunum gerçekleştirdim. Benden sonra sahnede Hamza Şamlıoğlu, Çiğdem Özkan ve Ömer Karapınar yer aldı ve değerli paylaşımlarda bulundular. Emeği geçen herkese teşekkürler.

Görsel Kaynak : Mehmet Emre Baş

Müsadenizle bu hafta da yazımı arkadaşlarımın bu haftaki paylaşımlarının kısa bir listesiyle bitiriyorum ;

  • Pinle
Etkinlikler, Kurumsal İletişim, Pazarlama içerisinde , , , , , etiketleriyle yazılmıştır. Yorum yap

Facebook Projeleri

Facebook üzerinde yapılan applicationlar gün geçtikçe markalar için daha populer hale geliyor. Öyle ki bazen web siteleri üzerinde proje yapmaktansa marka facebook üzerinde proje yapmayı viral dağılıma daha elverişli olması, flyer ile desteklenebilmesi nedenleri ile tercih edebiliyor. Bu nedenle proje yöneticileri web sayfaları içinde application yerleştirerek bütçe kazanma savaşına başladı. Ancak facebook projesi yapmak için daha önce yapılmış bir çok projeyi, strateji, yayılım, dağılım açısından en ince detayına kadar incelemek gerekiyor. Ne yazık ki bu zamana kadar facebook’ta yapılmış olan projelerin tamamını incelemek gibi bir olanağımız yoktu. Ancak facebook’un yeni açmış olduğu sayfa bu sorunumuza derman olacak gibi görünüyor.

Facebook açmış olduğu facebook-studio.com adresinde tüm projeleri arşivlemeye başladı. İşin güzel yanı siz de kendi projenizi yükleyerek paylaşabiliyorsunuz. Daha önce nasıl projeler yapıldığını anlamak fikir edinmek için de güzel bir kaynak olacağa benziyor. İncelemek isteyenler için:

http://www.facebook-studio.com

 

  • Pinle
Genel, Pazarlama içerisinde , , , , etiketleriyle yazılmıştır. Yorum yap

4 Başarılı Sosyal Oyun Ve Başarı Sebepleri

eMarketer‘in yaptığı araştırmaya göre 2012 yılında yaklaşık 68.7 milyon Amerika’lının sosyal oyun çılgınlığına katılması bekleniyor. Belki inanılmaz bir rakam olarak gelebiliyor ama Facebook’un hızlı bir şekilde büyümesi, mobil internet kullanımının artması buna önemli bir etken.

Fakat sosyal oyunlardaki bu başarının sırrı ne? Nasıl oluyorda 10 yıl öncesine nazaran bizi birbirimize daha sıkı bağlıyorlar? Buyrun en popüler 5 oyunu mercek altına alalım ve sırrı çözmeye çalışalım.

1. FarmVille

FarmVille bir çok şeyi doğru yapıyor — zaten 10% Facebook kullanıcısının da bu oyunu oynama sebebi de bu değil mi? Fakat bu Çiftlik simulasyonundaki en büyük ve en önemli oyun mekaniğinin “komşuluk” sistemi olduğunu düşünüyorum. Mahsullerinizi tek başına toplamak kolay iş, ama bunu Facebook arkadaşlarınızla yaptığınızda, birde yaptığınız aktivitelerin duvarınızda yayınlanmasına izin verdiğinizde işin boyutu değişiyor. Bu da Zynga’nın başarısına bir etken oluyor.

Zynga FarmVille başarısında öğrendiklerini CityVille’de de uygulayıp, Facebook üzerinde en çok oynanan oyunlar arasına çıkarmayı başardı.

2. Zuma Blitz

zuma blitz

PopCap’in kısa ve uzun vadede bağımlılık yapan bu oyununda skor tablosunda yükselmeniz gerçekten zor. Fakat oyunun kolaylığı bağımlılk oranını arttırıyor. Oyunu oynarken sağ tarafta bir tablo göreceksiniz, bu tabloda arkadaşlarınızın kazandığı puanlar listeleniyor. Doğal olarak her oyuncu birinci olma iç güdüsü ile oynadığından bu tablo basit, efektif ve güçlü bir mekanik olarak çıkıyor.

3. Words With Friends

Scrabble’ın 7/24 telefonunuzda olduğunu düşünün. Şimdide bu oyunu istediğiniz zaman arkadaşlarınızla oynayabileceğinizi. Zaten olay burada bitiyor. Oyuncunun kullandığı kelimeler kendine özgün olduğundan, oyuncular arasında hızlıca interaksiyon yaratılıyor. Oyunun basitliği ise her yaştan oyuncuya hitab ediyor, oynamak isteyen kimse yeni kurallar öğrenmek zorunda kalmıyor.

4. Mafia Wars

The Godfather, The Sopranos, Goodfellas ve sayısız benzeri oyunların yıllar boyunca oynandığını biliyoruz. Mafia Wars gibi bir oyununda neden bu kadar çok oynandığını anlamak zor olmasa gerek. Facebook üzerindeki bu çete simulatörü arkadaşlarınız ile birlikte bir sanal suç örgütü kurmanızı sağlıyor. Oyuna girdiğinizde arkadaşlarınızla birlikte takım kurma, çete savaşları ve olağan işleri halledeyim derken, inanılmaz bir şekilde zaman harcıyorsunuz.

Aslında bütün mekanikler oyuncunun arkadaşları ile birlikte zaman geçirmesine yönelik. Oyuncu arkadaşları ile zaman geçirdiğinde oyunu gerçek hayatına da yansıtma imkanı buluyor.

  • Pinle
Sosyal Oyunlar içerisinde , , , , , etiketleriyle yazılmıştır. Yorum yap

Facebook Credits

Facebook’un tamamlayıcı ürünlerinden biri de Credits (Krediler) olarak karşımıza çıkıyor. Facebook, Kredileri “Facebook’ta bir şeyler almanın emniyetli ve kolay yolu” şeklinde tanımlıyor. Peki Facebook Kredileri ile neler yapılabilir? Bu işin sonu nerelere uzanır?

Facebook Kredileri şu anda en çok, oyunlarda bölüm atlamak, seviye yükseltmek gibi amaçlarla satılan nesneleri almak için kullanılıyor. Facebook’da bulunan ve ücretli işlem yaptıran uygulamaların %70′inden fazlası şu anda Krediler’i kullanıyor. Facebook yaptığı son düzenlemeler ile şu anda Kredileri kullanmayan uygulama sahiplerinin de Kredileri kullanmasını zorunlu tutacağını geçtiğimiz aylarda açıklamıştı. 1 Temmuz’dan itibaren tüm Facebook uygulamaları Krediler uygulamasına geçmiş olacak.

Facebook’un Krediler için %30 komisyon aldığını ve Zynga gibi çok paraların döndüğü uygulamaların henüz Krediler’i kullanmadığını düşünürsek 1 Temmuz Facebook için bir dönüm noktası niteliğinde olabilir.

Yerler ve Fırsatlar’ın yaygınlaşması ile Facebook’un çok büyük bir e-ticaret merkezine dönüşeceğini hepimiz tahmin edebiliyoruz. Bunun dışında Krediler’in de yaygınlaşması Facebook üzerinde yapılacak olan ürün satışlarını arttıracak. Büyük e-ticaret siteleri, Migros gibi marketler ürünlerini Facebook üzerinden daha kolay satacak. Kullanıcılar da Facebook dışına çıkmadan her işlerini halletmenin rahatlığıyla buraları aktif olarak kullanacaklardır.

Peki bu Krediler nerelere entegre olabilir? Nasıl kullanılabilir?

- E-ticaret siteleri yapılarına entegre edecekleri Krediler uygulaması ile Facebook hesabı ile giriş yapmış kullanıcılardan tekrar kredi kartı bilgileri istemeden, Kredi miktarları nca alışveriş yapmalarını sağlayabilir.

- Alışveriş merkezleri, bankarKullanıcılardan maddi kazanç sağlayan her yer hediye olarak kullanıcılara Kredi verebilir.

- Dünyanın en büyük bankası neden Facebook olmasın. Her kullanıcıya, Kredi yükleyebileceği, her yerde kullanabileceği bir imkan sağlanırsa kim kullanmak istemez ki?

- Markalar Facebook üzerinde kampanyalar yaparken büyük ödüller veriyor, bu ödülleri kazananlar aslında ödül yerine parayı tercih eder fakat bu yasal değil. Markalar da kullanıcıları daha çok memnun etmek için ödül olarak Kredi verebilir. Kullanıcılar da bu Krediler’i dilediği gibi kullanır.

- Sayfalar, kuruluşlar Krediler için yazacakları ufak bir uygulama ile bağış toplama yoluna gidebilir. (Tabi bu durumda en çok merak edilen soru akıllara geliyor. Bu Krediler paraya dönüştürülebilecek mi? Dönüştürülecek ise nasıl?)

Şimdilik aklıma gelen basit kullanım alanları bunlar. Eminim kullanılmaya başlandığı zaman çok farklı fikirler de ortaya çıkacaktır. Fakat, kontör kartlarının artık para gibi kullanılmaya başlandığı için kaldırıldığı bir ülkede Krediler nasıl işler, yasal düzenlemeler, sınırlamalar nasıl yapılır bilemiyorum. Uygulamalar aktif olarak kullanılmaya başladığı zaman bu gelişmeler gündeme gelecektir. İzleyip göreceğiz…

Güncel gelişmeler için resmi sayfalarını takip edebilirsiniz.

  • Pinle
Sosyal Medya içerisinde , , , etiketleriyle yazılmıştır. 18 Yorum

2011 yılı ilk 3 aylık e-ticaret kullanım verileri

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) 2011 yılı ilk 3 aylık e-ticaret kullanım verilerini açıkladı.

BKM 2011 e-ticaret verilerine göre, Mart ayı sonu itibariyle yerli ve yabancı kredi kartları ile farklı elektronik ticaret sitelerinden yaptığımız harcamaların işlem adedi geçtiğimiz yılın aynı dönemine oranla %40 oranında artarak 28 milyon 96 bin 690 adedi buldu. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %45 oranında artan e-ticaret cirosu ise 4 milyar 843 milyon 500 bin TL’ye ulaştı. E-ticaret harcamalarının sunduğu kolaylıklar sayesinde alışverişler hız kazandı. BKM verilerine göre e-ticaret sitelerinden 2011’in ilk üç ayı boyunca dakikada ortalama 217 adet işlem yapıldı.

Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) 2011 yılı ilk üç aylık verileri, hızlı ve kolay alışveriş olanağı sağlayan e-ticareti tercih edenlerin her geçen gün arttığını gösterdi.

E-ticaret Harcamalarımızda İşlem Başına 172 TL Ödedik.

Harcama cirosundaki artışın işlem adedinin üzerinde oluşu, bu yıl e-ticaret harcamalarında daha pahalı ürünleri seçtiğimizi ortaya koydu. Bu yıl e-ticaret harcamalarında geçtiğimiz yıla göre daha pahalı ürün almamız e-ticarete olan güvenin daha da arttığını gösterdi. BKM 2011 yılı ilk üç aylık e-ticaret verilerine bakıldığında yapılan harcama başına düşen tutarın 172 TL olduğu takip edildi.

“Türkiye Dünyada En Fazla İnternet Kullanıcısına Sahip İlk 15 Ülke İçinde Bulunuyor”

İnternet üzerinden alışveriş yapmanın, kişilere en iyi ürünü en iyi fiyata satın alma imkanı sağladığı gibi, Müşterilerin güvenlik konusunda bilinçlendirilmesi ve kart sahipleri için düzenlenen kampanyalar e-ticaret hacminin artışında olumlu etki yaratmaktadır. Ayrıca internet erişimine sahip olan kullanıcı sayısındaki artış, yeni firmaların e-ticaret yatırımı yapması, mevcut firmaların altyapılarındaki iyileştirmeler, tanıtım faaliyetlerindeki artış, internet alışverişindeki fiyat ve kolaylık avantajı e-ticaret hacminin gelecek dönemde daha da artmasını sağlayacaktır.

Hizmet Sektörü %96 Artışla İlk Sıraya Yerleşti, Vergilerimizi Bile Evden Ödedik.

BKM verilerine göre, 2011 yılı ilk 3 ayında kredi kartları ile e-ticaret sitelerinden yapılan harcamalara bakıldığında ise hizmet sektörünün başı çektiği gözlendi. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %96 oranında artan hizmet sektörü cirosu 790 Milyon TL’ye ulaştı. İşlem adedinde ise %63 oranında artış gerçekleşti. Spor salonu, restoran gibi e-ticaret harcamalarını yaptığımız hizmet sektörü harcamaları ilk sırada gelirken, bu sektör içerisinde yer alan vergi ödemelerimizi de kredi kartlarımız ile evden kolayca yapmış olduk.

2010 yılının ilk 3 aylık dönemi ile kıyasladığımızda havayollarının işlem adedinde %31, cirosunda ise %56 oranında artış gerçekleşti.

İşlem Başına En Çok Harcamayı Havayolları İçin Yaptık

Havayolları yine e-ticaretin en çok yapıldığı sektörler arasında yer aldı. 2011 yılının ilk üç ayında e-ticaret üzerinden kredi kartlarımız ile yaptığımız havayolu harcamalarımız, işlem başına ortalama 247 TL olarak kaydedildi. 2011 yılının ilk üç aylık döneminde kredi kartlarımız ile en çok yaptığımız e-ticaret harcamalarından biri de elektronik eşya ve bilgisayarlar oldu. Cep telefonundan, diz üstü bilgisayarlara, DVD oynatıcıdan, oyun konsollarına kadar farklı elektronik cihazlara yaptığımız harcamalara bakıldığında ise işlem başına yaptığımız harcamanın 190 TL olduğu gözlendi.

Erkekler En Çok Elektronik Eşya ve Oto Aksesuarları, Kadınlar ise Kozmetik ve Tekstil Ürünlerini Tercih Etti

Bilgisayar donanımı, bilgisayar, cep telefonu, elektronik eşya, 2.el ürünler, spor ekipmanları, ve oto aksesuarları erkekler tarafından, kozmetik ürünleri ve tekstil ise kadınlar tarafından en çok tercih edilen ürünler olmuş durumda.

  • Pinle
Genel içerisinde , , , etiketleriyle yazılmıştır. Yorum yap

İstanbul’un “Değer Kelimesini” Bulmak

Bootcamp’ın 3. haftasonuydu.  Dersin ismi  “quantitative techniques “ idi. Rakamlar konuşulması gereken bir dersti,  ama markalama ile ilgili bir egzersiz denedik. “The cluster exercise”.

Nasıl mı efendim;  Öncelikle yakın değerde iki marka seçiliyor. Mercedes – BMW, Barcelona – Real Madrid gibi. Miami – NewYork teklifim onay gördü.  Hemen egzersize geçtik. İki grup kendi markaları için hemen akıllarına gelen, çağrışan kelimeleri yazıp masanın üzerine koymaya başladı.

Aklımda Kalanlar;

Miami;

Kumsal, flamingolar, sörf, uyuşturucu, turizm, güneş, patenli kızlar, bayside, homoseksüeller, iguanalar, Ocean Drive, gece kulüpleri, suç, hispanikler, tropik iklim, bahamalar, güneş yanığı, sıcak hava, tatil, timsahlar, Everglades, Miami Vice, mavi yolculuk, klima, mojito, Dexter, Art Deco, Florida, spor arabalar, sanatsal mimari, Miami Herald, Star Iceland, Keys, Latin müziği, Key West….

Bu kelimeler kendi aralarında 3-4 gruba ayrıldı. Her grup için bir ortak isim bulmaya çalıştık sonra.

Doğa, zevk, suç… (Nature, pleasure, crime)

Sonra bu üç kelime göz önüne alınarak en ideal bir tek kelimeye ulaşıldı;

Hedonizm

Miami Amerikalıların zihninde bu kelimeyle özdeşmiş, bunu anladık. Sınfın tamamına yakını Amerikalı olduğuna göre bunu söylemek hata olmaz sanırım.

Bakın New York’ta neler çıktı;

Manhattan, çalışan insanlar, göçmenler, tarih, Çin Mahallesi, kızıl elma, wall street, meydanlar, köprüler, tutku, kapitalizm mimarisi, İtalyanlar, Çinliler, Yahudiler, parklar, Dodgers, Yankiler, İrlandalılar, New York Times, metro, Paul Auster, Central Park, jazz, harlem, Broadway…

Ortaya çıkan 3 grup şöyle adlandırıldı;

İhtiras,  çalışmak, çeşitlilik…  (Passion, working, diversity)

Ve buradan ulaşılan kelime;

Çok kültürlülük (Multicultural)

Peki sizce İstanbul’un değer kelimesi ne?

Hadi birlikte yapalım. Ben şunları derdim;

Boğaz, çay, simit, balık, Galata, tarihi doku, kalabalık, trafik, Beyoğlu, Sultanahmet, Ayasofya, Boğaz köprüsü, kızkulesi…

Ekleyeceğiniz varsa lütfen siz de yorum olarak yazın. 2. ve son bölümleri bir sonraki yazıda değerlendirerek hep beraber İstanbul’un değer kelimesini keşfedelim . Teşekkürler şimdiden katkılarınız için.

Ayrıca; comTalks’a yazmak büyük keyif, umarım uzun soluklu olur. Teşekkürler Sinan ve diğerleri…

  • Pinle
Kurumsal İletişim, Pazarlama içerisinde , , , , , , etiketleriyle yazılmıştır. 19 Yorum

Tavsiye Motoru

Bugün, görevini layığıyla yerine getirmeye çalışan tüketicilerinden oluşan bir tüketim toplumunda yaşıyoruz. Bazılarımız süper-tüketici, bazılarımız yetersiz-tüketici, geri kalan çoğunluk ise ortalama-tüketici. Sistemin çarkları tüm dünya vatandaşlarını süper-tüketici kıvamına getirmek için dönüyor.

Etrafınıza alıcı gözle bakın. İnternette gezinin, D&R’a gidin, hepsiburada.com’a girin, elektronik marketlerde dolaşın, dakick.com‘da kişisel takviminize bakın, fırsat sitelerinde gezinin, twittera göz atın veya arkadaşınızın taşınabilir hard-diskini alın. Yüzlerce şarkı, onlarca yeni dizi, bir sürü yeni çıkan kitap, izlenmemiş filmler, her gece bir konser, bir sürü kaliteli içerikli blog, hızla akıp giden twitler, her Cuma vizyona giren yeni filmler, erken rezervasyon bitiyor mu, masaj fırsatını yakaladın mı, IMDb Top 250, 3D TV, iphone 5, galaxy 2, 4 defa el clasico, daha neler neler…

Dünya geneline bakıldığında Kuzey Kore’yi ve Küba’yı bir kenara koyarsak genel olarak tüketimin süreklediği bir üretim düzeninde yaşadığımızı söylemek sanırım yanlış olmaz. Tüketilsin ki üretilsin ! Tüketmezseniz tükenirsiniz !

O kadar çok sayıda, o kadar çok marka ve modelde içerik, ürün ve servis var ki, kızışık rekabet ortamında envai çeşit mecra üzerinden reklama boğulan tüketicimiz neyi tüketeceğini şaşırmış durumda. Zaten kısıtlı zamanında hangi filmi/diziyi izlesin, hangi kitabı okusun, haftasonu hangi konsere gitsin, twitter’da kimleri takip etsin, google reader’dan neleri okusun, hangi telefonu, arabayı, fotoğraf makinasını, lensi, televizyonu alsın, tatile nereye gitsin, neredeyse beyin hücreleri yakacak sevgili tüketicimizin.

Peki insanoğlu bu çetin durumun üstesinden nasıl geliyor ? En basit yolla. Yakınlarından, tanıdıklarından, kanaat önderlerinden, internette çeşitli mecralardan aldığı tavsiyeler ile. Arabanın lastiklerini değiştireceğim, hangi marka lastik alayım, kankalarıma soruyorum, film izlemek istedi canım, IMDb puanı 7′den aşağı ise geç, tatilde nerede kalınır, ne yenir, ne içilir konusunda illa ki ekşisozluk, twitterda kimi takip etsem, M. Serdar Kuzuloğlu kimleri takip ediyor göz at, fotoğraf makineme lens alacağım forumlardan yorumları oku, android marketten uygulama indirirken rating puanlarına bak, hangi cep tarifesi, hangi internet paketi eşe dosta danış. Tüm bu süreçler kendi zorluklarını içinde barındırıyor. İçerik (film, şarkı, makale vb. ) tüketimi için çok detaylı inceleme yapmaya gerek yokken, yüksek maliyetli bir ürün (TV, fotoğraf makinesi, otomobil vb.) satın alınacağında ders çalışır gibi uzun ve yorucu araştırma yapmak gerekebiliyor.

İçerik tüketiminde arkadaşlarımın, benimle benzer ilgi alanlarına/zevke sahip olduğunu düşündüğüm insanların tüketim tercihlerini önemsiyorum. Film zevkine güvendiğim bir arkadaşım IMDb puanı 6,4 olan bir filmi mutlaka izle dediğinde izliyorum. Twitter’da severek takip ettiğim insanların takip etmemi önerdikleirini takip ediyor, paylaştıkları sitelere göz atıyorum. Facebook’ta, onlarca videonun hepsini değil, zevkine güvendiğim arkadaşlarımın paylaştığı videoları izliyorum.

İnsanlık için karar vermeyi kolaylaştırmak adına bir hayal kuruyorum. Tavsiye motoru entegre, devasa bir veri tabanı. Burada izin veren insanların seçim, tavsiye ve karar envanteri tutuluyor. Youtube’da izlediği videolar, sinemada, evde izlediği filmler, okuduğu kitaplar, fizy.com playlist’i, herhangi bir anda TV’de izlediği program, iTunes’dan indirdikleri, tüm tüketici elektroniği ürünlerinin marka ve modeli, tüm abonelikleri (internet, mobil operatör, dergi vb.), rss feedleri, halihazırdaki konumu, sosyal medyada paylaştığı içerikler, seyahatleri hakkında detaylar (ulaşım, konaklama, yeme-içme vb.) ve bunun gibi bir başkasına tavsiye edilebilecek tipte çok çeşitli veri. Bu veritabanında talebinizi onaylayan kişilere dair tüm verileri, hatta takip ettiğiniz insanlara dair ortak verileri  görebileceksiniz. Böylece, görüşüne, zevkine, tercihlerine değer verdiğiniz kitlenin tavsiyelerine de sahip olmuş olacaksınız. Hangi telefonu alsam, hangi otelde kalsam diye daha az düşünecek, varlığından haberdar olmadığınız şarkılar, filmler, kitaplar, yazılar, videolar ile tanışacak, vizyonunuzu geliştirebileceksiniz. Tavsiye motorunun veritabanı çok güvenli olacak ve onaylanmayan kimseyle paylaşılamayacak.

Bildiğim kadarıyla piyasada digg, Amazon Wish List, geçmişteki satın almalarına göre kişiye özel tavsiyeler, TiVo gibi ürünler var ama bahsettiğim kapsamda bir sistem yok. Belki tavsiye motoru fikrim ütopik gözüküyor olabilir ama ürün, servis ve içerik çeşitliliği ve sayısı bu hızla artmaya devam ederse insanoğlu neyi, ne zaman ve nasıl tüketeceği konusunda köşeye sıkışabilir.

Bu hafta comTalks’a değerli bir katılım oldu. Yeni comTalker Ebubekir Kalkan‘a hoşgeldin diyor ve Pazar günkü yazısı için mikrofonu kendisine uzatıyorum.

  • Pinle
Genel içerisinde yazılmıştır. 1 Yorum

comTalks’un Gelişimi ve Üniversite Ziyaretleri

23 Kasım 2010‘da nefes almaya başladı comTalks. Bugün takvimler 22 Nisan 2011‘i gösteriyor ve biz 100. yazımızı çoktan geçtik. Hatta geçtiğimiz günlerde yazarlarımızdan sevgili Burak Budak comTalks ile ilgili bir istatistik yazısı yayınladı. Bu Cuma sizi gündemimizle ilgili biraz bilgilendireceğim.

Öncelikle gerçekleştirmek istediğimiz aylık kahve toplantısı projemiz var. Davet usulü katılım yapılabilecek bu etkinlikte güncel konuları tartışalım, okurlarımız arasındaki iletişimi güçlendirelim istiyoruz. Konsept üzerinde hala çalışıyoruz ve açıkçası yorumlarınıza ihtiyacımız var.

comTalks‘ta alanlarında uzman arkadaşlarımla bir araya gelip sizlere kendimizce kıymetli içerik sunmaya çalıştık . Çekirdek ekibimize sonradan sevgili Uygar Boynudelik katıldı ve kendi perspektifinden bizlere çok kıymetli veriler sundu. Biz ekip olarak okumaktan çok keyif aldık, umarız sizler de almışsınızdır.

Hiçbir ticari beklenti olmaksızın çıktığımız bu yolda ummadığımız halde güzel teklifler de aldık. Kabul edemesek de ekibimizi ve comTalks markasını değerli bulan herkese sonsuz teşekkürler. Ekip olarak kâr amacı gütmeyen bir organizasyon olarak kalmayı tercih edeceğiz.

comTalks’a Deneyimli Bir İsim Daha!

Bu hafta sizlere güzel bir haberim var. Bu haber aynı zamanda comTalks ekibinde bazı değişikliklerin de habercisi sayılabilir. Türkiye’nin en büyük yayın evlerinden biri olan Timaş’ın Pazarlama Yöneticisi Ebubekir Kalkan artık comTalks ekibinin bir parçası. Her Pazar günü bizlerle pazarlama yaklaşımları ve reklamcılıkla ilgili tecrübelerini paylaşacak. Kendisi bu Pazar yazacağı ilk comTalks yazısıyla resmen ekibimize dahil olmuş olacak. Kısacası artık Pazar günleri comTalks’ta Ebubekir Kalkan günleri olacak.

Açılışımızdan bu yana comTalks adıyla şimdiye kadar iki üniversite ve bir dernek ziyareti gerçekleştirdik. Sonuncusu İzmir Ekonomi Üniversitesinde Şapka Takımı ve sevgili Erdal Erdoğdu’nun daveti üzerine İzmir’e yaptığımız ziyaretti.

İzmir Ziyareti:


İzmir’de değerli konuşmacılarla birlikte keyifli bir etkinlik gerçekleştirdik. Dost Karaahmetli, Çiğdem Özkan, Fatmanur Erdoğan, Ömer Ekinci, Ercüment Büyükşener ve Sevil Mert’in de konuşmacı olarak yer aldığı etkinlikte yapılan sunumların yanı sıra organizasyonda emeği geçen öğrenci arkadaşlarımız ve değerli akademisyenlerimizin de yakın ilgi ve konukseverlikleriyle verimli zaman geçirdik. Sosyal Medya Uygarlığında Pazarlama İletişimi isimli etkinlikte ben comTalks’u temsilen “İnternet Reklamcılığı ve Dijital Farkındalık” başlıklı bir konuşma yaptım.

Bu vesileyle İzmir Ekonomi Üniversitesinden başta Dekan Prof. Dr. Sevda Alankuş ve Halkla İlişkiler – Reklam Bölüm Başkanı  Yrd.Doç.Dr. Ebru UZUNOĞLU olmak üzere organizasyonda emeği geçen tüm arkadaşlarımıza teşekkürlerimizi sunarız.

Bu hafta İzmir ziyaretimizden de bir kare paylaşmak istedim. comTalks olarak önümüzdeki dönemde özellikle üniversite davetlerine katılımımız sürecek.

comTalks’ta bu hafta;

  • Pinle
Etkinlikler içerisinde , , , , , , , , , , , , , etiketleriyle yazılmıştır. Yorum yap

Lullaland Projesi

Herhangi bir marka özelinde proje çalışırken sosyal mecra paylaşımının önemi projeden daha önemli hale geldi. Çünkü yaptığınız projenin duyulmasını sağlayan mihenk taşları: sosyal paylaşım butonları. Ne yazık ki bir buton koymak ile proje yöneticisi olunmuyor. Paylaşımın hangi dürtülerle olacağı, insanların neyi, neden, ne amaçla paylaşılacağı artık uzun uzun düşünülerek planlanıyor. Ancak hala yapılan bir hata var. Üretilen projeyi ittirme yöntemi ile sosyal mecra butonları vesilesi ile projeye dahil etmek.

“Proje tamam, altına paylaşım butonları eklemeyi unutma!”

Geçenlerde proje yönetici bir arkadaşım ile sohbet ediyorduk. Projesinin paylaşımının az olduğu dile getirip Turkler anlamıyor sohbetine doğru konuşma seyir alınca masadan ayrılmak zorunda kaldım. Sosyal paylaşımın esasına uygun bir proje yapmadıysan, projeyi planlarken sosyal mecrayı unutmuşsan beklediğin paylaşım, ancak senin tarafından gerçekleşecektir. Umarım çevren geniştir arkadaşım.

Geçenlerde twitter üzerinde kurgulanmış projeleri araştırıyordum. Öyle bir projeye denk geldim ki aklım başımdan gitti. Şimdi gel de bu projeyi paylaşma (!)

Projenin ismi: Lullaland! Fey&CO isimli bir yatak markası için üretilmiş. Projenin amaçı ise insanların uykusunu getirmek, bu sayede Fey&Co ile uyku öğelerini algıda birleştirmek. Ve tabi son günlerin moda sözü: “Sosyal mecrada adımız geçsin” mottosuna uygun bir şeyler üretmek.

İnsanın uykusunu ne getirir? Uykun yoksa biraz zor bu etkinin birisi üzerinde yaratılması ancak çocuklumu hatırladığımda annem ne zaman kardeşime ninni söylese ben hemen uyurdum :) Bu konuda herhangi bir araştırma yapmadım. Ancak yukarıdaki projede yapılmış araştırmalar sonucu ninni’nin uyutucu etkisi olduğundan bahsediliyor. Herneyse projede Twitter üzerinden yazdığınız mesajlar herhangi bir anlam ifade etmeyen ninnilere dönüşüyor.

Ninni oluşturmak için #goodnight hastagli bir mesaj yazılması yeterli. Sistem otomatik olarak tweet’inizi iyigeceler ninnisine çeviriyor. Lullaland.net adresi üzerinden yazdığınız tweet’in nasıl bir ninniye çevrildiğini okuyabiliyorsunuz. Tabi bu arada karşınıza yumuşacık yataklar çıkıyoooorrr kendinizi salıveriyorsunuz…. İyi geceler….

Projenin adresi: http://lullaland.net/

 

  • Pinle
Pazarlama içerisinde , , , , , etiketleriyle yazılmıştır. Yorum yap