Geçtiğimiz haftalarda Susan Weinschenk’in yazılarından ilham alarak birincisini kaleme aldığımız yazı dizisine birkaç hafta süren üniversite ziyaretlerimiz sebebiyle ara vermiştik. Nihayet bu hafta devam ediyoruz.

En çok ne zaman marka ve logoların etkisi altındasınız?

Cevap şaşırtabilir; Korkulu veya üzgün olduğunuzda. Hollanda’nın Radboud Üniversitesinde, Marieke de Vries tarafından yapılan bir araştırmaya göre insan kötü bir gün yaşıyorsa satın alma kararını verirken daha tutucu davranıyor ve önceden denediği, iyi bir deneyim yaşadığı ürünü tercih ediyor. Fakat eğer mutlu bir gününde ise ürün tercihi yaparken daha esnek davranıyor ve yeni deneyimlere açık oluyor. Bu psikolojik gerçeklik ziyaretçilerinizin online satın alma işlemlerine uygulanıp kolayca kullanılabilir.

Eğer bilinen bir markayı yönetiyorsanız kampanyanıza kitlenizin keyfini anlık olarak kaçıracak materyaller (kahramanlar, animasyonlar ve semboller) üzerine kurabilirsiniz. Ziyaretçilerinizin korku veya üzüntü tecrübe etmesini sağlayarak tercihlerini etkileyebilirsiniz.

Çok bilinmeyen ve “bir şans verilmesini” isteyen markayı yönetiyorsanız yine kampanyanızı ziyaretçinizin mutlu olacağı materyaller üzerine kurmanız mümkün. Ziyaretçileriniz mutlu olduklarında alternatif ürünlere açık olurlar. Elbette onları uzun süre mutlu edemezsiniz fakat küçük tebessümler bile etkili olabilir. Anlık motivasyonlar markanızın çok ihtiyacı olan bir seferlik şansı getirebilir.

Dev bir görselde veya bir kısa filmde en çok dikkatimizi çeken ne?

Tartışmasız insan. Hepimizin beyninde yalnızca insanların yüz ifadelerini anlamak için ayrılmış bir bölüm var. Bu yüzden kampanyada kullanılan insan figürleri, insanların yüzleri ve yüz ifadeleri kitle üzerinde son derece etkileyicidir. Bilinç altımızın birbaşka ürünü istem dışı hepimiz reklam görsellerinde ve video kliplerdeki insanların baktığın noktalara bakarız. Dijital düşünecek olursak; yalnızca dikkat çekmek istiyorsanız direkt kameraya bakan insan figürleri en etkileyici yol ama eğer bir yönlendirme hedefliyorsanız örneğin bir e-ticaret sitesinde dikkat çekmek istediğimiz bölüme bakan figürler gerçekten kullanışlı olabilir.

Stres zehir mi panzehir mi?

Kampanya doğrultusunda bir kullanıcıya bir form doldurtmaya çalışıyorsak küçük bir miktar stres bu formu doldurmasında kullanıcımızı motive edebilir çünkü dikkati artacaktır fakat stres dozu biraz arttığında kullanıcı formu ya doldurmaz ya da eksik doldurur.

Özellikle gücünü veriden alan servisler, ziyaretçilerinin stres seviyesini en uygun seviyede tutmak için çalışmalıdırlar. Kullanıcının online alışveriş tecrübesine de bağlı olarak internetten bilet alırken, doktor randevusu alırken veya kredi kartı numarasını girerken kullanıcılar aşırı streslenebilir ki bu büyük oranda ya hatalı yada başarısız giriş getirir. Bu sorunun üstesinden gelebilmek için anlatıcı ve ferah formlar kullanmalı ve ziyaretçiyi gereksiz öğelerden kurtararak sonuca ulaştırmalı, mümkünse ona tamamladığı her öğede işlerin iyi gittiğini hissettirmeliyiz.

Yazı dizisine devam edeceğiz.

Bu hafta şehir dışında olmam sebebiyle yazım biraz gecikti, umarım tekrarlanmaz. Her hafta olduğu gibi bu hafta da comTalks ekibinin paylaşımlarıyla aranızdan ayrılıyorum. İyi haftasonları efendim..