Uzay 1999 70’li yıllarda yayınlanan bir tv dizisiydi. Çocukken bizde bir oyunu da vardı. Uzay gemileri, aya sık sık yapılan yolculuklar, ışınlanmalar bu oyunda yer alan güzel konulardı. Gelin görün ki 1999 yılına geldiğimizde oyundaki ya da dizideki teknoloji ile uzaktan yakından alakamız yok. Hayatımızdaki iki temel yenilik internet ve cep telefonları. Bu ikili aslında hemen hepimizin hayatını etkileyecek çok major değişikliklerdi ama uzay yolculuğu ya da ışınlanma gibi konular bizler için hala fantastik. 1999’u 12 yıl geçtikten sonra da hala öyle.


Bulunduğumuz zamana göre geleceği nitelendirirken, projeksiyon yaparken bir anlamda aşırı hayalperest davranmaya esprili bir şekilde Uzay 1999 sendromu diyebiliriz. Bugünlerde benim de bir çalışanı olduğum kitapçılık sektöründe e-kitap ile ilgili yoğun tartışmalar yaşanıyor. İnternet hayatımızı hızla değiştirirken önünü görmek isteyen yayıncılar da pazarın alabileceği yeni durumlara göre doğru konumlanmak istiyorlar şüphesiz.
Amerika Birleşik Devletleri’nde elektronik kitap satışları da hızla yükseliyor. Amerikan Yayıncılar Birliği’nin (Association of American Publishers – AAP) daha önce yayınladığı rapora göre Ocak 2011’de bir önceki yıla göre satışlar %115’den fazla arttı. Son rapora göre ABD çapında e-kitap tüm kategorilerde satış birincisi oldu ve toplamda bir yıl önceki aynı döneme göre %202,3’lük artışa ulaştı.
Yine Amerika’da basılı kitaplarda ise yaklaşık %25’lik bir düşüş var. Bu durum dijital platformların yaygınlaşmasının bir sonucu şüphesiz. Elektronik kitap aynı zamanda maliyeti ve dolayısıyla fiyatı daha düşük bir ürün. Bu iki faktör e-kitabın tercih edilmesinde önemli rol oynamakta. Önümüzdeki dönemde kitapçıların e-kitap alanında pazarlama konusunda kendilerini geliştirerek ve yatırımı bu alana yönlendirerek e-kitap satışlarının daha da artmasını sağlayacaklarını tahmin etmek güç değil.


Peki bizde durum nasıl? Bizde yayınevlerinin konuya biraz temkinli yaklaştığına şüphe yok. Dijital kitap okuma platformu sahiplerinin giderek çoğalacağını ve aynı zamanda daha düşük fiyatların cazibesini hesaba kattığımızda e-kitap satışlarının da artacağını ön görebiliriz elbette. Bununla birlikte bir Uzay 1999 Sendromu endişesi yaşayan yayıncıların bu konuda genel olarak çekingen davrandıklarını düşünüyorum.
Bu hafta boyunca Türkiye’nin önde gelen yayınevlerine e-kitap ile ilgili neler yaptıklarını soran birer elektronik posta göndereceğim. Önümüzdeki hafta bana gelenleri sizlerle paylaşmaktan keyif alacağım.

Her hafta olduğu gibi; harika bir pazar ve olağanüstü bir hafta geçirmeniz dileğiyle son veriyorum yazıma…