Bir çocuk dünyaya gelir. Dünyaya gelmek onun tercihi değildir. Adı soyadı kendisine sorulmadan tayin edilir. Kız veya erkek olacağını seçemez. Aralarında bir cinsel ilişki yaşadı diye, iki insana ömür boyu anne baba demek zorunda kalır. Doğacağı ülkeyi seçmemiştir. Türk olduğunu ilan edilir.  Kendisini bir Tanrının yarattığı anlatılır. Dini doğduğu ülke ile birlikte paket gelir.

Sonra konuşmaya başlar çocuk. Kendine has agu, gugu diye dili vardır. Anlamazlar kendini. Mecbur kalır öğrenir dünyanın en çok konuşulan dili Türkçeyi. Sırf birkaç ay bir kadının karnında kiracı kaldı diye tanımak zorunda kalır anneanne, dede, dayı, teyzeyi. Sırf bir adam azdı diye tanışmak zorunda kalır amca, hala, dede, babanneyle. Neden diye sormaz hiç. Soru sormak bu aşamada öğretilmemiştir.

Zaman geçer aradan okula başlar çocuk. Birilerinin zaman içinde bildikleri, o bilgiyi öğrenenler tarafından çocuğa empoze edilir. Çocuk artık öğretilmiştir. Yunanlar düşmandır. Vatan savunulacak, din korunacak, dile sahip çıkılacaktır. 2 x 2 =4 tür 4 rakamı yerine neden 9 denmediğini merak etmez çocuk. Neden beş parmağımız olduğu çocuğun umrunda değildir. Yaratan öyle istemiştir.

Çocuk sınava girer. Soruların kesin cevabı beş şıktan biridir. Altta şıklardan biri olarak doldurmak için ……………. konulmaz. Bu aşamada çocuktan öğrenilecek birşey olduğu düşünülmez.

Çocuk 18 yaşına gelir. İnternette hangi siteler girip hangilerine girmeyeceği öğretilir. Ne yazıp ne yazmayacağına yönelik açıklamalar, sınırlamalar konur. Dinlemez baş kaldırır diye çocuk yasa yapılır, kanun konur.

Seçimlerde çocuktan Türkiye’nin partilerinden birini seçmesi istenir. Ömrü boyunca kullanamadığı seçim hakkını ilk defa kullanacaktır çocuk. Çok heyecanlıdır. Ancak kullanmaya kullanmaya doğru seçim konusunda tecrübesizdir. Hata yapmak istemez. Damgayı hepsine birden basar bir seçim hakkından daha vazgeçer. Boyun eğer demokratik düzene, seçme seçilme hakkına ve de seçim-sizliklerine….