Avrupa’da daha yenilikçi ve güçlü bir ekonomi için Avrupa Komisyonu, mevcut fikri mülkiyet haklarının gözden geçirilmesine karar verdi.

Kullandığımız teknolojiyi koruyan, fark etmesek de günlük hayatımızı etkileyen fikri mülkiyet hakları, son yıllarda teknolojinin hızlı gelişimi ve online etkinliklerin hayatımızı değiştirmesiyle sıklıkla gündeme gelen konulardan biri. Teknolojide yaşanan gelişmeler fikri mülkiyet haklarının işlediği çerçeveyi değiştirmekle kalmayıp, bu hakların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini de gösteriyor.

Avrupa Birliği politikalarının tasarlayıcısı ve koordinatörü Avrupa Komisyonu da bu kapsamda fikri mülkiyet haklarının işlediği yasal çerçeveyi yenilemek için hazırlıklara başladı. Komisyon, Avrupa iç pazarında fikri mülkiyet haklarını modernize etmek adına yeni bir strateji taslağı oluşturdu. Marka, patent, telif hakları, dijital kütüphaneler ve daha pek çok alanda yeni uygulamalar içeren strateji kapsamında entellektüel sermayenin etkin şekilde korunması amaçlanıyor.

Fikri haklar doğru korunmazsa inovasyon olmaz

Avrupa’da inovasyonu ve yaratıcılığı geliştirmek adına ortaya konan yeni strateji kapsamında “yetim çalışmalar” diye tabir edilen sahipsiz çalışmalar için daha kolay bir lisanlama sistemi, Avrupa Sahtecilik ve Korsanlık Gözlemevi’ni güçlendirmek için yeni uygulamalar, fikri mülkiyet haklarını ihlal eden malların ticaretini engellemek adına gümrük uygulamaları için yeni düzenleme önerileri getiriliyor.

Ayrıntılarının 2011’in ikinci yarısında açıklanacağı strateji, Avrupa ekonomisi adına iç pazarda fikri mülkiyet hakları korumasının doğru seviyede sağlanabilmesi için şart görülüyor. Ekonominin gelişiminin yasalarla korunan yeni fikir ve bilgilere bağlı olduğunu söyleyen İç Pazar Komisyoneri Michel Barnier şu açıklamayı yapıyor: “Fikri haklar doğru korunmazsa inovasyon olmaz, oluşturulacak yeni kurallar yaratıcılık ve yenilik yaratmada doğru dengeyi kuracak, öte yandan fikri mülkiyet haklarınca korunan hizmet ve mallara en geniş ölçüde erişimin sağlanmasına imkan tanıyacaktır.”

Etkili bir dijital iç pazar için fikri haklar doğru şekilde korunmalı

Avrupa’nın dijital ekonomisini temsil eden en büyük bilişim endüstrisi birliği DIGITALEUROPE Avrupa Komisyonu’nun fikri mülkiyet hakları hakkında yeni hazırlıklarını değerlendirdi.

DIGITALEUROPE Genel Direktörü Bridget Cosgrave, komisyonunun fikri mülkiyet hakları konusunda ortaya koyduğu stratejiyi değerlendirirken, bu kapsamda alınacak insiyatiflerin AB ile uyumlaştırılmış fikri mülkiyet hakları stratejisi için anlamlı bir çıkarım sağlaması gerektiğinin altını çizdi.

İç pazar vizyonu için önemli bir kilometre taşı olarak değerlendirilen komisyonun almış olduğu fikri mülkiyet hakları stratejisini değerlendiren DIGITALEUROPE, Avrupa pazarının canlı ve ekonomik olarak etkili bir dijital iç pazar yaratmasının önünde duran konuların Avrupa Birliği karar vericileri tarafından ele alınmasında cesur adımlar atmasını talep ediyor.

Birlik bununla birlikte tüketicileri, sanatçıları, endüstrileri olumsuz yönde etkileyen parçalanmış ve bozulmuş telif harç ve içerik lisanslama sistemine işaret etmek için Avrupa’nın yasama yoluyla bir an evvel harekete geçmesinin şart olduğunu öne sürüyor.

Avrupa fikri mülkiyet haklarının yeniden gözden geçirilmesine karar verirken, Türkiye’de durum ne peki? Konu hakkında görüşünü aldığımız bilişim hukuku konusunda uzman avukat Emre Berk, Türkiye’deki Fikri ve Sinai Mülkiyet Hukuku mevzuatının bilinenin aksine dünya standartlarında olduğunu anlatıyor:

“Ülkemizin Fikri ve Sinai Mülkiyet Hukuku mevzuati, tüm hukuk alanları içinde AB ve hatta gelişmiş diğer ülke mevzuatlarıyla son derece uyumludur. Türkiye, TRIPS, Bern, Paris gibi tüm büyük uluslararası sözleşmelere taraf olmuştur; ayrıca hem WIPO (World Intellectual Property Organisation) hem de WTO (World Trade Organisation) nezdinde de bu alanda faal çalışmalar içinde bulunmaktadır.

Yürürlükteki mevzuatımız içerik olarak dünya standartlarındadır. Bunun yanında meslek ve sektörel örgütler de oldukça aktif rol almaktadır. MUYAP, MESAM gibi meslek örgütleri özellikle müzik alanında fikri hakların korunması için gerekli iç düzenlemelerini yapmış ve sanatçılar adına söz konusu olabilecek ihlalleri engellemek adına yoğun çalışmalar yapmaktadır.”

İnternet alan adları üzerindeki fikri hak ihlallerine de değinen Berk, “Alan adlarında temel prensip; `ilk gelen, ilk alır` şeklindedir. Ancak şartları oluşmuşsa, marka adınızı ya da marka adınızla karışıklık yaratacak kadar benzer olan bir kelimeyi, alan adı olarak kullanan kişiden bu alan adının size transferini, çeşitli kurumlar nezdinde talep edebilirsiniz. Buna paralel olarak bizim de üye olduğumuz WIPO nezdinde bir şikayet konseyi mevcuttur. Ayrıca 2010 yılında yürürlüğe giren Internet Alan Adları Yönetmeliği ile bizim hukukumuzda da artık, `tr.` uzantılı alan adlarına yönelik bir `Uyuşmazlık Çözüm Mekanizması` söz konusudur.” diyor.

“Hukuk teknolojiyle ayni kulvarda koşamaz”

Ancak Berk Türkiye’deki Fikri ve Sinai Mülkiyet Hukuku mevzuatının dünya standartlarında olmasından öte bu mevzuatın uygulanması konusuna daha çok dikkat çekiyor:

“Hızlı gelişen ülkemizde, genç nüfustan dolayı online mecrada yapılan aktivitelerin oranı oldukça yüksek. Bu anlamda hukuki düzenlemelerimizin de ayni hızda gelişmesi ve hantal kalmaması çok önemli. Şu an için mevzuatımız her ne kadar yeterli gibi dursa da burada önemli olan çerçeve hükümlerin, konusunda uzman hukukçular, hakimler tarafından yorumlanması ve doğru uygulanması. Yani sorun aslında hukukun içeriğinde değil, uygulanmasında. Zira hukukun teknolojiyle aynı kulvarda koşması hiçbir zaman mümkün değildir.”