Yayınevleri genel itibari ile hacimli satışlara ulaşabilen ticari yapılar. Satışa konu olan ürün kitap, ortalama 1000-1500 adetten az basılmamakta. En azından kalburüstü, bilinen yayıncılar  için bu böyle. Peki her basılan kitap satılıyor mu? Bunu bir de firmanın yetkililerine sorun, o basılan kitabı satmanın hiç de öyle kolay olmadığı ile ilgili güzel bir söylev dinlersiniz ki yerden göğe kadar haklılardır.

-Umulur ki- satışı yapılmak umuduyla basılan kitapların bir de pazarlama bütçeleri oluşturulmakta. Elbette ki bunlar da önceki satışlardan ayrılmış ve satış/kâr olarak geri dönüşü hiç de garanti olmayan bir yatırım. Böyle bir yatırımı elbette çok akıllıca kullanılması gerekir. Bunun içinse geleneksel – yeni, sabit – sürekli değişen birçok seçenek bulunmakta. Satış kanallarına dair bir promosyon ile elde edilmiş -mesela- bir raf alanından tutun da, otobüs duraklarındaki dev ilanlara kadar belki de yüzlerce seçenek. Bu birkaç yazıda bu alternatiflerin içerisinde bazı yönleri itibariyle son derece etkili olduğuna inandığım dijital pazarlama ile ilgili düşüncelerimi paylaşacağım.

Özellikle Sosyal Medyada Türk kullanıcısı son derece aktif. Dijital Marketing anlamında ise firmalar ne kadar aktif ve istekliler tartışılır.  Yayınevleri dünyasında e-kitap ile ilgili bir çekimserlik yaşanmaktayken, pazarlama bütçelerinde dijitale ayrılan dilimler hala çok küçük. Üstelik genel itibariyle bir stratejiden yoksun olarak ortaya çıkma eğilimindeler. Yayınevleri dijital pazarlama ile ilgili birşeyler yapmaya girişip girişmeme konusunda uzun uzuun düşünüyorken, bir de sağlam stratejiler beklemek biraz iyimserlik kabul. Ve ama çok değerli olan bütçe harcanırken atılacak her adımın bir anlamı olmalı.

Diyelim ki bir ajans olarak bir yayınevi ile bir anlaşma imzaladınız. Size pazarlama bütçelerinden bir miktarı yönetmek için yetki verdiler. Nelerle karşılaşacaksınız? Şirketin sahipleri stratejinizin satış odaklı olmasını bekleyecektir, editörler ve yöneticiler ise kitapları, yazarları odak noktasına koyan bir stratejiyi kabul edilebilir bulacaklardır. Varsa pazarlama ekibi heyecanlanacak, satışçılar burada bize ne var diye bakacak, landing alanlarına satış sitelerini koymanızı önerebileceklerdir.

Bir de itirazlar yükselebilecektir. “Kardeşim, bilgisayar başındaki adamın kitapla ne işi olur?” Sonuçta dijital dünyayı kullanan kitle yeniliklere açık, gündemi takip eden, görece genç bir kitle. Bu kitlenin kitap okumayı sevmediği gibi bir iddia kabul edilemez. Çok ciddi cirolar yapan kitap satış sitelerinin varlığı bu iddiayı çürütür. Aksine sosyal medya ve bilgisayar çokca kullanan, internette dolaşmayı seven kitle meraklıdır, iletişime düşkündür, sosyaldir. Kitap okuru profilinin bunlara aksi yönünde özellikleri olduğunu düşünmüyorum.

Kitle ve mecra ile ilgili analizi sürdürürsek, size çok net birşey söyleyebilirim: Herkes burada! Herkes Facebook’da, herkes google kullanıyor, herkes tweet atıyor. Herkesin buralarda olduğunu herkes de görmeye başladı. Artık buralarda olmak yetmeyecek, artık buralarda nasıl olduğunuz, nasıl göründüğünüz, nasıl ilişki kurduğunuz önemli hale geldi. Ha bir de kolaylıklar var tabi. Dijital pazarlamanın süper avantajları var…   O da bir sonraki yazının konusu olsun.

Not: Foto flickr.com‘dan.