comTalks’un başarı hikayelerinde dokuzuncu haftaya geldik. Başarı Hikayeleri serisi bu hafta özellikle teknik arkaplana sahip okurlarımızın bileceği GitHub‘ın etkileyici büyüme serüveni ile devam ediyor. Biz, bu yazı dizisinde risk sermayesi desteği almaksızın 1M+ $ gelir seviyesine ulaşmış şirketlerin tecrübelerini aktarmaya çalışıyoruz.

Geçtiğimiz haftalarda comTalks’ta sırasıyla Campaign Monitor, BigCommerce, Logik, iTeleport, TechSmith, Litmus, iData, A Small Orange , WooThemes , Smartasses ve AnswerLab şirketlerinin başarı hikayeleri vardı. Seriyi yeni farkeden okurlarımız baştan başlayabilirler.

Bu seri 37signals’in Bootstrapped, Profitable & Proud serisinin Türkçeye çevirisidir.

Şirketiniz tam olarak ne yapıyor?

Git(nedir?) veya Subversion gibi versiyon kontrol sistemlerini kullanan şirket ya da açık kaynak projelere özel ve halka açık opsiyonlarıyla kaynak kod barındırma hizmetleri sağlıyoruz. İster özel, ister halk açık proje olsun yapmak istediğimiz şey programcıların projelere katılım gösterirken karşılaştıkları zorlukların üstesinden gelmek. Açık kaynak kodlu bir yazılıma bir eklenti geliştirmeye çalışıyorsanız odak tamamen proje ve kullanıcıları olmalı, yüklemeye çalışmakla uğraşmamalısınız. Aynı mekandan veya dünyanın herhangi biryerinden birden fazla kişi aynı proje üzerinde çalışıyorsa bu bir kazanım olmalı eziyet değil.

Biz aynı zamanda git eğitimleri veriyor, git eğitim materyalleri sağlıyoruz ve açık kaynak kodlu projelere sponsor oluyoruz.

Peki “Normal” insanlara ne iş yaptığınızı nasıl açıklıyorsunuz? (örn: anneniz, kokteylde tanıştığınız biri, gibi.)

GitHub programcıların Wikipedia’sı gibi. Program dosyalarını düzenleyebilir, kim neyi değiştirdi görebilir, eski versiyonlarla karşılaştırabilir ve tüm dünya’nın erişimine açabilirsin. Tek fark burada bir program’ın kaynak kodlarıyla uğraşıyorsun, ansiklopedik bilgiyle değil. Şirketler burayı yazılım projeleri ve web siteleri geliştirmek için kullanırken bireysel programcılar hobi olarak bazı projelerini yayınlıyor.

İş modeli çok basit: eğer herkesle birşeyler paylaşmak istiyorsan para ödemiyorsun. Eğer kodlarını kimseyle paylaşmak istemiyorsan ki o zaman kodlarından para kazanıyorsun demektir, o zaman ödeme yapmak durumundasın.

Soldan sağa: Rick Olson, Tom Preston-Werner ve Chris Wanstrath. (Foto: Dave Fayram)

Eğitim işinizin ne kadarlık bir kısmı?

Eğitimden çok para kazanmıyoruz fakat eğer daha fazla insana git’in nasıl kullanıldığını anlatabilseydik bundan herkes kazançlı çıkardı. Müşterilerle yüzyüze görüşmek ve ilişkiyi kuvvetlendirmek de çok iyi. Bu arada eğitimler için git sihirbazımız Scortt Chacon’u dünya’nın dört bir yanına gönderiyoruz.

Açık kaynak kodlu projelere sponsorluk yapmak ve git eğitim materyalleri yayınlamak herkesin iyiliği için fakat biz bunları sadece sevdiğimiz için yapıyoruz. Eğer bir GitHub kullanıcısı zamanının küçük bir kısmını açık kaynak kodlu bir proje için harcarsa bu bizi çok mutlu ediyor.

Herşey nasıl başladı?

Başlarda GitHub bir haftasonu projesiydi. Tom Preston-Werner ve ben yerel olarak düzenlenen bir programcılar etkinliğinden sonra spor barında takılıyorduk. Tom git barındırma projesini bana burada anlattı. Git ile ilgili kaynakların bulunduğu, kaynak kodların kolayca yüklenip paylaşıma açılabileceği bir yer olacaktı. Tamamen ihtiyaçtan doğdu. İkimiz de versiyon kontrol sistemlerini seviyorduk fakat başkalarıyla kod paylaşmanın sağlıklı bir yolu yoktu. Tom bu açığı kapatmada ilgili olacağımı düşündü, nitekim ben de ilgiliydim.

Cumartesi günleri siteyi parça parça bir araya getirmek üzere bir araya gelmeye başladık. Branç yapıyor, siteyle ilgili fikirleri tartışıyor ve sonra işe koyuluyorduk. Tom sayfaları ve fikirleri tasarlıyordu, ben de entegre ediyordum. Temel özellikler ortaya çıkar çıkmaz GitHub’ı benim günlük işimde kullanmaya başladık, bu PJ Hyett ile ortak kurduğum bir girişimdi. Siteyi geliştirmenin müthiş bir yoluydu. Hem PJ hem ben GitHub’ı aktif olarak kullandık ve çok büyük bir açığı giderdiğini farkettik.

Tom’un bir önceki macreasında (Gravatar) öğrendiği birşey vardı. Kaynağa dayalı bir hizmeti ücretsiz sunduğunuzda sorunlarla karşılaşmanız kaçınılmazdı. Fakat o projede barındırılan ve sunulan şey görseldi, bu projede ise sunulan şey program kodları. Yazılım projelerini saklamak ve sunmak büyük ölçekte bizim için büyük sunucu maliyetleri demekti. Bu yüzden zararı telafi etmenin bir yolunu aramaya başladık.

Aklımızın bir köşesinde bu fikirler varken ilk açık beta’mızı arkadaşlarımızla birlikte yayınladık ve site ilk günden uçmaya başladı. Açık veya özel kod depoları oluşturabiliyor ve ücretsiz kullanabiliyordunuz. İnsanlar hemen GitHub’ı kendi işleri için kullanmaya başladı. Aslında PJ’in ve benimde ilk refleksimizin bu olduğunu düşünürsek çok şaşırtıcı değildi. Çok geçmeden insanlardan özel depolar için nasıl ödeyebileceklerini soran e-posta’lar almaya başladık.

Bu noktada GitHub’ın giderlerini karşılamaktan öte gerçek bir iş olabileceğini anladık. Açık kod depolarını ücretsiz dağıtmaya devam ettik fakat özel olanlar için ücret almaya başladık. Bir başka deyişle, işlerini kolaylaştıran bir servis olduğu için ücret ödemek isteyen insanların istediğini yaptık.

PJ GitHub’a kurucu ortak olarak katıldı ve önceki girişimimiz üzerinde çalışmayı bıraktık. Artık girişimimiz GitHub’dı. Üçümüz birden siteyi resmi olarak 2008 yılının 10 Nisan gününde açtık. O günden bu güne de çalışmaya devam ediyoruz.

Başlamak için ne kadar nakte ihtiyacınız oldu ve nereden buldunuz?

Herşey bir alan adıyla başladı, Slicehost’tan ucuz bir barındırma paketi ve birkaç stok görsel. İşi resmi olarak başlatmaya karar verdiğimizde ise şirket kurulum giderleri için birkaç yüz dolara ihtiyacımız oldu bunu da aramızda paylaştık.

Asıl maliyet hem siteyi ve işi büyütüp hem de kendi hayatlarımızı idame ettirebilmekti. PJ ve ben danışmanlık yaparken Tom da bir yandan tam zamanlı bir işte çalışıyordu. İş büyüdükçe biz de tam zamanlı olarak kendi işimizde çalışacak duruma geldik.

Küçük maaşlarla başlayacaktık, aylık hedefler belirleyip bu hedefleri yakaladıkça kendi gelirlerimizi de arttıracaktık. Eğer işler çok iyi giderse tam zamanlı çalışma gelirine sahip olabilecektik.

Bu plan bizde çok iyi çalıştı. Birkaç ay istediğimiz hedeflere ulaşamadığımız için maaşlarımız yerinde saydı. O noktada ısrarcı olup çalışmaya devam ettiğimiz için gelirlerimiz istediğimiz düzeylere yükselebildi.

Ne kadar başarılısınız?

Benim ölçülerime göre, eğer çok başarılı insanlara iyi maaşlar ödeyerek bizimle çalışmaya ikna edebiliyorsak ve bunu hiç bir dış kaynak kullanmadan yapabiliyorsak, çok başarılıyızdır.

Rakamlar büyüdükçe yüzbinlerce kullanıcımız ve onbinlerce müşteri ve neredeyse bir milyon kod deposuna sahip olduk ki hala günde binlercesi oluşturuluyor. Tüm bunlar iki yılda oldu.

Nasıl bir ortamda çalışıyorsunuz?

Kaotik, ama biz böyle seviyoruz. Yöneticilerimiz yok, bunun yerine şirket olarak fikirler ve önceliklerini belirliyoruz. Fikirle iligli kim çok istekliyse o fikri hayata geçirilmesini üstleniyor ve sahipleniyor.

Belki çılgınca gelebilir ama çok iyi çalışıyor. İnsanların uğraştığı şeylerle ilgili olmasını sağlamanın müthiş bir yolu. Bu sebeple şirket olarak sadece işe yarar şeylerle uğraşmış oluyoruz. Eğer dandik bir işse kimse yapmaz. Hepimiz sitenin aynı zamanda kullanıcılarıyız bu yüzden neyin eksik neyin çalışmaz halde olduğunu iyi biliyoruz. Aynı zamanda pek çok müşterimizle de arkadaşız, öncelikleri belirlemede bunun da çok faydasını görüyoruz.

Kültürel olarak biz dağıtımlı bir şirketiz. San Fransisco’da bir ofisimiz var ama nadiren herkes aynı anda ofsite oluyor. Gerçek ofis, hani insanların her zaman birlikte olduğu yer bizim için Campfire odası. Başlarda ihtiyaçtan oldu, ofis tutacak paramız olmadığı için evlerimizden veya kahve dükkanlarından internete bağlanarak sanal ortamlarda çalışmaya başladık. Fakat şimdi aslında bunun işleri yürütmek için çok daha iyi bir yol olduğunu düşünüyoruz. Şirket çalışanları bir gün yüz yüze birlikte çalışırken ertesi gün uçağa atlayıp dünyanın öbür ucundan ekibe katılabiliyorlar. Ofis saatlerimiz de yok. İnsanlar saat saymaktansa sadece onlara tanımlanan görevlere odaklanıyorlar.

Tek hedefimiz işlerin tamamlanması. Zamanımızın çoğunda bir internet projesi üzerinde çalıştığımız için şanslıyız. Ki bu, gerekli değişiklikleri çok hızlı uygulayabilmek demek. Yeni özelliklerin önce hayata geçirilmesi ve sonra eksiklerinin giderilmesi gerektiğini öğrendik. Sözü geçen yeni özelliği önce kullanıcıların nasıl kullandığını görür onların beklentilerine göre nasıl geliştireceğinize karar verirsiniz.

Niçin önce işi yapıp sonra eksiklerini gidermek daha iyi? Bu konuda verebileceğin bir örnek var mı?

Her zaman haklı olamazsınız ve hiçbirşey asla mükemmel olmaz. Bunun farkına varmak büyük bir rekabet avantajı. Yeni özellikleri erkenden yayına almak kullanıcıların sitenizi nasıl kullandığını anlamanızı ve buna göre davranmanızı sağlar. Yayına aldığınız bu özellik ne kadar işe yarar? İşe yaramaz dediğiniz bir özellik gerçekten öyle mi? Sitedeki korktuğunuz açığı hiç bir kullanıcınız farketti mi? Bazı konulara çok yaklaşıp miyop davranmak her zaman mümkündür.

Online proje geliştirirken sonsuz zamanınız yok ve öncelikleri belirlemek çok basit değil. Bu yüzden bırakın müşterileriniz size bu konularda da yardımcı olsun. Ne istediklerine bakın ve istediklerini onlara verin.

Yeni özellikleri yayına alma işini önceliklendirmek de çok eğlenceli. Bitiş tarihleri tanımladığınızda yaptığınız şey iş gibi geliyor fakat yayına alma yarışı başka birşey.

Son yayına alma işleminde “Organizasyonlar” özelliğimizi hayata geçirdik. Ben de bizzat bu geliştirmeye katıldım. Kullanılabilir birşeyler elde eder etmez birkaç yakın arkadaşı kapalı beta’ya davet ettik. Onların yeni özelliği nasıl kullandığını takip etmek bize çok değerli bilgiler kazandırdı. Hangi düzende kullandıklarını gördük, eksikleri kapattık ve birkaç ek özellik ekledik.

Şirkette hedefiniz ne?

Beş yıl içerisinde yaptığımız işi ve iş arkadaşlarımı sevmeyi hedefliyorum. Elbette işleri büyütmek ve daha fazla kazanmak istiyoruz. Yeni insanları işe alıp müşterilerimizin beğendiği işler yapmaya devam edeceğiz. Fakat en önemlisi eğlencenin sürmesi. Umarım GitHub her zaman çalışmak için iyi bir yer ve kullanmak için mükemmel bir web sitesi olur.

Yaptığı işe tutkuyla bağlı çalışanlarımız olduğu sürece ve onlar işlerinden keyif aldığı sürece müşterilerimize iyi hizmet vermeye devam edeceğiz (ve elbette kendimize).

GitHub kodlarınızla ilgili detaylı veri görselleştirmeleri sağlıyor. Burada proje üzerindeki her renk farklı programcıları temsil ediyor. Renk yoğunlukları ise projeye etkilerini...

Any examples of a time you ignored the advice/opinions of others and went your own way?

Tom’un bu konuyla ilgili iyi bir makalesi var.

Beklediğimden daha kısa bir sürede bir kararı vermek zorunda kalacaktım. Ya Microsoft’ta çalışacaktım ya da GitHub’da tam zamanlı olarak devam edecektim… Sonunda tıpkı Indiana Jones’in kutsak kase’yi arama imkanını asla kaçırmayacağı gibi. Ben de alternatifleri ne kadar güvenli görünse de kendime ait ve sevdiğim bir işi yapma imkanını kaçıramazdım. Yaşlanıp ölmek üzere olduğumda geriye bakıp “vay, sık maceraydı” demek istiyorum “vay, kendimi güvende hissettim” değil.

Genelde başkalarının fikirlerini/tavsiyelerini görmezden geliriz. GitHub zor tartışmaların şirketidir. Her karar kendi kendini savunmak zorundadır.  We generally ignore the advice/opinions of others as a rule. GitHub is the company of the compelling argument – every decision needs to stand on its own merit. Birinin daha önce başarılı veya başarısız olduğu herşey tartışmalarda işe yarayabilir fakat daha da önemlisi asıl fikrin kendisini ne kadar iyi savunduğu.

Pek çok insan bize git eğitimini bırakmamızı ya da sitenin açık versiyonundan kaldırmamızı söyledi. Fakat her iki ürün de hem biz hem de müşterilerimiz için işe yarıyor. Her şirket farklıdır ve biz müşterilerini dinleyen, kendini dinleyen bir şirket olarak kalmayı hedefliyoruz.

Bu zamana kadarki en büyük mücadele neydi?

İlk yıl bana kendini öğrendiğin ergenlik zamanlarını anımsatıyor. GitHub kendi alanında bir ilkti, bu yüzden hiç bir zaman çok büyük vizyon ve gayelerimiz olmadı. Sadece güzel birşeyler üzerinde çalışmak istedik. Tek ihtiyacımız olanın bu olduğunu söylemek isterdim fakat daha fazlasına ihtiyacımız olduğunu öğrendik; geniş bir vizyonunuz ve felsefeniz olmalı. En azından tüm kurucular aynı sayfa’da olmalı ve bu sayfayı bulmak oldukça zor.

Web uygulamaları yapar mıyız veya yalnızca kaynak kontrolü mü yapmalıyız? Elemanlarımıza ne ödemeliyiz? Konferanslarda konuşmalı mıyız? Müşteri desteğini nasıl ele almalıyız? Tüm bunlar birbirinden farklı sorular gibi geliyor ama aslında şirket felsefesiyle direkt bağlantılı. Bir kere şirketin kimliğini doğru kurguladığınızda tüm bu soruların cevabını vermek çok daha kolay. GitHub’ın şirket olarak nerede duracağının kararını vermeden tüm bu soruların cevabını verirken epey zorlandık.

Bu felsefe biryerlerde yazılı mı? Ya da çalışan herkes ne olduğunu organik olarak mı biliyor?

Çok ciddiye aldığımız işe alım süreçlerinde bunu konuşuyoruz. Herhangi bir potansiyel GitHub çalışanının neyin içerisine girdiğini iyi anlamasını ve bu elbisenin ona olup olmayacağını iyice düşünmesini isteriz. Bunun bir parçası da akşam yemeği yemek, kültür, feslefe, yaptığımız hatalar ve planlar gibi şeyler üzerine konuşuruz.

Başlarda yalnızca yeteneklerine bakarak, şirket kültürüne ve felsefeyi anlayıp anlamadıklarına bakmaksızın işe alımlar yaptık. Doğal olarak, bu işe alımlar çok işe yaramadı. Yani yeni işe alımlarda yetenekler ve tecrübeleri önemli fakat bizi gerçekten “anlamaları” da en az onlar kadar önemli.

Hikayenizle ilgili ilginç olduğunu düşündüğün başka ne var?

Üç şirket kurucumuzdan ikisi üniversite terk.

Niçin olduğunu biliyor musun yoksa sadece bir tesadüf mü?

Tesadüf olduğunu düşünmüyorum. Tom ve ben programcı olarak çalışma küzere üniversiteyi terk ettik.  Onun işi bir girişimde benimki ise geleneksel bir işletmede idi. Fakat ikimiz de ayrıldık çünkü gerçek dünyaya girmek için daha fazla bekleyemedik. Sonunda kaçınılmaz olarak kendi işimizi başlattık.

PJ bir bilgisayar bilimleri eğitimi aldı fakat temelde diplomasını alırken San Fransisco’ya giden bir uçaktaydı. Mezun olmadan aylar önce CNET’te işe girdi (biz orada tanıştık). Üniversite kariyeri boyunca her zaman yan proje ve işlerle uğraşıyordu.

Şahsen üniversite diploması alıp almamakla ilgili hiç bir sabit fikrim yok çünkü her iki tarafta da başarılı insanlarla tanıştım. Fakat üniversite’te dayanamama sebebim kurumsal yapıda dayanamama sebebimle aynı. Bu yüzden kendi şirketimi kurdum. Bence pek çok insan kendi başına çalışsa çok daha başarılı olur fakat bunun farkında değil. İşiniz keyifsiz olmak zorunda değil.

Yeni iş kurmayı düşünenlere ne tavsiye ederiniz?

Yapın. Fakat zeki davranın. Aklınızı kullanın, sizin için neyin gerçekten değerli olup olmadığını iyi düşünün. Kârlılığınızı ispatlamadan önce (ve sonra) harcadığınız her dolara dikkat edin. Gerçekten önemli şeylerle uğraşın ve sürekli kendi işinizi yeniden tasarlamak veya yeni teknolojiler kurcalamak gibi bir hataya düşmeyin. İleride bunlar için çok vakit olacak.

comTalks’ta bu hafta epey fire verdik. Yazın sıcakları, ve arkadaşlarımızın bireysel işleri buna sebep. Hepsi bomba yazılarla devam edecek, gecikmeler için ekip adına özür dilerim.