Bu ay ki Capital dergisinde yayınlanan bir makaleye göre çalışanların %74’ü verilen hedeflere ulaşma noktasında üzerinde baskı hissediyor, bu kişilerin yarısı da bu baskının ciddi boyutlarda olduğundan dem vuruyor. Hangi sektör çalışanları daha çok baskı altında kalıyor diye sırasıyla bakacak olursak;

Bankacılık,
İlaç,
Otomotiv,
Perakendecilik,

sektörlerinin geldiğini görüyoruz.

Türkiye’nin son 5-10 yılında yaşadığı büyüme ivmesi nedeniyle şirketlerimizin de büyüdüğü bir gerçek (sektör özelinde bir gelişme yok ise). Bu büyümeyi sürdürebilmek için bolca üretmek ve tabi bolca da satmak gerekiyor, satmak için de gerekli olan pazarlar globalleşen dünyada iç içe geçmiş durumda, herkes her şeyi her yere satabilir konuma geliyor giderek, X ülkesinde üretim yapan bir şirket kolayca Türkiye pazarına girebiliyor, Türkiye’deki benzer ürün üreticisi de pazardaki payını kaybetmemek için yükselen satış hedefleri koymak zorunda kalıyor ve X pazarına girmeyi düşünmek/girmek zorunda kalıyor. Sonuçta en tepeden aşağıya doğru giden bir “baskı” dalgası oluşuyor. Bunların hepsi de Pepsi’nin sloganında ki gibi insanların hep “daha fazlasını iste”mesinden kaynaklanıyor.

Birimler düzeyinde baktığımızda ise baskı düzeyleri;

Satış,
Pazarlama,
Mali İşler,
Ar-Ge,
Operasyon,
Bilgi Teknolojileri

şeklinde devam ediyor.

Hedefler belirlenirken özellikle işi yapacak ekibin katkısı çok önemli, istişare edilerek ortak bir karar sonucu ortaya koyulan hedefler neticesinde çalışanlar gerçekten hedefi tutturmak isteyeceklerdir. Aksi takdirde hedefler sadece yöneticilerin “umutları” olarak kalacaktır.

Her şey sonuç içinse ve sonuçta büyümek için satmak gerekiyorsa “ya sat ya terk et” diyen patronlarımızın olması/olacak olması da normal görünüyor.

Daha az baskı altında olduğunuz iyi bir hafta sonu dilerim.