Son 4-5 aydır Türkiye’deki e-ticaret sektörü Rocket Internet’in derinden ama hızlı büyümesine şahit oluyor. Zannetmiyorum ki Türkiye’nin internet tarihinde bir şirket 3-4 aylık sürede çalışan sayısını 100’ün üzerine çıkartsın. Rocket’ın ülkeye girişini ilk olarak sosyalmedya.co’da okumuştuk. Sonra da haberler ardı ardına geldi [1][2][3]. Neredeyse her hafta yeni bir dikey e-ticaret sitesi haberi duyduk.(Evimister, Westwing, Sporena, Glossybox)

Şüphesiz Rocket Internet 2012 yılında epeyce ses getirecek. Hem şu ana kadarki girişimler hakkında çok okuyacağız hem de yeni girişimlerin haberleri bir bir gelecek. (Zalando kapıda…) Rocket Internet’in Türkiye internet pazarına yaptığı bu çıkarmadan yerli girişimlerin olumlu ve olumsuz taraflarını çok iyi etüd etmesi gerekiyor. Kimileri bu çıkarmanın sektöre pozitif bir katkı sağlayacağını düşünürken kimileri de Rocket’ın sektörü alt üst edeceğini düşünüyor. Örneğin şahsen ben, çalışan sayısındaki bu akıl almaz büyümenin sonunun nereye varacağını çok ama çok merak ediyorum.

Rocket Internet’in sitelerindeki bu rekabetçi anlayış şirket içindeki iş süreçlerinde de geçerli. Şu anda şirket çalışanlarının herbirinin adına tanımlanmış indirim kodları var. İndirim kodları Evimister, Westwing ve Sporena’da geçerli. İndirim kodlarıyla gerçekleştirilen satış 1 puan sayılıyor. Aralık sonuna kadar en çok puanı toplayan çalışanlar da bazı hediyeler kazanıyor. Sadece bu örnek dahi sektörün nasıl bir rakiple karşı karşıya olduğunu anlamak açısından yeterli. Ben, online satış/reklamcılık sektöründe çalışan biri olarak bu girişin reklam pazarına nasıl etki edeceğini çok merak ediyorum. Çünkü yine bu noktada da Rocket’ın sektördeki oturmuş reklam model ve süreçlerini kullanmaktan çok kendi yöntemlerini uygulamaya çalışacağına eminim.

Tüm bunların dışında Rocket örneğinden giderek cevabını aradığım bir soru var; agresif olma ve başarı arasındaki denge. LivingSocial’ın kurucu ortağı Tim O’Shaughnessy bu konuda şöyle diyor:

Agresif olduğunuzu düşünmeye başladığınız anda onu ikiye hatta üçe katlayın!

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Çok agresif olmak, başarının kuralı mı? Duygularını ve hislerini çoğu zaman mantığının önüne koyup başarıyı yakalayan bir kültür için hem şirket içinde hem de sektörde agresif olma planı sizce Türk internet sektörüne adapte olabilecek mi? Ya da adapte olmaktan öte, önümüzde herkesin müthiş bir hırsla rekabet ettiği bir e-ticaret sektörü mü oluşacak?