Aylık Yazı Arşivi : Ocak 2012

Dijital Oyun Sektörüne Genel Bir Bakış

Organizasyonlarına bir süredir ara vermiş olan Mobile Monday Türkiye, dün gece Dijital Oyunlar ve Alışverişte Dijital Devrim konulu iki paneliyle tekrar başladı. Organizasyon, kötü hava koşullarına rağmen TTNET’in evsahipliğiyle başarıyla gerçekleşti. Son zamanlarda odağımı tamamen kaptırdığım iki konudan biri olan “Dijital Oyunlar” oturumu en çok dikkatimi çeken oturum oldu. Bu oturum ile ilgili olarak aldığım notlarımı katılamayanlar için paylaşıyorum. Önümüzdeki yıllarda tekrar dönüp baktığımız zaman değişimi ve gelişimi daha da net görebileceğiz.

Yeni Medyanın Yeni İşi: Dijital Oyunlar başlığıyla, Türkiye Dijital Oyunlar Fedarasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Erdem Çelik dijital oyunların, dünü, bugünü ve yarını ile ilgili başarılı bir sunum gerçekleştirdi.

Dijital Oyunların Doğuşu!

- Dijital oyunların doğuşu olarak 1962 tarihi kabul ediliyor. Bu tarihten beridir, dijital oyunlar hayatımızın bir alanında yer alıyorlar.

- 70′lerde Atari, Space Invaders ile gelişmeye başlayan dijital oyun pazarı 80′lerde Tetris, EA, Nintendo ile gelişmeye devam ederken 90′larda PlayStation, Sega, Counterstrike ile çok büyük bir kitleye ulaştı ve Xbox, WOW, Wii, Zynga derken dijital oyun sektörü hatta Erdem Bey’in haklı deyişiyle “endüstrisi” şekillenmeye başladı.

Peki bu endüstri hangi boyutlarda? Nasıl bir kitleden söz ediliyor?

- 1 Milyar oyuncu! Dünya nüfusunun geçtiğimiz günlerde 7 Milyar’ı geçtiğini hatırlatmak isterim.

- Oyunla tanışma yaşı 5 yaşından daha az. Dijital oyunlarla tanışma yaşı artık eskisi gibi yüksek değil. Çocuklar teknolojinin, internetin içine doğdukları için bu yaş da oldukça azalmış durumda. Böyle olmasının iyiliğini veya kötülüğünü siz tartışabilirsiniz.

- Oyun ekonomisinin dünyada ulaştığı mali rakamlar 70 Milyar dolar civarında. Türkiye’de ise yine 200 Milyon dolar gibi hiç küçümsenemeyecek boyutlara ulaşmış durumda.

- Yukarıdaki verileri karşılaştırmak isterseniz Hollywood ve müzik endüstrisi ile karşılaştırabiliriz. Oyun endüstrisi, hepimizin hayranlıkla izlediği Hollywood’dan daha büyük! Müzik endüstrisini ise büyüklük olarak ikiye katlamış durumda!

- Hepimizin oynadığı kızgın kuşlar ise (Angry Birds’den söz ediyorum) tüm dünyada neredeyse 500 milyondan kişi tarafından indirilmiş.

- Hayatımızda enteresan bir yeri olan Facebook’da oyunların payı %80 olarak görülüyor. Yani Facebook’u Facebook yapan şey de oyunlar diye düşünebiliriz. Kim bilir, belki de öyledir!

Dijital Oyun Pazarında İş Kolları

Dijital bir endüstriden söz edildiği için bir çok kişi iş kolu açısından çok fazla değerlendirmeyi düşünmüyor. Şöyle bir gerçek var ki, Facebook için ürettiği oyunları ile popülerleşen oyun devi Zynga’nın çalışan sayısı Facebook çalışanı sayısıyla eşitlendi. Daha bilindik bir karşılaştırma verecek olursak bir sinema filmi için yapılan çalışmalar neler ise oyunlar içinde aynısını söyleyebiliriz. Dolayısıyla neredeyse bir film yapımında çalışan kişi sayısı kadar çalışana ihtiyaç duyulur. Hatta oyunların sürekliliğini de düşünürseniz iş kolu açısından sinemadan daha değerli olduğunu bile çıkarabiliriz.

- İçerik geliştirme ve satınalma, Lokalizasyon, Pazarlama – Ticarileştirme, Teknik Operasyonlar, Oyuncu Servisleri ve Operasyonlar gibi ana başlıklar oyun dünyasındaki iş kollarını kapsar. Bunların her biri kendi alt kollarını da oluşturur.

Dijital Oyunlar İçin Gelir Modelleri Nelerdir?

Dijital oyunlar için çok çeşitli gelir modelleri bulunuyor. Bazen oyunlar, gelir modeliyle beraber oluşurlar. Yani oyunun gelir modeli de oyun gibi tamamen farklı bir şey olabilir. Bu nedenle sınırlamak pek doğru olmaz ama bilinen gelir modellerini sıralayabiliriz:

- Kutu satışı: Oyunların – Konsolların, kutu içerisinde satışları en bilinen gelir modellerinden biridir.

- Dijital Dağıtım: Steam gibi oyunu elle tutulur bir şekilde almadığımız, tamamen dijital olan, fakat kutu satışından daha mantıklı olan dağıtım kanalı önemli bir gelir modelidir.

- Oyunun içinde, etrafında bulunan reklamlar bir gelir modeli oluşturmaktadır.

- Oyunların bir kısmını ücretsiz olarak sunup, kullanıcıyı bağladıktan sonra yeni bölümler veya yeni versiyonlar için para istemek bilinen ve işleyen bir gelir modelidir.

- F2P (Free To Play) Gelir Modeli: Oyunlarda en doğru gelir modeli olduğuna inandığım bu gelir modelinde, kullanıcılar sınırlama olmaksızın oyunun özelliklerinden faydalanırlar. Fakat bu oyunlarda diğer kullanıcıları, arkadaşlarını geçme arzusu, yenme arzusu onlardan daha üstün olmayı isteme arzusu nedeniyle kullanıcıya bir şeyler alması gerektiği hissini uyandıran bir türdür. Kısaca oyunu para vermeden oynayabilirsiniz fakat daha çok özellik, daha hızlı gelişim istiyorsanız bir şeyler satın almak zorundasınız. Bu modele en güzel örnek FarmVille oyunudur.

Bunlar dışında, sunucu kiralama, jetonlar, oyun kartları gibi modeller de kurgulanabilir. Oyun sektöründe ise son olarak Merchandising görülüyor. Daha önce de dediğim gibi oyunların en büyük avantajı kendi gelir modelini yaratabilme şanslarıdır. Bu nedenle ilerleyen dönemlerde çok çeşitli oyunlar göreceğimiz için çok çeşitli gelir modelleri de göreceğiz.

Dünyada hızla gelişen oyun sektöründe ülke olarak henüz çok başlardayız. Daha almamız gereken çok yol var, bunu rakamlarda da görebiliyoruz. Bu nedenle bu sektöre ciddi yatırımlar yapılacaktır. Sizler de çalışmalarınızı bir daha gözden geçirebilirsiniz.

Ercüment Büyükşener‘e ve Natali Yeşilbahar‘a organizasyon için ayrıca teşekkürler.

  • Pinle
Etkinlikler, Online Reklam, Pazarlama, Sosyal Oyunlar içerisinde , , , , , etiketleriyle yazılmıştır. 1 Yorum

İdeal Anasayfalar için 12 Önemli Bileşen+INFOGRAFIK+

Gerek kişisel bir blog, gerekse kurumsal bir şirket websitesi olsun; anasayfalar her tür ve kesim için son derece önem arz eden kısmıdır. Ziyaretçiyi sitede ilk o karşılar; sitenin diğer kısımlarına yönlendirir, ziyaretçiler üzerinde tasarım, işlevlilik ve düzen bazında iz bırakır, ciddiyet ve güven verir. Bu saydıklarım ve dahası özelliklere sahip anasayfalar deyim yerindeyse vitrin gibidir.

HubSpot’un blogunda hoş bir infografik eşliğinde paylaştığı yazı; websitelerine önem veren her kesimden kişi ve kuruluşlara anasayfalarının nasıl olması ve neleri barındırması bazında ışık tutuyor. 12 alt başlıkta topladığı bu önemli elementleri infografikte olduğu gibi sıralayabiliriz:

1- Site başlığı
2- Site alt başlığı -ya da muadili niteliğinde kısa bir açıklama-
3- Sitede bahsedilen herhangi bir şeyin -kısaca HBŞ- getirileri
4- HBŞ ile ilgili birincil linkler: Satın al, dene, kayıt ol, başvur, bize katıl, vb.
5- HBŞ ile ilgili temel özellikler
6- HBŞ’den faydalanan müşteri yorumları
7- Başarı sözcükleri
8- Siteiçi temel linkler -ya da navigasyon-
9- HBŞ’yi destekler nitelikte resim ya da video
10- Öneriler, “ver”giler, kampanyalar
11- “Learn more”, “Daha fazla” gibi merak uyandırıcı ögeler
12- HBŞ ile ilgili ikincil linkler -genellikle birincillerin tekrarı şeklinde olur-

Yukarıda kısaca saydığım bu bileşenlerin websitenize ya da blogunuza uygun olarak hepsini ya da seçimlerinize uyan birkaçını anasayfanıza ekleyerek -ya da varsa elden geçirerek- anasayfanızı idealleştirebilirsiniz.

Programcılıkla ilgilenen arkadaşlara RailsArena yarışmasını duyurmak istiyorum. 24-27 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek bu yarışmanın detaylarını blogumdan okuyabilirsiniz.

  • Pinle
Genel içerisinde , , , etiketleriyle yazılmıştır. 1 Yorum

Duyarlılık

Bir haftalığına Kariyer serisine ara vermek istiyorum. Hatırlayacağınız gibi okulu yeni bitirmiş olan Selim’in iş arama ve kariyerine başlangıç macerasında bir iş görüşmesine kadar gelmiştik. Geçtiğimiz hafta ise Selim’in yanında götürdüğü örnek çalışmaları paylaşmıştık.

Bu hafta ise Mad Men dizisinin 5. sezon lansmanı kapsamında yer alan bir afişten bahsetmek istiyorum.

Çalışmada Mad Men ya da diziye dair hiç bir şey yok. Sadece dizinin jeneriğinde yer alan plazadan düşme görüntülerinden bir tane konulmuş ve 25 Mart tarihi eklenmiş. Dizinin sıkı takipçileri için çok keyifli bir çalışma olsa da bu afiş kimilerince tartışılmaya başlandı bile.

Tartışmanın konusu plazadan düşen insan görüntüsünün 11 Eylül çağrıştırması. Hatta bu durumdan dolayı bu reklam duyarsızlıkla suçlanmakta bile.

İyi bir hafta dilerim. 25 Mart’ı bekliyoruz.

 

 

 

  • Pinle
Genel içerisinde , etiketleriyle yazılmıştır. 1 Yorum

Kullanıcıya Odaklanmak

Bildiğiniz üzere Google tarafından Google+ sosyal ağ mimarisinin duyurulduğu günden bu yana +1 artık yavaş yavaş hayatımızdaki yerini alıyor. Geçtiğimiz hafta içinde çok ilgimi çeken bir proje vardı. Projenin adı Focus on the User (Kullanıcıya Odaklan) ve aslında fikir çok basit ama ürettiği net fayda Google’ın oturup yeniden düşünmesini sağlayabilir.

Facebook, Twitter ve MySpace’te çalışan mühendisler tarafından geliştirilmiş bir tarayıcı eklentisi Google üzerinde yapılan popüler kişi aramalarını doğru sonuç üretmediğini iddia ettikleri Google+ yerine aranan kişinin Facebook ve Twitter hesapları ve onlardan gelen bilgilerle zenginleştirerek sunuyorlar. Google’a iletmeye çalıştıkları mesaj çok net; “kullanıcıya odaklan, daha anlamlı sonuçlar sun”

Bana göre bu yorum +1 için erken ve acımasız ama mühendislerin geliştirdiği eklenti ile elde edilen sonuçlara baktığımda gerçekten çok işe yaradığını gördüm. Tanıtım videolarında Jamie Oliver hakkında yaptıkları bir aramada ünlü aşçının Twitter ve Facebook‘u çok daha sık kullandığı ve arama sonuçları eğer bu bilgilerle zenginleştirilirse kullanıcı için çok daha tatmin edici olacağı iddiası var. Bu her arama için aynı sonucu verir mi bilemiyoruz fakat eklenti herkese açık, indirilip bolca deney yapılabilir.

Ekip mesajını verirken kitleyi en çok aşağıdaki cümle ile etkiliyor.

“Yazdığımız program ne Facebook ne de Twitter’dan hiç bilgi çekmiyor. Yalnızca Google endekslerinde mevcut olan bilgileri kullanarak daha anlamlı sonuçlar ürettik.”

Bu proje ve verdiği mesaj birkaç farklı perspektiften farklı anlamlarda algılanabilir. Başta Google’a Baskı Kurmak, Google+ Henüz Oyuna Başlamadan Yenmek ya da Sosyal Sorumluluk Projesi olarak adlandırılabilir.

Özellikle karlı İstanbulda araçlarınızla yola çıkmamanızı önerir, iyi hafta sonları dilerim!

  • Pinle
Sosyal Medya içerisinde , , , , , etiketleriyle yazılmıştır. Yorum yap

Krizlerden Geriye Kalanlar

Ekim ayında, Van Depremi sonrası Onur Air’in Facebook sayfasında patlak veren krizi hepimiz hatırlıyoruz. Kriz meydana geldiğinde sosyal mecralarda herkes bunun Onur Air için çok ciddi bir PR kaybı olacağını söylemişti. Arada birkaç kişi ise birkaç ay içinde hiçkimsenin krizi hatırlamayacağını, Onur Air’in çok kısa vadede bundan etkilense bile 1 ay sonrasında krizin etkililerini yaşamayacağını iddia etmişti. Ben de yine comTalks’da yazdığım bir yazıda krizin markaya zarar verdiğinden bahsetmiştim.

Bugün Onur Air’in Facebook sayfasını incelediğinizde toplam beğeni sayısının 250.000‘e yaklaştığını göreceksiniz. Aynı zamanda Son 2 haftada sayfada konuşulanlar, rakiplerinin Facebook sayfalarıyla karşılaştırıldığında içerik olarak hiçbir farklılık göstermiyor. İşi biraz daha somutlaştırmak istiyorum. SocialBakers‘tan aldığım datalara göre 7 Aralıktan bugüne Türk Hava Yolları, Pegasus, Anadolu Jet, KLM Türkiye ve Onur Air‘in Facebook sayfalarındaki fan sayılarının artış grafiği şöyle:

 

Görüldüğü gibi Onur Air rakiplerinin arasında, THY’den sonra artış oranlarında 2. sırada. Diğer hava yolu firmalarının(Atlas Jet, Sunexpress…) ise ya dişe dokunur bir Facebook sayfaları yok, ya da SocialBakers indekslemesine dahil değiller. Bir dipnotla THY’nin özellikle son 3 ayda sosyal medya iletişimine daha profesyonel bir gözle baktığını ve buradaki kampanyalara ağırlık verdiğini eklemek gerek.

Yukarıdaki grafik tabii ki ¨Sosyal Medya krizler önemsizdir¨ anlamına gelmiyor. Fakat ben şu anlamı çıkartabilirim: ¨Sosyal medyadaki krizler unutturulması, unutulması diğer mecralara göre daha kolay krizlerdir!¨ Eğer Onur Air krizi iyi yönetilseydi, krizden 1 hafta sonra olumsuz etkilerini o zaman konuştuğumuz gibi konuşmayacaktık. Ama yönetilmedi, biz de konuştuk. Üzerinden 3 ay geçti, unuttuk.

Sosyal medyadaki krizler unutturulması, unutulması diğer mecralara göre daha kolay krizlerdir!

Benzer bir vaka McDonald’s'ın son Twitter kampanyasında yaşandı. McDonalds Twitter’da #McDstories hashtag’i ile bir kampanya başlattı. Fakat bu kampanya McDonald’sın planladığından ziyade, bir eleştiri kampanyası haline dönüştü. Twitlerde insanlar hamburgelerin içinden çıkan bilimum maddelerden söz etmeye başladılar. McDonald’s bu fiyasko sonrası #littlethings hashtag’i ile yeni bir kampanya başlattı. Şimdilik #littlethings’de işler yolunda gözüküyor. İnsanlar ¨sabahları iyi bir kahve¨den, ¨bir çocuğun gülümsemesi¨nden bahsediyorlar. (Aslında bu ikinci kampanyada bir fiyasko daha var, o da Hilton markası olan DoubleTree’nin aynı hasthag ile bir PromotedTweet kampanyası başlatmış olması).

Şu ana kadar görüştüğüm çoğu küçük işletme, marka sahipleri sosyal medyaya girişlerinde çekinceli davranıyorlar. ¨Evet girmek lazım fakat ya..?¨ şeklinde başlayan cümlelerle olmayan krizlerinden korkuyorlar. Oysa Onur Air vakası Türkiye’nin sosyal medya tarihindeki en derin krizdi. Peki ya şimdi?

  • Pinle
Kurumsal İletişim, Pazarlama, Sosyal Medya içerisinde , , , , , , etiketleriyle yazılmıştır. 1 Yorum

İnternet Reklamları Yapın Ama Önce Kullanılabilirlik!

İnsan ile etkileşimin olduğu her sektör artık internetten faydalanıyor. “internetin yaygınlaşmasıyla…” diye başlayan cümleler kurmaktan uzaklaşıyoruz. Şirketler, kurumlar, kişiler, bir şekilde “insan” ile iletişimde olması gereken, etkileşimde olması gereken herkes internete para harcıyor. Çünkü, insanlar artık her şeye internetten ulaşmaya çalışıyor. “Düğün fotoğrafçısını internetten araştırarak seçiyor, yemek yiyeceği lokantayı internette yer alan yorumlar doğrultusunda belirliyor, kıyafetlerini internetten alıyor, yola çıkmadan önce internete bakıyor, her türlü biletini internetten satın alıyor…” Uzattıkça uzatabiliriz bu listeyi. İkili etkileşimin olduğu her alana ikinci kişi olarak interneti koyabiliriz. Bu her iki taraf için de geçerli.

Durum bu kadar etkili, bu kadar büyük bir hale geldiği için de internete harcanan paralarda artmaya başlıyor. Bu rakamlar sektörden sektöre çok değişiklik gösterebilir ama hemen her sektör artık internete yatırım yapıyor. Bu yatırımların en temel iki nedeni olduğunu düşünüyorum.

1- Bilinirliği arttırarak gelir elde etmek.

2- Direkt olarak satış rakamlarını arttırarak gelir elde etmek.

Her iki durumda da ana amaç doğal olarak para kazanmak. Fakat ikisi arasında önemli bir fark bulunuyor. Bilinirliği arttırarak gelir elde etmek için çok ciddi bir efor harcamaya gerek yok. Basit bir internet sitesi, blog sayfası ile kendinizi anlatabilir ve gerekli bilinirliği sağlayabilirsiniz. Ama direkt olarak siteniz üzerinde işlem yaptırarak gelir elde ediyorsanız reklam harcamalarından önce yapmanız gereken daha önemli şeylerin olduğunu bilmeniz lazım.

Kullanıcı Dostu Siteler

-Kullanıcıların bir siteye girdikten sonra hemen çıkma oranı 10 sn bile sürmeyebiliyor. Bu nedenle potansiyel müşterilerinizi ilk önce sitenizde tutmanız gerekiyor. Bunu yapabilmek içinde şık bir tasarıma sahip bir internet sitenizin olması gerekiyor.

-Şık bir internet sitesi yaptınız ama o kadar jan janlı yaptınız ki site açılmıyor! Bu da kullanıcıların kaçması için önemli bir neden. Sitenizin hızlı açılmasını sağlayın. Şık bir şey yaparken sadeliğinizi de korumaya çalışın.

-Çok şık ve sade bir siteye sahip oldunuz. Çok da hızlı açılıyor fakat kullanıcılara hala mesaj veremiyorsunuz! Sitenizi veya sisteminizi kullanıcıların dikkatini çekebilecek şekilde 1-2 cümle ile hatta yapabiliyorsanız daha kısa bir şekilde yapın. Bu sayede ziyaretçi doğru  yere geldiğini anlar ve hemen çıkmak yerine biraz daha dolanmak ister.

-Her şey güzel gidiyor, kullanıcılar siteye giriyor, doğru yerde olduğunu anladığı için gezmeye devam ediyor hatta artık sona yaklaştı ve aksiyon alacak. (Sitenizin dinamiğine göre size kazanç sağlayacak olan işlemi yapacak) Ama bir anda siteden çıktı gitti! Evet, en önemli kısım bu. Çünkü e-ticaret sitelerinden yola çıkacak olursak sepeti doldurup, alışverişi tamamlamadan çıkan kullanıcı oranı oldukça fazla. Bu nedenle, bu kullanıcıların neden çıktığını, tamamlaması için neler yapmanız gerektiğini araştırmanız gerekiyor. Burada en önemli şeylerden biri ödeme sayfasının kullanılabilirliği. İnternetten alışveriş yapmamızın en önemli nedeninin “rahatlık” olduğunu düşünecek olursak kullanıcıyı zora sokan, kötü bir ödeme sayfası, o kullanıcıyı kaçırmamız için çok önemli bir nedendir. Bu nedenle ödeme sayfanız mümkün olduğunca basit, kullanışlı ve açıklayıcı olmalıdır. Kullanıcıların kafasında herhangi bir soru işareti kalmadan işlemi tamamlamalarını sağlamanız gerekir.

-Ödeme sayfanıza gelene kadar kullanıcılarınızın adımlarını takip edin, kim nerede neden çıkmış tespit etmeniz için çok yararlı olacaktır. Hatta sepeti doldurduktan sonra giden kullanıcılara ulaşma imkanınız varsa ulaşın (arayın, mail atın…) nedenini sorun, yardımcı olmaya çalışın. Bu hareketiniz kullanıcıyı kazanmak adına çok yararlı olacaktır.

Artık sade, açıklayıcı, kullanıcı dostu bir arayüze sahip bir internet siteniz var. Bu site üzerinden elde ettiğiniz gelir oranını arttırmak için reklam harcamalarına başlayabilirsiniz. Bu reklam harcamaları, yukarıdaki düzenlemeleri yapmadan yapacağınız harcamalardan çok daha fazla getiri sağlayacaktır. Bunu çok net görebilirsiniz. WordStream‘in yayınladığı, Google’ın reklam verenleri ile ilgili raporu mutlaka inceleyin. Bu raporda, her yıl internet reklamlarına milyonlar harcayan markaların nasıl internet sitelerine sahip olduklarını inceleyin. İnternet sektörüne meralıysanız zaten bu şirketlerin kullanıcılarına yönelik yaptığı çalışmaları, başarı öykülerini de zaten biliyorsunuzdur.

Hepinize bol kazançlar!

  • Pinle
E-Ticaret, Pazarlama içerisinde , , , , , , , etiketleriyle yazılmıştır. 1 Yorum

Mega İddianame

SOPA ve PIPA’nın bolca tartışıldığı şu günlerde; ünlü ve köklü dosya paylaşım sitelerinden MegaUpload, Amerikan mahkemelerince kapatıldı ve bunu izleyen süreçte aralarında sitenin kurucusu Kim Schmitz’in de bulunduğu 4 kişi yakalandı. RapidShare’in gölgesinde kalsa da hatrı sayılı kullanıcılar edinerek günümüze dek gelen MegaUpload’ı zorlu bir yargı süreci bekliyor. Zaten Türkiye’den erişimi mahkeme kararı -kaynak belirtilmemiş- ile engellenmiş olan MegaUpload hakkında yazılan iddianameye aşağıdan erişebilirsiniz.

Mega Indictment

 

Konuyla ilgili diğer blog yazıları:
Breaking: MegaUpload shut down, founder arrested
Megaupload shut down by feds, seven charged, four arrested
Piracy Wars Escalate as Megaupload Shuttered by Feds, Anonymous Retaliates

  • Pinle
Genel içerisinde , , , etiketleriyle yazılmıştır. Yorum yap

Kariyer-6

  • Pinle
Genel içerisinde yazılmıştır. Yorum yap

Dönüşemeyen Şirketlerin Sonu: İflas

Geçen hafta Gelecek 500 kitabından Murat Ülker’in fark yaratan liderlik özellikleri ile ilgili sözlerinden alıntı yapmıştım, Londra’da ki BETT Show‘a katılmaya giderken uçakta okumaya devam ettim bu kitabı, hayatımda okuyup bitirmek için heyecan duyduğum nadir kitaplardan biri oldu, göz atmanızı tavsiye ederim.

Bu hafta 132 yıllık Kodak firması iflasını açıkladı, şirket iflas bayrağını çekmeye ramak kala büyük firmalara patent davaları açarak Log Dergisi’nin yorumuyla ne koparırsak kardır dedi, ancak iflası önlemek için geç kalındı ve şirket iflasını duyurdu.

Hızla gelişen teknoloji ve rekabet ortamı şirketlerin daha hızlı hareket etmeleri ve sürekli gelişimi zorunlu kılıyor, artık dijitale ayak uyduramayan şirketler kısa sürede iflas bayrağını çekiyor. Daha kötüsü, bu süreç giderek hızlanıyor.

IBM yıllar önce bilgisayar üretimini ana işleri arasından çıkarması sayesinde bugün Dünyanın 2. en değerli markası olmuş durumda, gelişime dönüşüme ayak uydurup geleceği öngören şirketler gerektiğinde riskli kararlar almayı bilerek kendilerini geleceğe hazırlıyorlar, HP’de geleceğe ayak uydurabilmek için pazarında lider olduğu bilgisayar üretimi işini ana işleri arasından çıkarıyor, böylesine ciddi bir kararı dönüşmek, gelişmek ve geleceğe hazır olmak için alabiliyor.

Bu dijital dönüşümde önümüzdeki yıllarda pek çok sektör dönüşecek, daralacak yada yok olacak, içinde bulunduğum yayıncılık sektörü de bunlardan birisi, önümüzdeki yıllarda artık kitaplarımızı basılı şekilde değil dijital olarak satın alıyor olacağız, çocuklarımız okula gelip giderken sırt çantası taşımayıp ellerinde bir tablet bilgisayar götürüyor olacaklar. (Türkiye’de E-Kitap) Bu değişime ayak uyduran yayıncılar gelecekte kendilerine yer bulurken, karşı çıkanlar giderek ufalıp yok olacaklar. Bazıları ise bu dönüşümü bir fırsata çevirip çok çok daha iyi yerlere gelecekler.

Dönüşümü, gelişimi en iyi becerenleri, fırsatları yakalayanları iyi izlemek gerekir, bu doğrultuda Türkiye’de son 14 yılda liderlerin cirolarında ki yerleri nasıl değişmiş diye göz atmakta fayda var;

Grup 1996 Grup 2009
1 Sabancı Holding 7.997 Koç Holding 28.979
2 Koç 6.2 Oyak 12.346
3 Doğuş 5.2 Sabancı 12.183
4 Doğan Holding 2.354 Doğan Grubu 8.232
5 Şişecam 2.168 Türk Telekom 6.831
6 Anadolu Grubu 1.527 Yıldız 5.47
7 Yaşar 1.38 Doğuş 5.094
8 Eczacıbaşı Holding 1.2 Enka 5.077
9 Profilo 1.175 Zorlu 4.878
10 Tekfen 1.133 Anadolu 4.589

Milyon dolar.

BETT Show’dan Google standından bir kare ile yazımı sonlandırayım, konu eğitim ve stand’ta Google olunca içecek ikramını da farklı bir şekilde yapmak şart tabi, labaratuvar ortamında tüplere doldurulan içecekleri içmek için önce çokca sallamanız gerekiyor, aksi takdirde tüpün alt kısmında kalıyor ve içemiyorsunuz :)

 

Dönüşüp geliştiğiniz güzel günler dilerim.

 

  • Pinle
Genel içerisinde , , , , etiketleriyle yazılmıştır. 1 Yorum

Google Şeffaflık Raporu 2

Google, sahip olduğu bazı içerik ve kullanıcı bilgisine erişim, kaldırma taleplerini bir raporda yayınlandı. Google Şeffaflık Raporu adını verdiği bu raporda ilginç olsan taleplerin sözü geçen ülkelerin resmi makamları tarafından iletilmiş olması. Geçtiğimiz hafta kısaca Türkiye’nin taleplerinden ve bu taleplerin ne kadarının şirket tarafından karşılandığından söz etmiştik. Bu hafta biraz daha genel bakarak belirli tarih aralıklarında dünyadaki hangi ülkenin daha çok “bu içeriği kaldırın” veya “bu içeriği ekleyenin bilgilerini verin” dediğine bakalım.

Raporu biraz incelediğimde en çok ilgimi çeken aslında tüm pazarlama stratejisi “özgürlük” üzerine kurulu olan bazı batı ülkelerinin konu internetteki içeriğe gelince o kadarda özgürlükçü olmamaları.

Yazıdaki tüm istatistikler 2011 Ocak – 2011 Haziran dönemleri arasındaki talepleri içermektedir. İçerikler kaldırma talepleri ve kullanıcı bilgisi talepleri ise Blogger, Maps hatta AdWords gibi tüm popüler Google ürünlerini kapsamaktadır.

Ulus güvenliğine tehdit oluşturmak, hakaret ve bu gibi çeşitli sebeplerden kullanıcı bilgileri yerel mahkemeler veya ülke yöneticileri tarafından talep edilebiliyor. Bu listede Google’dan en fazla kullanıcı bilgisini talep eden ülkeler arasında başı Amerika, Hindistan, Brezilya, Almanya ve Fransa çekiyor.

Ülke talepleri ve toplam sayı farklılık gösteriyor çünkü ülkeler bir seferde pek çok kullanıcı bilgisi talep edebiliyorlar.

Aynı şekilde ulus güvenliğine tehdit oluşturmak, hakaret, yasal suç, gizli dökümanların yayınlanması gibi sebeplerden ülkeler Google’dan içerik kaldırılması talebinde bulunabiliyorlar. Bu taleplerin hangi ülkeden ne kadar yapıldığı ve nekadarının Google tarafından karşılandığı aşağıdaki tabloda yer alıyor.

Ülke talepleri ve toplam sayı farklılık gösteriyor çünkü ülkeler bir seferde pek çok kullanıcı bilgisi talep edebiliyorlar.

SOPA’nın konuşuluğu bu günlerde tasarının dünyaya yayılması halinde bu rakamların onlarca kat artacağından emin olabilirsiniz. Çünkü yerel mahkemeler süreçlere direkt müdahil olacaklar ve Google, Facebook gibi içerik devleri bu taleplere %100 oranında uymak zorunda kalacaklar aksi halde ciddi maddi yaptırımlar ve hapis cezasıyla yüzleşecekler. SOPA tasarısının elle tutulur olmayışı birkaç komik olayla aslında ortaya kondu.

  • SOPA tasarısını hazırlayan senatörün kendi sitesindeki görselin de telif hakkını almadığı yani hazırladığı tasarıya göre daha yasalaşmadan suçlu duruma düştüğü ortaya çıktı.
  • Tüm dünyanın ortak değeri diyebileceğimiz Michael Jackson’u yanlış ilaç tedavisiyle ölüm yoluna gönderen doktoru 4 yıl, yalnızca star’ın bir parçasını YouTube’a yükleyen ve indiren kullanıcılar ise tam bir yıl fazla yani 5 yıl hapis cezasına çarptırılacak.

Yorum sizin. Soğuk bir haftadan sonra keyifli ve trafiksiz bir hafta sonu diliyorum.

{EAV:f2cc363e9a6ee54f}

  • Pinle
Sosyal Sorumluluk içerisinde , , , , , , , , , , , , , , , , , , etiketleriyle yazılmıştır. Yorum yap