Ekim ayında, Van Depremi sonrası Onur Air’in Facebook sayfasında patlak veren krizi hepimiz hatırlıyoruz. Kriz meydana geldiğinde sosyal mecralarda herkes bunun Onur Air için çok ciddi bir PR kaybı olacağını söylemişti. Arada birkaç kişi ise birkaç ay içinde hiçkimsenin krizi hatırlamayacağını, Onur Air’in çok kısa vadede bundan etkilense bile 1 ay sonrasında krizin etkililerini yaşamayacağını iddia etmişti. Ben de yine comTalks’da yazdığım bir yazıda krizin markaya zarar verdiğinden bahsetmiştim.

Bugün Onur Air’in Facebook sayfasını incelediğinizde toplam beğeni sayısının 250.000‘e yaklaştığını göreceksiniz. Aynı zamanda Son 2 haftada sayfada konuşulanlar, rakiplerinin Facebook sayfalarıyla karşılaştırıldığında içerik olarak hiçbir farklılık göstermiyor. İşi biraz daha somutlaştırmak istiyorum. SocialBakers‘tan aldığım datalara göre 7 Aralıktan bugüne Türk Hava Yolları, Pegasus, Anadolu Jet, KLM Türkiye ve Onur Air‘in Facebook sayfalarındaki fan sayılarının artış grafiği şöyle:

 

Görüldüğü gibi Onur Air rakiplerinin arasında, THY’den sonra artış oranlarında 2. sırada. Diğer hava yolu firmalarının(Atlas Jet, Sunexpress…) ise ya dişe dokunur bir Facebook sayfaları yok, ya da SocialBakers indekslemesine dahil değiller. Bir dipnotla THY’nin özellikle son 3 ayda sosyal medya iletişimine daha profesyonel bir gözle baktığını ve buradaki kampanyalara ağırlık verdiğini eklemek gerek.

Yukarıdaki grafik tabii ki ¨Sosyal Medya krizler önemsizdir¨ anlamına gelmiyor. Fakat ben şu anlamı çıkartabilirim: ¨Sosyal medyadaki krizler unutturulması, unutulması diğer mecralara göre daha kolay krizlerdir!¨ Eğer Onur Air krizi iyi yönetilseydi, krizden 1 hafta sonra olumsuz etkilerini o zaman konuştuğumuz gibi konuşmayacaktık. Ama yönetilmedi, biz de konuştuk. Üzerinden 3 ay geçti, unuttuk.

Sosyal medyadaki krizler unutturulması, unutulması diğer mecralara göre daha kolay krizlerdir!

Benzer bir vaka McDonald’s’ın son Twitter kampanyasında yaşandı. McDonalds Twitter’da #McDstories hashtag’i ile bir kampanya başlattı. Fakat bu kampanya McDonald’sın planladığından ziyade, bir eleştiri kampanyası haline dönüştü. Twitlerde insanlar hamburgelerin içinden çıkan bilimum maddelerden söz etmeye başladılar. McDonald’s bu fiyasko sonrası #littlethings hashtag’i ile yeni bir kampanya başlattı. Şimdilik #littlethings’de işler yolunda gözüküyor. İnsanlar ¨sabahları iyi bir kahve¨den, ¨bir çocuğun gülümsemesi¨nden bahsediyorlar. (Aslında bu ikinci kampanyada bir fiyasko daha var, o da Hilton markası olan DoubleTree’nin aynı hasthag ile bir PromotedTweet kampanyası başlatmış olması).

Şu ana kadar görüştüğüm çoğu küçük işletme, marka sahipleri sosyal medyaya girişlerinde çekinceli davranıyorlar. ¨Evet girmek lazım fakat ya..?¨ şeklinde başlayan cümlelerle olmayan krizlerinden korkuyorlar. Oysa Onur Air vakası Türkiye’nin sosyal medya tarihindeki en derin krizdi. Peki ya şimdi?