by "ftreez"Sosyal medyanın ortaya çıkışıyla, daha doğrusu gücünü iyice göstermesiyle iş dünyası; müşterilerine ulaşmak, işlerini tanıtmak, yeni projelere imza atmak gibi amaçlar için sosyal medyanın bu devasa gücünden yararlanmaya başladı. Ancak yararlanırken de hata yapmak, bu alanda çok yeni olan iş dünyası sakinleri için maalesef kaçınılmaz hale geliyor. Jeffbullas.com’da paylaşılan bu blog yazısında bu hatalardan 10 tanesine değinmiş. İşte bahsedilen 10 hata:

#1. Net olmayan pazarlama strateji(leri):

Forbes’ten Pamela Springer‘a göre yöneticiler sosyal medyada pazarlama için yeterince bütçe ayırmıyor. Ona göre birçok sosyal medya aracı ücretsiz olsa bile bu araçların zaman olarak bir harcama, bir yatırım olduğundan bahsediyor. Springer ayrıca yöneticilere şirketleri için online pazarlama stratejileri geliştirmesi ve bu stratejilerde hedeflerin açık ve net olmasını öneriyor.

#2. Tutarsız iletiler/mesajlar:

Sosyal medya destekli pazarlama planları doğrultusunda; her Twitter tweet’i ya da Facebook mesajı önceden planlanmış ve tutarlı olmalı. Ayrıca, Site Pro News‘dan Terri Seymour; şirketlere sosyal medyada paylaşacakları iletileri programlı bir şekilde atmalarını öneriyor.

#3.
Denetlenmeyen siteler :

BusinessWeek’den Mike Proulx‘a göre şirketlerin website yönetimindeki dikkatsizlikleri, tam bir PR kabusuna dönüşebilir. Internetteki mevcut her sitenin “hack”lenebileceğini varsayarasak; şirket sayfalarının web geliştiricileri tarafından sık sık kontrol edilemeleri ve sitelerin sağlıklı tutulması, şirketler için çok önemli.

#4. Yazım ve imla hataları:

Seymour; şirket sayfaları ve sosyal iletilerinin yazım ve imla açısından hatasız olması gerektiğini şu sözlerle vurguluyor: “Yazım ve imla hatası dolu sayfalar ve iletiler, iyi sayfaları kötü hale getirebilir.” Her ne kadar sosyal medya sitelerinde paylaşılan iletiler genelde gelişigüzel yazılsa da; şirketler için bu tür yazılı materyaller profesyonelce oluşturulmalı, yazım ve imla kuralları açısından düzgün olmalı.

#5. Eksik sosyal profiller:

Springer; sosyal medya sitelerinin kullanıcılarına çok sayıda kişiselleştirme seçeneği sunduğuna, ancak birçok yöneticinin bu seçeneklerin çoğunu es geçtiğine dikkat çekiyor: “Profilde yer alan şirket bilgileri, logosu ve ilgili diğer bilgiler ve linkler; aynı zamanda müşterilerin dikkatini çeken bir satış aracıdır. Şirketinizin sosyal medya profili tam doldurulmamışsa, müşterileriniz şirketinizi zayıf bulabilir.”

#6. Bağlanmamış/”link”lenmemiş hesaplar:

Şirketlerin web, blog ve sosyal medya sayfalarının birbirlerine yönlendiren linkleri bulundurması ve bunların çalışır olması, şirket için büyük bir artı. Seymour’a göre şirketlerin sosyal medya ve blog sayfalarının linkleri şirket anasayfasında yer almalı.

#7. Talep edilmeyen profiller:

Şirket yöneticilerinin sosyal profil oluşturma(ma)kta -ya da kısaca sosyal medyada yer alma(ma)kta- serbest olduğunu hatırlatan Springer, ancak sosyal profil edinen şirketlerin siber alemde diğerlerine göre bir adım önde olacağını da ekliyor: “Bütün bu servisler ile şirketinizin siber alemde nasıl görüneceğini kontrol edebilirsiniz. ”

#8. Geciken yanıtlar:

Proulx’a tekrar kulak veriyoruz: “Şirketlerin müşteri sorularına kurumsal düzeyde geç yanıt vermesi sadece şirketin sosyal medyadaki itibarına zarar verir.” Şirketlere yöneltilen soru/taleplerin gecikmeli yanıtlanması şirket için istenmeyen sonuçlara neden olabilir.

#9. “Like” ve “Follow” azlığı:

Günümüz internet dünyasına yön veren bu ikili, Seymour’a göre aynı zamanda şirketlerin sosyal etkinliklerine önemli ölçüde katkı sağlayabilir. Günümüzde sosyal medyada boy gösteren birçok şirket, kullanıcılarına veya müşterilerine “like”lamaya ve “follow”lamaya teşvik edici çalışmalar yapmakta.

#10. Sınırlı fırsatlar:

Geçen her sene, yeni tekonoljiler türerken, eski teknolojilerin doğal olarak pabucu dama atılıyor. Proulx’a göre sosyal kampanyalar sürdürülebilir ve devamlı olmalı, yeni teknolojileri de kapsama alabilmeli.

Bu ayın başında duyurduğumuz Starbucks Kanyon buluşmasının ardından yazdığım ilk yazı olması nedeniyle yapmış olduğum değerlendirmeyi blogumda kaleme aldım. Buradan okuyabilceğiniz yazıda ayrıca comTalks’a nasıl katıldığımı da bulabilirsiniz.