“Oyuna” geldik başlıklı yazı dizimizde bu hafta globalleşmedeki adımlardan ve teknik altyapıdan bahsedeceğim.

Facebook’un 800 milyon üzeri kullanıcısı var ve bunun yaklaşık %49’u Facebook’u ingilizce harici bir dilde kullanıyor. Potansiyelin farkında olmamız gerek. Bu global düşünmek için en iyi nedenlerden sadece biri.

Tabi globalleşmedeki adımlar oyunu ilk defa kendi yerel kitlenize sunmak kadar zor ve sancılı bir dönem. Ekibin kurulması, oyun senaryosunu yeni kitleye göre uyarlamak gibi birçok önemli unsurları göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Globalleşmedeki detaylı süreci önümüzdeki haftalarda comTalks’da paylaşacağım.

Teknik altyapıyı seçerken altın kural: Kullanıcı için var ol!
Genişletecek olursak: Olabildiğince çok kullanıcının kullandığı teknolojiye açık ol!

Tarayıcı tabanlı oyunlarda sıklıkla klasik HTML kullanılıyor. Fakat HTML animasyonlar ve bunun gibi özellikler için daha az potansiyel sunuyor. Alternatif olarak kullanıcının bilgisayarına indirdiği bir yazılım veya Unity 3D, HTML5 ve Flash gibi tarayıcı eklentileri kullanılıyor. Pek “sevmesemde” oyun tarzına göre Flash kullanmak daha olumlu sonuçlar getiriyor. Çünkü diğer yazılım ve eklentileri yükleyip, kurmak için kullanıcılar halâ hazır değil. Bu yüzden eğer bir teknoloji kullanıcıların en az %90’ında yoksa bu durum viral dağılımı ciddi şekilde etkileyebilir.

Altyapılarının ortak olmasına rağmen geliştirme esnasında klasik flash oyunlar ve sosyal oyunlar için birbirinden farklı yollar izleniyor. Sosyal oyunları bir ürün değil, bir servis olarak görmek gerekiyor.

Bir ürün ve servisin geliştirme aşamasındaki farklar kesinlikle küçümsenmemeli. Konu hakkında PopCap kurucusu John Vechey şöyle demişti:

Bu oyun sektörünün akıllı, tecrübeli ve başarılı yöneticileri nasıl olurda çok iyi hazırlanmış bir şekilde “Game as Service” sunarken servisin kullanımını böyle radikal bir şekilde küçümserler. Bunu planlamak bu kadar zor mu? Evet, zor!