Bilindiği gibi klasik bilgisayar oyunları sektörü çok kazançlı bir sektör. Gerçekten uzun bir geliştirme sürecinden sonra – ortalama iki, üç sene – ve dolayısı ile yüksek bütçeler ile oyunlar piyasaya sürülüyor. Bu süreçten sonra oyun ya tutuluyor ya da hiç satılmıyor.

Oyun piyasaya sürüldükten birkaç gün sonra alınan tepkilere göre oyunun sevilip sevilmediği ortaya çıkıyor. Eğer tepkiler olumsuzsa, geliştiricinin o andan sonra bunu değiştirmek için bir şansı kalmıyor.

Bu durum tarayıcı tabanlı sosyal oyunlarda ise tam tersi. Geliştirme süreci daha kısa zaman alıyor ve klasik bilgisayar oyunlarına nazaran daha düşük bütçe gerektiriyor. Altı aylık bir süreç oyunun fikir aşamasından kullanıcının oynamasına elverişli hale gelmesi için yeterli oluyor.

Bu altı aylık süreç içerisinde oyunu daha kolay hale getirmek ve oyun prensibinin anlaşılmasını kolaylaştırmak için yaklaşık her iki haftada bir dört – beş kullanıcı ile kullanılabilirlik testleri yapılıyor.

Asıl iş oyun yayına girdikten sonra başlıyor: Kullanıcılardan alınan geri dönüşlere, A – B testlerine ve analizlere göre oyunda düzenlemeler yapılıyor. Yayınlanan yeni versiyonlar küçük gruplara açık hale geliyor (ortalama %10) ve kullanıcıların yeni özelliklere karşı verdiği reaksiyonlar bekleniyor.

Süreç içerisinde şunlar ölçülüyor:

  • Ödeme yapan kullanıcı sayısı
  • Ödeme yapan kullanıcı başına düşen kazanç
  • Oyunda Seviye X’e kadar gelen kullanıcı sayısı
  • Geri dönüş oranları
  • Viral aktiviteler (Tüm kanallar)
  • Kullanıcının oyun içerisinde geçirdiği vakit

Yapılan bu ölçümlemeler oyunun kullanıcı isteklerine göre uyarlanması ve geri dönüşleri hızlı bir şekilde değerlendirmeyi sağlıyor. Bu da klasik bilgisayar oyunları sektöründe pek mümkün olmuyor.

Oyun içerisinde yapılan değişiklikler ilk etapda oyuncular tarafından beğenilmiyor. Bunun en büyük sebebi ise kullanıcı alışkanlıklarını çok çabuk değiştirmeye çalışmak oluyor. Bu durumun önüne geçmek için yapılan değişikliklerin oyunun oynayış tarzında çok büyük değişiklik yapılmaması sağlanmalıdır..

Yazının devamını haftaya comTalks’da bulabilirsiniz.