Inbound Marketingnoun “Any marketing tactics that relies on earning people’s interest, instead of buying it. a.k.a. the key to marketing transformation.”

Geleneksel Pazarlama yöntemlerinin (outbound) yerine, Inbound Marketing stratejileri geliştirmek hem sonuçları bakımından, hem ölçülebilirliği bakımından hem de -belki de en önemlisi- daha ekonomik olması bakımından daha avantajlı.

Aslında bir açıdan bakıldığında internet sayesinde oluşan yeni ihtimallerin doğru kullanılması Inbound Marketing. Tv reklamları yerine Youtube’da izlenebilen videolar, basılı reklamlar yerine bloglar, telefonunuza gelen 444’lü aramalar yerine SEO, yani siz Google’dayken iyi bir seçenek olarak karşınıza çıkmak. Dikkatinizi çektiyse her durumda müşteriye ulaşırken onun “yoluna çıkmak, rahatsız etmek” yerine ona bir “seçenek” olmak söz konusu. Peki bu seçeneği niçin seçsin müşteri adayı? Cevap açık; içerik! “Content is king”

Inbound Marketing’de daha içten, doğru-dürüst, kullanıcı dostu olmalısınız. Çünkü aslında müşteri ile değil, “takipçi” ile iletişim halindesiniz. İçerik, sosyal medya kullanımı, birebir-karşılıklı iletişim söz konusu. Ve başarı önce internet kullanıcılarını takipçiye, sonra da takipçileri müşteriye (ç)evirebilmekte.

Burada yapılan yatırım, ölçülebilir karşılıkları olduğu için bir “harcama” değil. TV’de 10 sn. göründünüz, geri dönüş; kısmet. Google Ads ya da Facebook’a reklam verdiniz; çok daha keskin/kesin hedefleme yapabilirsiniz. Çok daha net, ölçülebilir geri dönüş alırsınız. Hem fayda (kullanıcı sayısı) hem de isabetlilik (yatırımın geri dönüşü oranı) anlamında. Gerekirse hemen reklam stratejinizi değiştirirsiniz. Bütçenizi dostum Sinan Ata’nın tabiriyle “kuruş kuruş” yönetirsiniz. Kurda kuşa teslim etmezsiniz.

Burada içerik, sosyal medya kullanımı ve SEO enstrümanlarını doğru kullanmak anahtar niteliğinde; arandığında bulun, doğru içeriği sun, algıyı yönet!

Süper bir hafta dilerim…