Türkiye son zamanlarda mobil platformlarda çok ciddi bir atağa kalktı. Türkiye’deki mobil kullanıcı sayısı arttıkça bu alanda arz da artıyor. Distimo’nun yaptığı bir araştırmaya göre Eylül 2011 – Mayıs 2012 arasında satış hacimleri açısından Türkiye %54’lük bir artışlar 9. sırada. AppFin de Türkiye’den çıkmış ama global pazarı hedefleyen bir mobil proje. Mobil uygulama sahibi olmak isteyen ama gerçek bir uygulama yazdırmak için de yeterli bütçesi olmayan markaları hedefleyen AppFin, yaklaşık 8 aydır geliştiriliyor. AppFin’den Mert Sevinç ile projenin tüm detaylarını konuştum:

Selam Mert, öncelikle Appfin’in arkasındaki yapıdan bahseder misin? Nasıl bir ekiple bu projeyi yürütüyorsunuz?

Appfin ekibi şu anda 5 kişiden oluşuyor, bir de yatırımcımız var tabii. Sarp Erdağ, Ahmet Ardal iOS platformu geliştiricilerimiz, Yavuz Dalkılıç ise web ve Android geliştiricimiz. Ben ve Emre Ertan ise işin operasyonel kısımları ve satış / pazarlama aşamasında yer alıyoruz Projemiz daha fikir aşamasında iken BSS Boray şirketinden yatırım aldık ve o yatırımla ilerliyoruz.

Peki özellikle mi mobil platformlar üzerinde bir proje geliştirme düşüncesi ortaya çıktı? Yoksa AppFin bir çok mobil/web projesi arasından seçtiğiniz bir fikir miydi?

Biz zaten uzunca bir süredir iOS platformu için farklı uygulamalar geliştiriyorduk; basit ama insanların işini kolaylaştıran uygulamaların yanında B2B olarak geliştirdiğimiz uygulamalar da vardı. Mobil platformun öneminin en baştan farkındaydık, sonuçta hepimiz akıllı telefonları hayatımızda aktif olarak kullanıyoruz. Mobil alanda önceden de bir birikimimiz olunca bunu kullanmak istedik.

Uygulama geliştirirken özellikle B2B alanında işimizi sürekli zorlaştıran bir olay vardı: içerik senkronizasyonu. Firmalar 2000li yılların başından itibaren web siteleri yapmış/yaptırmışlardı. 2005 gibi başlayan sosyal devrim ile de sosyal medyaya geçiş yapmaya başlamışlar, 2010 da başlayan mobil fırtınası ile de mobil alanda söz sahibi olmak istemişlerdi. 3 farklı mecra, 3 farklı içerik demekti. Ve her seferinde hepsinin ayrı ayrı güncellenmesi gerekliydi. Herhangi bir mobil uygulama geliştirme süreci bu yüzden çok uzuyordu. Bu sorunu çözmek için biraz kafa patlattık. Aklımıza bir çok fikir geldi ancak beyin fırtınaları sonucu çoğunu eledik ve AppFin ile devam etme kararı aldık.

Kısaca AppFin’i anlayalım. Bahseder misin biraz?

AppFin en yalın tanımı ile; herhangi bir Facebook fan sayfasını, native iPhone uygulamasına dönüştüren bir “uygulama geliştirme makinesi (app generation engine)”. Bunu yaparken kendi yazdığımız SDK’yı kullanıyoruz. Bu SDK ise Facebook Graph API’den yararlanıyor. AppFin, Facebook’taki içeriklerin mobile uygun olarak görünmesini, hızlı ve akıcı olmasını sağlıyor. Kendi özel tasarladığımız arayüzümüz istenilen bilgiye hızlı ve kolay bir şekilde ulaşılmasını sağlıyor.

Daha da önemlisi AppFin ile yaratılan bu uygulama sadece Facebook kullanıcıları ile sınırlı değil. Uygulamayı App Store’dan indiren herkes o markanın, kişinin, ürünün, mekanın, dizinin, filmin haberlerini, fotoğraflarını takip edebiliyor. Dahası sayfada olan herhangi bir güncellemeyi anında anlık bildirim (push notification) olarak uygulamayı indiren herkese gönderiyoruz. Bu da sayfa sahiplerinin her güncel bilgiyi takipçileri ile eşzamanlı paylaşması demek.

Anladığımız kadarıyla AppFin projesinde son 3 yılın en önemli 2 trendi birleşiyor: Sosyal Medya ve Mobil?

Bunun sebebi artık markaların  sosyal medyanın önemini kavramış olması ve aktif olarak orada bulunmayı seçmesi. Herhangi bir web sitesi 3-4 ayda bir güncellenirken, sosyal mecra her gün güncelleniyor. İşte burada bir kesişim kümesi mevcut. Mobil uygulamayı kullananlar da aktif kullanıcılar, her gün güncellenmek istiyorlar; otobüs, vapur beklerken, şirkette otururken, canları sıkıldığında, iki arada bir derede o uygulamayı açıp bugün neler olmuş diye bakıyorlar. O yüzden sosyal medya ve mobil iş birliği firmalar için kaçınılmaz duruyor. Biz de AppFin’i bu kesişim kümesi için geliştirdik.
AppFin Facebook üzerinde halihazırda takipçisi olan kişiler, markalar, mekanlar, gruplar için ideal.

Biraz AppFin’i açmak gerekirse, ne gibi fonksiyonlara sahip?

Öncelikle size, kendinize ait bir mobil uygulama AppStore’da yer alıyor. İsmi, ikon resmi, içerik güncellemesi tamamen sizin kontrolünüzde…

AppFin’in en büyük özelliği içerik güncellemesini otomatik yapması. Hiç bir zahmete gerek duymadan, siz Facebook sayfanıza bir şey yazıyorsunuz, biz onu alıp mobile uygun hale getirip uygulamanıza koyuyoruz. Diğer önemli özelliği de bu aşamada ortaya çıkıyor; o güncellemeyi uygulamalara anlık bildirim olarak da gönderiyoruz. Dolayısı ile uygulamanızı indiren takipçileriniz, size ait haberlerden, bildirimlerden anlık olarak haberdar olabiliyor. Bu özellik Facebook sayfası üzerinden anlık kampanyalar veya duyurular yapmayı sağlıyor.

Uygulama native olduğu için web tabanlı uygulamalar gibi yavaş değil. Kodlarımızı özellikle hız için optimize ettik. Çünkü sınırlı zamanda daha çok bilgiye ulaşmanın önemini çok iyi biliyoruz.

Bunun dışında uygulamanın renkleri ve iç düzen değişebiliyor. Aynı şekilde iOS ikonu sizi veya ürünü temsil eden bir resimden üretilebiliyor.

Daha bir çok özellik var ancak bunları kullanıcaların kendileri test edip görmesi lazım, test etmek için info[at]appfin.net’e bir mail atmak yeterli.

Biraz da ücretlendirmeden bahseder misin?

AppFin olarak şu an beta testin sonlarındayız ve beta dönemi boyunca sistemi bedavaya sunuyoruz. Buna uygulamanızın AppStore’a gönderilmesi ve yayınlanması da dahil. Dolayısı ile fiyatlandırmamız şu anda çok yalın: bedava.

O zaman soruyu şöyle değiştirelim: AppFin’in gelir modeli nedir?

AppFin’in baz özellikleri ücretsiz. Fakat uygulamayı özelleştirmeye başladıkça  ücretlendirme yapıyoruz. Biz markalar pek çok seçenek ve fonksiyon sunacağız. Her fonksiyonun da ücretlendirmesi farklı olacak. Bazı markalar bu fonksiyonların hiçbirine ihtiyaç duymazken bazıları çoğunu kullanmak isteyebilir. Gelir modelini de fonksiyonlar üzerinde up-selling mantığıyla oluşturduk.

Globaldeki örnekleriyle karşılaştırdığımızda nasıl bir tablo çıkıyor ortaya?

Globalde AppFin’in bir örneği yok, o yüzden pek karşılaştırma yapamıyoruz. Ancak sürükle-bırak metodu ile kendi uygulamanızı yaratmanızı sağlayan siteler var, onların avantajı daha kişiye özel uygulamalar yapılabilmesi ancak esas sıkıntı, içerik yönetimi için sitelerin size temin ettiği içerik yönetim sistemlerini kullanmalısınız. Dolayısı ile herhangi bir yer ile içerik senkronizasyonu yok. Bizde ise içerik yönetim sistemi herkesin çok iyi bilip kullandığı ağ: Facebook.

AppFin’i geliştirmeye nasıl devam edeceksiniz? Hangi yönde geliştirmeler bekleyebiliriz?

Şu anda beta aşamasında olduğumuz için kullanıcıların kendi uygulamalarını otomatik bir şekilde yaratmasına izin vermiyoruz, ancak yakın zamanda kullanıcılarımız www.appfin.net adresine girip, yöneticisi veya sahibi oldukları herhangi bir Facebook fan sayfasını anında iPhone uygulamasına çevirip, telefonlarında test edip sonra da AppStore’a gönderebilecekler. Bu sırada renk ayarlamalarını yapabilecekler, ikonlarını değiştirebilecekler, yeni özelliklerimizden istediklerini ekleyebilecekler. Yeni geliştirmeler ve özellikler hakkında çok fazla bilgi veremiyorum, ama emin olun AppFin kullanıcılarının yüzünü güldürecek süper özellikler yolda.