Değerli comTalks okurları, ilk yazımda size hangi okulu bitirdiğim ya da nelerin koleksiyonunu yaptığım gibi benimle ilgili gereksiz bilgilerden çok, mesleki anlamda ilginizi çekebileceğini düşündüğüm bazı şeyler aktarmak  istiyorum.

Aslına bakarsanız yoğun geçen bir Ağustos ayının ardından (4 ülke 30 küsür toplantı)  İstanbul’a döner dönmez dijital dünyadan biraz uzaklaşıp analog ilişkilere kanalize olmak istiyordum ama bir dönem Groupon’da beraber çalıştığım sevgili dostum Natali Yeşilbahar’ın daveti üzerine Mobile Monday etkinliğine katılmaya karar verdim.

Ne yalan söyleyeyim oldum olası mesleki networking ortamlarından uzak durmuşumdur ama mesleğin içinden başarılı isimlerin konuşmalarını ve sunumlarını izlemek de bana hep keyif verir (ted talks rocks!). Bu sebeple dijital servis efsanesi Fjord’dan Marc ve sosyal mecradaki yeni gözdem Foursquare’den Charles’ın konuşmalarını merakla izlemek üzere Garanti Genel Merkezi’ne gittim.

‘’Ahmet, Mehmet, naber, iyidir’’ klişelerini atlattıktan sonra Fjord’dan Zeynep Hanım ve Marc’la sohbet etme fırsatını buldum. Bana Türkiye’deki yeni yapılanmalarından bahsettiler. Hali hazırda Türk şirketlerine hizmet verdiklerini ama İstanbul ofisini kurarak müşteri sayılarını artırmayı hedeflediklerini anlattılar. Ben de onlara Avrupa kafasıyla Türkiye’de iş yapmayı hedefleyen her yabancı şirkete dilediğim gibi bol bol sabır diledim.

Mobile Monday etkinliği Marc’ın konuşmasıyla başladı. Kendisi basit ve net bir şekilde dijital servislerin insan odaklı evrilmesi gerektiğini, aksini beklemenin yani insanın dijital odaklı evrilmesinin bir kaç yüzyıl alacağını, dolayısıyla para kazanmak isteyen dijitalistlerin kullanıcı odaklı düşünmeye yoğunlaşmaları gerektiğini anlattı. Marc’a katılıyorum zira bir tarafımızdan usb girişi çıkartmak, sesimizi algılayarak hareket eden otomobil yapmaktan daha zor. (En azından acılı!)

Konuşmanın detayları içinde beni en çok etkileyen şey yüz tanıma (mimik algılama ve tepkileme) konusunda Marc’ın öngördüğü senkronizasyon problemi oldu. Yılmaz Erdoğan’ın deyişiyle ‘’şerefsizim benim de aklıma gelmişti.’’ Touchpad’de mükemmele yakın olan, kinect’te tatminkar seviyelere ulaşan tepkileme senkronizasyonu meselesi  yüz – mimik algılamada ciddi sorunlar doğurabilir. Bunun için silikon vadisi veya MIT’de ki (zeki insanlarsınız Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan bahsetmediğimi anlarsınız ama ilk yazım diye notumu düşeyim) bilim insanı dostlarımızın biraz kafa yormaları gerekecek. Tekniğin  ‘’t’’ sinden anlamayan biri olarak onlara iş öğretmeye kalkmayacağım. Ama en nihayetinde göz kırparak verdiğim komutun, göz kırpma süresinde geri dönüşünü isteyeceğimi de tahmin ederler.

Marc, Marc, Marc evet Charles’da konuşmasında kendisini 30 kere alıntıladı ama o bahsi kapatalım ve Charles’ın Fooursquare 5.0 başlıklı sunumuna geçelim. Eminim sizler yeni sürümü benden çok daha önce indirmiş, incelemiş ve kullanmaya başlamışınızdır dolayısıyla 3 arayüz meselesine hiç girmicem. Foursquare sunumunda benim asıl ilgimi çeken yeni reklam araçları ve istatistikler oldu.

Marka tüyoları (brand tips) denen servis bence mükemmel bir re-targeting (yeniden hedefleme yazınca çok uzun oluyor) fırsatı. Öte yandan ‘’Arkadaşınız Cemil bu kahvehaneden vazgeçmez, siz de giriniz, içiniz. ‘’ tarzı referans odaklı reklamları da iş yapar gibime geliyor.

Charles’ın Foursquare sunumu sırasında rakamlarla konuşması benim açımdan hoştu. İlk sırada yer alan 2.5 milyar etkileşim sayısı yüksekti ama açıkçası beklediğim düzeyde olduğu için onu çok abartmıyacağım. Malum 11 yaşında kız çocuklarının eline akıllı telefon  verilen bir dünyada onların ev içinde oda değiştirirken bile check-in yapıyor olmaları doğal. Bu hunhar teknoloji tüketimi devam ettikçe 2.5 Milyar check-in pek yakında 10 milyara ulaşır. Amma velakin 2.5 milyar etkileşimin hemen altında beliren 40 milyon organik lokasyon sayısı beni gerçekten çok etkiledi.

Bunun manası şu: sizin benim gibi dışarıdan, bağımsız vatandanşlar tam tamına 40 milyon kez Foursquare’in ekmeğine yağ sürmüşler. Dile kolay 40 milyon kez Foursquare’e, babanın evladına, Messi’nin Iniesta’ya yapmayacağı türden kıyak yapmışlar. Yani Foursquare 1 Milyon lisanslı lokasyonuyla övünmeye hazırlanırken 40 milyon bonus lokasyon da havadan gelmiş. Sizler benden zeki insanlar olduğunuz için daha fazla detaya girmeyeceğim. İşin özü Facebook kadar komplike ya da twitter kadar basit olmadan sırf fikir ilginç olunca bile dünya nüfusu sizin için sizin işinizi yapmkatan geri durmuyor. Yeter ki onlara yeni bir eğlence verin.

Yeni comTalks’larda görüşmek üzere, sağlığınız ve keyfiniz hep yerinde olsun.

Not: 2.5 milyar check-in içinde en yüksek lokasyon Starbucks mı diye merak ediyorsunuz biliyorum. Charles’a mail attım kırılımları paylaşırlarsa bir sonraki hafta size özet geçerim.