Değerli comTalks okurları aslında bu yazıyı iki ayrı günde farklı içeriklerle yayınlamayı düşünüyordum ama gerek bazı okurlarımızdan gelen tavsiyeler gerkese comTalks’un yeni formatı sebebiyle Webrazzi Summit 12 raporumu tek bir yazı olarak hazırlamaya karar verdim. Biraz uzun oldu ama içime sindi.

Önce size organizasyonun genel yapısını anlatmaya çalışıyım. Webrazzi12 çok iyi niyetle ve çok profesyonelce kotarılmış bir toplantı izlenimi bıraktı bende. Birden çok alanda, aynı anda farklı konuşmaların olması ister istemez bazılarını kaçırmamıza sebep olsa da yine de yer seçimi, konuşmacılar, katılımcılar hepsini bir bütün olarak düşünürsek 10 üzerinden 9 verebileceğim organizasyondu.

1 puanı kırdığım yerler tamamen mükemmeliyete yönelik nacizane tavsiyeler olabilir. Bir dahaki sefere eğer Türkiye’de yapılacaksa (Arda Bey bize seneye yurt dışı planları olduğundan bahsetti) bence daha büyük bir oteli tercih edebilirler. Summit’teki (zirve derken içim rahat etmiyor) sunumların ppt kopyalarını bir dvd’de katılımcılara hediye edebilirler. Son olarak konuşma aralarını daha uzun tutup isteyenin istediği sunuma yetişmesini sağlayabilirler.

Gelelim birbirinden ilginç konukların birinden ilginç görüş ve söylemlerine…

Sony Bravia’yı fetheden Türkler!

Benim izlediklerim arasında ilk helal olsun dedirten konuşmacı Efe Çakırel’di. Kendisi Mubi adlı sinema filmleri yayınlayan sitenin yöneticisi. Kısa sürede dünya çapında büyük başarı yakalayan abonelik bazlı bu sistem Türkiye’de de binlerce kullanıcıya ulaşmış durumda. Ama durun asıl bomba şimdi geliyor. Sony Bravia ürettiği her yeni televizyonun içine Mubi bağlantısı da yüklüyor. Efe Çakırel’in bir diğer önemli paylaşımı ise internet kullanıcı sayısının demografik dağılımı konusunda oldu, kendisi çok yakın zamanda Amerika dışı internet kullanıcı sayısının katlanarak artacağını belirtti.

Not: Mubi’yi denedim ben beğendim ama gerçekten sinefil olmayanlara tavsiye etmiyorum.

Her 100 liranın 9 lirası sanal ortama!

Webrazzi12’de sunumunu en beğendiğim belki de en detaylı ve açıklayıcı bulduğum kişi BKM yöneticisi Soner Canku’ydu. Soner Bey, benim gibi rakamlardan, paradan ve finansal analizlerden zerre anlamayan insanların bile kolayca algılayacağı şekilde internette harcanan paranın yol haritasını anlattı. Havayolu sektörü teknolojik altyapısı ve geçmişi gereği internette en çok para harcanan sektör olurken onu turizm, sigorta, hizmet sektörünün takip ettiğini söyledi. Kredi kartları ile harcanan her 100 liranın 9’unun internet üzerinde harcandığını belirten Canku çok yakın zamanda banka kartıyla da internetten alışveriş yapılacağını müjdeledi.

Not: yakında (belki de çoktan) Express diye yeni bir ödeme sistemi lanse edilecek detayları bu adresten https://www.bkmexpress.com.tr/BKMExpress/ öğrenebilirsiniz.

Yerli Kindle geliyor!

Konuşmacılar arasında belki de en homojen yapıyı yöneten kişi olan Hanzade Doğan Boyner çeşitli konularda besleyici bilgiler verdi. Dedikodulardan başlamak gerekirse hepsiburada.com için başka bir grupla görüştüklerini ama amaçlarının satmak değil yatırım almak olduğunu doğruladı. Belli ki görüşmeler istenildiği gibi sonuçlanmamış. Hepsiburada’nın rakibinin diğer e-ticaret siteleri olmadığını bizzat perakende sektörü içindeki offline oyuncularla yarıştıklarını vurguladı. Üstüne üstlük Kinlde benzeri yerli markalı bir e-okuyucu için Güney Asya’da üretici ortak aradıklarını söyledi. Herkesin merak ettiği rocket internet sorusunu da net şekilde cevapladı: ‘’ Batışları sürpriz değil! Uzaktan kumandayla şirket yönetip, Google’a para basarak başarılı olamazsınız!’’

Not: Hanzade Doğan Boyner, 2013’de grup olarak 1.4 Milyar TL ciro hedeflediklerini duyurdu.

Geleceğin okur yazarlığı, bilgisayar programcılığı!

Bu tür beylik laflardan ve bu lafları edenlerden pek hoşlanmam ama Aydın Şenkut gerçekten etkileyici bir adam. Felicis Ventures gibi dijital altın madenciliğinde marka olmuş bir kurumun temsilcisi olarak konuştu. Çok şey anlattı ama ben size satır başlarını aktarıcam. Yatırımları arasında yer alan Angry Birds’den başlayalım. Angry Birds’ün yaratıcısı Rovio kendini oyun şirketi olarak değil, geleceğin Disney’i olarak görüyormuş, bence vizyonerlik böyle bir şey. Zirveden canlı tweetlediğim üzere; telefon, radyo gibi mecraların 50 Milyon kullanıcıya ulaşmaları ortalama 75 yıl alırken Angry Birds bu rakama 35 günde ulaşmış. Gelelim kilit noktaya dünya o kadar hızlı şekilde dijitale evriliyor ki Estonya bugün itibariyle tüm okullarında bilgisayar programcılığını müfredata katmaya başladı. 10 yıl içerisinde bilgisayar programcılığı Estonya’daki tüm okullarda (üniversiteden bahsetmiyorum) seçmeli ders olarak alınabilecek. Acilen bizim de bu konuda bir devlet politikası geliştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Software’de (yazılım yazmadığım için parmağımı eşek arısı soksun) 2000’li yılların başında Hindistan’ın yaptığı atılımın bir benzerini 2023’de biz neden yapmayalım. Ama biz otomobil yapıcaz diyorsanız siz bilirsiniz tabi.

Not: ABD-Türkiye verileri karşılaştırıldığında GSMH 1’e 15 gibi korkunç bir makasta ama asıl korkunç olanı e-ticaret cirosu arasındaki makasın 1’e 100 olması.

Not2: Kurumsal çözümlerde hala çok ekmek var kendinizi tüketici odaklı düşünmeye zorlamayın. Geleceğin altın madenleri 3 boyutlu görüntü, bio informatic ve internete bağlı aletler (tv, buzdolabı saat vs)…

Türkiye gerçekten bölge lideri!

Hani hep anlatırlar ya Türkiye batıdan doğuya köprüdür. Türkiye ortadoğunun abisidir. Bizi herkes sayar sever. Almanlar yenilmese biz de yenilmezdik vs vs. Jeopolitik ilkokul söylevleri dışında bu olguların gerçekten birebir karşılandığı tek alan online oyun pazarı. Online oyun denince Peak Games ve Sidar Şahin isimleri zirveye renk kattı bence. Dünyanın en büyük 3. Oyun şirketi (online ofcourse) konumunda olan Peak Games hali hazırda Ortadoğu’da açık ara lider konumda. Sidar Bey’in söylediğine göre çalışan sayıları 200’ü aşmış ve genelde bölgeden insan kaynağı tercih ediyorlarmış. Benim ilgimi çeken oyunlar genelde farklı platformalarda olduğu için o konuya yatırım var mı diye sordum. Henüz yok, focusumuz online dediler ama mobile büyük yatırım yapacaklarmış. Hayırlısı olur umarım.

Not: Türkiye’de oyun ekosistemi, e-ticaret ekosisteminden daha hızlı ve doğru gelişiyor bence, yatırımcıların dikkatine.

Müzikte dijital rönesans!

Evet itiraf edin, beleşe albüm de indirdiniz, beleşe konser de izlediniz değil mi? Hatta bundan büyük keyif aldınız hatta Metallica buna karşı savaş açtığında Lars’dan baya bir soğudunuz (ben o çocuğa hep mesafeliydim Jason meselesi yüzünden). Amma velakin birey yetişkinliğe erişince; telif hakkı, emek-sömürü ilişkisi gibi yeni kavramlarla, korsan yayıncılıkla savaş gibi farklı olgularla tanışıyor. Spotify’dan Axel Bringeus’da bize bu durumu anlattı. Artık dijital mecra müzik yaratıcılarının aleyhine değil lehine evrilmek durumunda. Çünkü kontrol ve yasal denetim artıyor, insanlar yasala ve orijinale değer verecek bilinç düzeyine erişiyor. Her ne olursa olsun dijital korsana yuva olmayacak, müzik yaratıcıları ve üreticileri de dijitalden beslenerek yenilikçi çözümler ve hatta yeni müzikler üretecekler.

Gerçek zamanlı yayıncılık editörlerin değerini artıracak!

Chartbeat’ten Tony Haile Webrazzi12’de belkide en sıkıcı fakat en kritik konuşmayı yaptı. Siz de sıkılmayın diye detaylara girmicem. İşin özeti dijitalin en büyük artısı eş zamanlı ölçümleme.  Yani kim ne arıyor ne ile ilgileniyor anında öğrenme şansınız var. Tabi bu biraz pahalı ve yorucu bir iş ama yakın zamanda kolaylaşıp ucuzlayacak. İşte o zaman işin rengi değişecek yayıncılar tüketicinin birebir ihtiyacına cevap veren içerikler üretip sunmak durumunda kalacaklar. Buda çok iyi bir canlı edisyon ekibine ihtiyaç duyacakları anlamına geliyor. Şöyle ki günümüzde editörler toplu veriyi ham halde alıp yayına hazırlasa da yakın zamanda bu değişecek. Editörler veriyi bizzat toplayıp, yayına hazır hale getirip, yayına soktuktan sonra tüketilme düzeyine göre içerik üzerinde anında değişiklikler yapmak veya komple yayından kaldırmakla görevli olacaklar.

Not: Genel okuyucu sıkımasın diye detaya girmedim ama Reklamcılar ve pazarlamacılar bunu derinlemesine araştırın, şimdiden gardınızı alın.

Yüzde 1 artık yüzde 99’u düşünse!

Webrazzi12 cloudsuz geçse gönlümüz el vermezdi. Fransa’nın en başarılı start-up’larından Jolicolud yöneticisi Tariq Krim konuşmasında ultralight bir hayata değindi. Jolicloud ve benzeri işletim sistemleri bizi mümkün olduğu kadar silikon çipsiz (şahsi manada) bir yaşama davet etse de biz henüz buna hazır değiliz. Elimizin altında harddiskler, gigabaytlar olsun istiyoruz. Fakat Krim olaya farklı bir açıdan yaklaştı şu an dünyanın sadece %1’i cep telefonu, tablet, dizüstü, ultrahafif netbook vs gibi araç gereci çevrim içi iletişim halinde kullanabiliyor. Tabii ki sorun ekonomik, neden clouding’le bu maliyetleri düşürüp kalan %99’u da teknolojiye yakın kılmıyoruz. Bence mevzu önemli ama vahşi kapitalist KPI, ROI internet gençliği pek ilgi göstermedi konuşmaya, pek fazla soru soran olduğunu hatırlamıyorum. Yine de etrafta bolca not alan vardı teselli sayabiliriz.

Alexis Maybank’ten acı gerçekler!

Dünyada e-ticaret denince akla gelen en önemli oyunculardan biri Amerikalı Gilt (e-bay dışı skaladan bahsediyorum). Dolayısıyla Gilt kurucu CEO’su ve şu anki danışmanı Alexis Maybank konuşmaya başlayınca topluca saygı duruşunda bulunduk. Alexis hanım zarafetinden beklenmeyecek şekilde kırıcı ve bodoslama konuşsa da kendisi gerçeklerle yüzleşmemizi sağladı. Gilt denince operasyonun büyüklüğünü bir kaç rakamla özetliyim 500 milyon ciro, 6 milyon aktif üye, 1,5 milyon aylık satış adedi desem heralde yeterli olur. Alexis hanım bize düşünmekten çok yapmanın önmeli olduğunu hatırlattı. Kişiselleştirme özelleştirme konusunda hergün bir yenilik getirdiklerinden bahsetti. Mobil’in satış frekansını çok iyi takip etmek gerektiğini özellikle hafta sonu ve mesai dışı saatler için mobile yönelik ciddi çalışmalar yapılmasının elzem olduğunu anlattı. Olumsuz müşteri tepkisine anında cevap vermek gerektiğini vurguladı. Toplantının en acı mesajı ise google’a gitti. Maybank açıkça ‘’Amerikan kablo yayıncılarında reklam vermek bazen google’dan çok daha etkili ve hesaplı olur.’’ dedi.

Not:Kadınları hedefleyen private shopping ( veya bildiğin üst baş ticareti) şirketleri için pinterest’in herşeyden daha etkili olduğunu çünkü satışın %90’ının görselden kaynaklandığını anlattı.

Not2: Benim Doğu Asya’da en korktuğum pazar olan Japonya için herşeyi önce mobil düşünmek gerektiğini bir de Maybank’ten duydum, içim daha bir sıkıldı.

Sosyali sosyalcilere bırakın.

Social Bakers’dan Jan Rezab izlediğim son konuşmacıydı. Kendisi istatistik ve ölçümleme şirketini temsil ettiği için listelerle konuştu, bol bol yüzdeler verdi ama her şeyden önce sosyal mecra yönetimi konusunda şirketlere bir uyarıda bulundu: ‘’Bu işi kendi içinizde çözmeyin, uzmanlarına bırakın’’ (sosyal mecra ajanslarına güzel bir asist bu) ama arkasından da ekledi: ‘’duvarınızı her saat başı kontrol edin.’’ Rakamlardan ve yüzdelerden bahsetmişken Facebook’ta en çok arkadaşı olan firmamız halen Avea. En çok etkileşim getiren sosyal mecra kampanyalarımız: Toyota-bebek, Allianz-ordu, Efes-bira şişesi. Türk vatandaşları (Kürt, Laz, Çerkez ve San Marino kökenli yurttaşlarımızı da kapsayarak) sosyal mecrada en çok fotoğraf paylaşıyor (%70) ikinci sırada video var (%5). Facebook’da oyun oynarken dünya ortalamasından %144 daha fazla zaman geçiriyoruz.

3. sayfa haberleri

Zynga ve Yandex sunumları benim için hayal kırıklığı oldu. Yandex için daha önce Rus bir arkadaşımın söyledikleri bir kez daha kulaklarımda çınladı. ‘’Annem Yandex’e girip Google yazıyor. Google’a da girip Facebook yazıyor.’’ Heralde 1-2 sene sonra daha iyi geri dönüşler olacak yandexle ilgili, henüz çok başındalar yolun, yine de metrix’i herkese açmışlar ilgilenen buyursun. Zynga havadan sudan bahsetti online oyunlarını offline fiziksel oyunlara branding yapmışlar. Yani kızma biraderi hipototam filan yapmışlar belki çozuklarınız için güzel bir hediye olabilir.

Yazının sonunda Webrazzi ekibine başarılı organizasyonları ve cömert konukseverlikleri (misafirperverlikleri de olur) için teşekkür ediyorum.THY- Klout stand aktivitesini kaçırıp, beleş business biletime el sallamama neden olan tüm konuşmacılara da teesüf ediyorum.

Cheers

Erol

Not: Parantez espaslarım ve diğer çapaklar için imla nazilerinden özür dilerim.