Teknoloji çağının hızla ilerlemesi ile insanların akıllı telefonlara yönelmesi, insanların internette geçirdikleri vakit oldukça uzun. Bununla birlikte dijital bir devrim yaşıyoruz diyebiliriz. Bu noktada markalara ve markalaşmaya çalışan pek çok kişiye büyük işler düşüyor. Dijitalleşme sürecinin çok iyi bir strateji ile belirlenip o strateji doğrultusunda ilerlemesi gerektiğini hepimiz savunuyoruz.

İlk aşamada izleyeceğimiz stratejiyi çok iyi planlamak zorundayız. Örneğin; kısa vadeli planlarla gitmektense daha uzun vadeli hamleler düşünürsek hata seviyemizi o kadar aza indirmiş oluruz. Dijital süreçlerdeki hataları ne kadar aza indirebilrisek markamızın imajı o kadar az zedelenir.

Strateji sonrasında planlamalarını yaparken bütçelerini  minimum tutmalarıda bir sorun aslında. Bazı marka yöneticileri dijitalin önemini yeterince anlamadıkları için, bu alana yeterli yatırımı yapmak istemiyorlar. Olumsuz sonuçlar alındığı zaman da biz dijitalleşmeye henüz hazır değiliz cümleleri sarf edilmeye başlıyor.

Çoğu marka uzman insanlarla çalışmak yerine, bu konuda vasfı olmayan kişileri görevlendirerek büyük hatalar yapıyor açıkçası. Örneğin; Bir sekretere, Sosyal Medya Uzmanlığı yaptırmak gibi işlerle başlanıyor bu hataya.

Birileri artık dijitalleşmek isteyen markalara bu işin sürekliliği olmak zorunda olduğunu anlatabilir mi?

Markalar ilk başlarda büyük bir heyecan ile dijital sürece giriyor. En başında yaptıkları stratejiye bağlı kalmadan geri çekilmeyi tercih ediyorlar. Aslında bilmiyorlar ki bu işin süreklilik dahilinde kendilerine verimli şekilde dönüş yaratacağını. Biraz sabredip doğru dijitalleşme süreçlerini uygulasalar aslında onlara nasıl fayda sağlayacağını görmüş olacaklar.