Akıllı telefonlarımız, tablet bilgisayarlarımız, diz üstü bilgisayarlarımız hayatımızı öyle kolaylaştırdı ki her zaman her yerde sosyal paylaşım sitelerine ulaşabiliyoruz. Peki, hayatımızı bu kadar kolay giren sosyal medya hayatımızı gerçekten kolaylaştırıyor mu?

Bazen evet, bazen hayır!

Dün katıldığım bir moda lansmanında, ben dahil fotoğraf çekip Instagram’da Twitter’da ve Facebook’da yayınlamak için yarışıyorduk. Ama etrafımızda kimler var, yanımızdan kimler gelip geçti çoğunu görmemiş olabiliriz.

Girmeyelim desek sosyal paylaşım sitelerine birkaç saat boyunca hayatımız  darmaduman olabiliyor.

Önemli durumları bile çoğu zaman kaçırıyoruz.

Peki, ne yapmalıyız? Benim kanaatimce, bırakalım hayat aksın ama sosyal medyanın peşinden değil; sosyal medyayla birlikte aksın! Gülücüklerimizi klavyenin iki tuşuna sıkıştırmayalım. Ansızın beliren sohbet kutularından dökülmesin mekanik sevgi sözcükleri. Etiketlendiğimiz fotoğrafta çirkin çıkmışız diye endişelenmeyelim artık. Hiç bir şeyi ispat etmek zorunda olmadığımızı, beğenilmek zorunda olmadığımızı unutmayalım.

Sosyal Medya İle Hayatımızda Neler değişiyor Acaba?

Sosyal medyanın beğenilmek üzerine kurulmuş alt yapısı tutumlarımızı ve hayata bakış acımızı değiştiriyor. Siz hiç unlike butonu gördünüz mü? Tabi ki hayır, çünkü sosyal medya beğenmeme hakkımızı elimizden alıyor. Beğenmiyorsak bunu özgürce ifade etmek yerine susmak üzerine programlanmışız. Paylaşımda bulunurken ise aynı olgu bizi özgürleştiriyor ne de olsa gönderilerimizin beğenilmeme lüksü yok, beğenmeyen sussun diyip paylaşıveriyoruz her şeyi. Kimi zaman da sosyal medyada duyarlaşıp gerçek hayatta önemli konularda farkındalığımızı, duyarlılığımızı kaybedebiliyoruz.