Her marka reklam yapmak ister. Kitlesiyle görsel ve duygusal bağ kurmak ister. Reklam yapmadan önce insan etkileşimlerinin iyi araştırılması gerektiğinin kaanatindeyim. Sizin kafanızdaki görsel veya kurgu sizi etkileyebilir. Ama sorunda burada başlıyor, sizi değil kitleyi etkilemek zorunda. Duygusal bağ kısmını çoğu marka anneler gününde çok iyi yapabildiği düşüncesindeyim. İnsan etkileşimlerinden yola çıkarak yapılan reklamlarla gerçekten çok iyi dönüşler alınabilir. Ama şunu da unutmamak gerekir. Reklamın en temel amacı satıştır. Sen satışı nasıl yaparsan yap ama ‘’Satış’’ yap!

Bir reklam gerçekten işe yaradığında, bir kitleyi duygusal olarak bağladığında ve insanları ürünü almaya teşvik ettiğinde sonuç bir büyü gibi görünebilir. Pek çok reklamcının sezgilerinin her şeyin üstünde tuttuğuna kuşku yok. Ama zaman değişiyor: Doğuştan dijitaller giderek daha fazla kişisel bilgiyi paylaşmaya devam ettikçe ve teknoloji, kişisel reklamlarla müşterileri hedeflemeyi ve Pazar testleri yapmayı kolaylaştırdıkça, reklam ajanslarındaki yaratıcı süreç daha az sanatsal ve daha fazla veri odaklı hale geliyor. Ama bunun bir sakıncası yok. Unutmayın: reklamın amacı sanat değil, satıştır.