Sosyal medya her geçen gün hayatımızın olmazsa olmazı haline geliyor. O yokken ne yapıyorduk ya da şimdi sosyal medya olmasa ne yaparız diye aklımızdan sürekli geçiriyoruz. Sanal dünya bizim için artık öyle önemli ki hayatımızdan bir anda çıkıp gitmesini kabul edebilmek o kadar zor. Twitter yasağından sonra kullanıcıların şaşkınlığını gizleyememesi, bu durumu bir hayli haksız bulması ve hayatlarındaki önemli bir yerin ne kadar da boş kaldığını içsel olarak ettikleri isyandan kolaylıkla anlayabildik.

Sosyal medya bizim nasıl bu kadar hayatımızın merkezi haline geldi? Yaşadığımız dünyanın dışında farklı bir dünyaya mı ihtiyacımız vardı? Gerçek hayatımızda olan eksikler neydi? Artırarak sorabileceğimiz birçok sorumuz olabilir. Ama bu kadar gerçek hayatımıza yaklaştırmamızın sebebi eksik yanlarımız, konuşma isteğimiz, dahil olmadığımız ya da olamayacağımız hayatlara dahil olma isteğimiz, haberdar olmanın doyumsuz isteği bizi birçok açıdan doyuran bu dünyaya giderek bağladı.

Son yıllarda habercilik dahi sosyal medyaya yönelmeye başlamıştı. Gündemde ortaya çıkan her yeni konu ilk olarak sosyal medyada yer buluyor, deprem olduğunu bile ilk olarak sosyal medyada duyar hale geliyorduk. Haber alma konusunda edinilen hız sosyal medyayı diğer medya organları tarafından da olmazsa olmaz kılmaya başlamıştı. Masaüstü yayıncılığın kat ettiği yol yeni medyanın uzantıları doğru kullanmak gerektiğini gösterdi. Peki ya sosyal medyanın sosyal hayatımızdaki yeri ne olacaktı?

Kişilerin yeni kitlelere kolaylıkla ulaşıyor olması, yeni çevreler edinmesi, tüm merak ettikleri hakkında bilgi edinebiliyor olması, en yakınıyla konuşamadığı konuları daha önce hiç tanışmadığı kişilerle kolaylıkla paylaşıyor olması bu dünyanın içine daha da fazla girmemize neden oldu.

İnsanın konuşma ve anlatma ihtiyacına dayalı olarak çevresini genişlettiğini, arkadaş edindiğini ve bir sosyal hayatın içinde varolduğunu düşünürsek; sosyal medyanın giderek dışarıda aranan ihtiyacı karşılıyor hale gelmesi sosyal hayattan uzaklaştırıyor diyebiliriz. Bununla birlikte birlikte bireylerin hayatları öyle bir hal alıyor ki, anneler çocuklarıyla birebir iletişime geçmek yerine ellerine bir tablet tutuşturarak kendi sosyal medya dünyalarındaki hayatlarıyla meşgul oluyor. Bu şekilde konuşmadan, ailesiyle birebir iletişime geçmeyen çocukların gelecekte ebeveynleriyle etkileşim içinde olması ne kadar beklenebilir?

Yeni dünyada sosyal medyada var olmamak oldukça zor. Yeni doğan çocuklar kendilerini doğar doğmaz teknolojinin nimetleri arasında buluyor. bu şartlarda ebeveynlere birçok görev düşüyor. Çocuklarına teknolojiyi doğru kullanmayı aşılaması, sosyal medya konusunda çocuklarını bilinçlendirmesi oldukça önemli bir rol oynuyor.

Konuşan, paylaşan, sorunlarını ailesiyle ya da çevresiyle etkileşime geçerek çözebilen çocukların yetişmesi dikkat edilmesi gereken bir konu. Asosyal yetişen çocuklarını konuşabileceği tek platformun sosyal medya olmadığını öğrenmesi gerekiyor. Bu konuda bilinçlenmesi gerekenler ilk olarak ebeveynlerdir. Anne ve babalar çocuklarıyla ilgilenmek yerine tüm zamanını sosyal medya hesaplarında geçirmemeli ve kafasını dinlemek için de çocuklarının ellerine telefon ya da tabletlerini tutuşturmamalıdır.