Uzaktan Çalışma İtirafları

Uzaktan Çalışma İtirafları

Daha önce yine comTalks’ta bahsettiğim gibi Kasım ayında Crossover isimli Amerikan teknoloji şirketi için Türkiye operasyonunu devraldım. İlk günden bu yana açık takvim kullanmaya başladım, haftada ortalama 35-40 yüz-yüze toplantı ile Türkiye’nin kabiliyetli IT profesyonelleriyle görüştüğüm yoğun bir takvimim var. (ilgilenenler için; nasıl açık takvim yönetildiğini şurada anlattım daha önce) Bu yüzden 2010’dan bu yana göz bebeğimiz olan comTalks’u biraz aksattım. Bunu artık değiştirmeyi umuyorum.

Başladığım günden beri pek çok işe alım gerçekleştirdim ve şu an Türkiye’de toplam 24 (ben bu yazıyı yazarken 25 olmuş olabilir) tam zamanlı çalışanla yolumuza devam ediyoruz. Hedef yıl bitmeden 200’e ulaşmak. Tüm dikkatimi teknik yönetici diyebileceğimiz gruba verdim çünkü Amerikan teknoloji şirketlerinin talebi bu alanda neredeyse sınırsız. Bilmeyenler için; prensipte Crossover Amerikan teknoloji şirketleri için uzaktan çalışmak üzere dünyadan kabiliyetli insan kaynağını bulan, değerlendiren, işe yerleştiren, ölçen ve eğiten bir şirket olduğundan bu talep benim için Java, C++ ve C# platformlarında senior seviyede işinde iyi olan herkesi işe alma fırsatı demek. Türkiye standartlarının bir kaç kat üzerinde ödediğimizden asıl ikna noktasının para olduğunu düşünmüştüm ilk adımda. Yazının devamında burada nasıl yanıldığımı da itiraf edeceğim.

Crossover operasyonunu devralmadan önce bir şirketin 1570+ insanı uzaktan çalıştırabileceği aklımda hiç canlanmamıştı. Yazının başlığına sadık kalalım, ilk itiraf; “kesin kaos vardır” diye düşünüyordum işe başlamadan önce. Çünkü Türkiye’deki iş deneyimim bana uzaktan çalışanların sadakat, iş takibi ve motivasyon sorunları olduğunu onlarca kez kanıtlamıştı. Dijital ajans yönettiğim dönemde de öncü işler yapmaya çalışan biri olarak bunun artık kesin olduğuna kanaat getirmiştim.

İtiraf 1: Yönetim Yaklaşımı Farkı

micromanager10 Yıldan fazla dijital işlerle uğraşıp birkaç start-up batırınca ve bu 10 yılın son 6 yılını aralıksız yönetim yapmaya çalışarak geçirince insanın ister istemez “ben bu işi öğrendim” gibi bir düşüncesi oluyor. Bunun ne kadar yersiz ve kârsız olduğunu öğrendim ilk olarak. Sürekli gelişimi sağlayabilmek için eskilerin söylediği gibi “el yumruğu yemeyen kendi yumruğunu balyoz sanırmış” bunu bilmek lazım. Türkiye pazarının dünyaya oranla ne kadar küçük olduğunu düşünmekle başlamak lazım işe.

Davranış farklarımızı anlatmak adına ilginç bir olayı paylaşmak istiyorum. Ben Crossover’ın işe aldığı ilk yerel yöneticilerden biriydim ve zaman içinde Polonya, Romanya, Ukrayna, Rusya, Pakistan gibi ülkelerden de ülke müdürü arkadaşlar aramıza katıldı. Türkiye’de yetişen ve uluslararası deneyimi olduğuna inanan biri olarak Crossover CEO’su Andy’e

“yerel yönetici sayımız artıyor, istersen bir ‘ülke müdürleri yol haritası’ hazırlayalım ve olası hata/gecikmelerin önüne geçelim”

dediğimde bana

“koca adamlar, bence bırakalım nasıl uygun görüyorlarsa öyle yönetsinler”

diye cevap vermesi beni şaşırtmıştı. Biz olsak en baştan ne giyecekleri, ne yiyecekleri, nasıl konuşacakları, neler söyleyeceklerini planlayarak aylar kaybederdik. Makro yönetim üzerine aldığım ilk ders buydu diyebilirim. Eğer yönetici işe alıyorsan bırak yönetsinler, eğer dikte edip operasyonel detayları kendin kurgulamak istiyorsan pahalı yöneticileri hiç işe alma.

İtiraf 2: Milyon Dolarlık PR Dersi

Imbalance-iStock_000016348163XSmallGeldik işin en civcivli kısmına, Chip, Pcworld, Byte gibi donanım dergilerinin pazarı domine ettiği yıllardan, yani 15-16 yaşımdan bu yana Türkiye’de pek çok gazete ve dergide yer alan biri olarak nasıl hikaye hazırlanması gerektiği, nasıl dağıtılması ve duyurulması gerektiği ile ilgili net bilgi ve deneyim sahibiydim. Fakat bir hata yaptım. İsterseniz biraz açıklayayım;

Crossover yalnızca teknik değil finans, iş geliştirme, marketing ve destek alanlarında da işe alım yapıyor. Fakat talebin bir limiti var, yani teknik tarafta Java ile ilgili 10 uzmanı aynı anda işe alma gücüm varken finans tarafında bu maksimum 1. Toplam çalışan sayısını uzmanlıklarına göre oranladığınızda %64 teknik %35 teknik dışı olarak görünüyordu fakat anlık talebe bakıldığında durum farklıydı. Daha net anlatmak gerekirse Amerkan teknoloji şirketlerinin talebi %95 oranında teknikken kalan %5’lik kısım diğer tüm işlere dağılıyordu.

Crossover’ı Türkiye pazarında 360 derece işe alım yapan bir şirket olarak konumlandırmak ve çeşitliliği göstermek adına tüm PR stratejisini bir developer birde finansçı üzerine kurgulamıştım. Sonuçta ise sosyal medyadan bana ulaşan binlerce teknik adamın yanısıra binlerce finans insanı da vardı. Plan çalışmıştı, tek bir sorunla; yeterince talep yoktu. Teknik işe alım süreçleri sınavlarla yürütüldüğünden ve neredeyse her platformda yoğun talep olduğundan bir şekilde sınav süreçlerini işletebildim fakat binlerce finans insanının beklentilerini yanlış yönettiğimi ve ciddi bir fırsat maliyetim olduğunu gördüm. Burada tek pozitif nokta yakında finans tarafında daha yoğun talep ve yeni pozisyonlar açılmasını beklemem.

Uzun lafın kısası: elindekini tam olarak anlamadan PR opreasyonu kurgulama, PR çoğunlukla tek seferlik bir rüzgar işi ve doğru yönetmen gerek. Yeniden gündem oluşturmak için beklemen gerekeceğinden bu konuda uzunca düşünmden adım atma. Bunları tüm çıplaklığıyla paylaşma sebebim Türkiye pazarının zehir gibi yeni oyuncularının aynı hataları tekrarlamalarını engellemek. Umarım verimli olur.

İtiraf 3: Doğru Araçlar ve Verinin Gücü

data-illustration-computing-cover-370x229Uzaktan çalışmaya başladığım günden bu yana Crossover’ın Worksmart isimli verimlilik takip aracını kullanıyorum. Esasen bir business çalışanı olarak bunu yapmam şart değil fakat teknik adamlara bunu anlatabilmek ve şahsen deneyimlemek için bunda ısrarcıyım.

Burada edindiğim bilginin iş hayatımı temelinden değiştirdiğini söyleyebilirim. Öncelikle beni şok eden ilk haftanın istatistiklerinde gördüğüm sosyal medya ve haber siteleri yoğunluğu. Özel bir şey değil, herkesin yapacağı şeyi yaptım ve sorgulamaya başladım. Bu kadar siyaset, gündem takip ediyorum fakat benim siyasi ağırlığım nedir? Açık konuşalım koca bir sıfır. Pek çoğumuz gibi bende 4-5 senede bir oy kullanıyorum bu kadar. Bu yüzden bunu tüketimde de bu seviyeye indirgemek gerekiyor. Yani siyasi gündem ve güncel haberleri delicesine tüketmemin bana ve hedeflerime hiç bir faydası yok. Bunun pek çoğumuz için böyle olduğundan eminim.

Bu başlıktaki son itiraf bana sorulan sorular üzerine gelişti. Uzaktan çalıştığımı söyleyince herkes sürekli kulaklıklarım takılı yurtdışı ile görüşmeler yaptığımı düşünüyor. Doğru planlama yapıp Google business araçlarını sonuna kadar kullandığınızda haftada 1 saatlik görüşme yetiyor da artıyor bile ekip içi koordinasyonu sağlamak için. (Burada küçük bir bilgi, eğer performansınızı tek bir metric ile ölçerseniz işler çok daha kolaylaşıyor. Şu da olsa güzel olur demek yerine tek bir metric belirleyin.)

Jason Fried’ın da söylediği gibi gereksiz toplantılar aslında işimizi zehirliyor. Ajans dünyasında saatler süren sonuçsuz müşteri toplantılarına ömrünü vermiş biri olarak bunun sınanmış bilgi olduğunu söyleyebilirim.

İtiraf 4: Tek Başına Yapamazsın!

power-team1Yalnızca deneylerden öğrenebilen biri olarak Crossover’la çalışmaya başladığım günden bu yana 20’den fazla düşük bütçeli deney gerçekleştirmişim. CEO’dan öğrendiklerimden birincisi “kontrollü deney” konsepti. Çılgınlar gibi business hedefleriyle örtüşmeyen deneyler yapmak yerine tek bir metriği üretmeye çalıştığın ve mutlaka raporladığın/sonuçlarını bildiğin deneyler yapmalısın. Eğer metric üretmiyorsa derhal o deneyi öldürebilmelisin.

Ne kadar çok şey bilirsen bil büyük bir hedefi tek başına gerçekleştirmek çoğu zaman mümkün olmaz. Hatta IQ’su yüksek biri genelde herşeyi kendisi yapmaya çalıştığı için başarısız olur. Zamanında okuduğum bir forbes makalesini de paylaşmış olayım yeri gelmişken. Tamda bunun üzerine operasyonun ikinci ayında tek başıma yürütemeyeceğimi öğrendiğim için 4 kişiden yardım almaya başladım. Bunların…

  1. Birincisi eski dostum Erdal, kendisi PR konusundaki deneyimiyle bana çok yardımcı oluyor.
  2. İkincisi Romanya’dan bir yazar arkadaşım, içerik üretimi konusunda bana yardım ediyor.
  3. Ücüncüsü ise sevgili Ekrem, günlük operasyonel takip konularında bana yardımcı oluyor.
  4. Dördüncüsü ise sevgili Ana, Romanya’da yaşayan işe alım uzmanım hazırladığım kısa listelere benim adıma merhaba diyerek Crossover’ı ve açık pozisyonlarımızı anlatıyor.

Haftada 40 kişiyle görüştüğün bir dünyada yalnızca yaptığın toplantıların sonuçlarını takip etmek bile tam zamanlı bir işe dönüşüyor, bu nedenle kabiliyetli insanlardan yardım almaktan çekinmemek gerek.

İtiraf 5: Doğru Fonlanan Start-up Farkı ve Çıkardığım Dersler

modalTamda Tazedirekt gibi dev bir fail’in konuşulduğu günlerde direkt şirketin CEO’sunun ağzından “çok paramız vardı, kimse optimizasyon yapmak için çalışmadı” gibi lisanı mazur görün ama “komik” bir açıklama geldi. Crossover tarafında çok iyi fonlanan bir şirket olsa da her departman ve çalışma grubunun kendi içinde bütçe sorumluluğu aldığı bir dünyayı öğrendim. Burada Crossover içindeki her takımın her hafta tek bir metric üretmek için bir deney yapma zorunluluğundan da bahsetmem gerekiyor. Örneğin benim takımımda bu saatlik olarak $30 ve üzerinde kazanan pozisyonlarda yapılan başarılı işe alım sayısı.

Üstelik bu durum sadece satış, teknik vs değil call center, destek vs de dahil olmak üzere herkesin tek bir metric üzerinde “cost cutting measures” üzerinde çalışmak zorunda olduğu bir dünyayı gördüm. Nihayetinde ilk kez çok parası olan bir start-up’ta çalışmıyorum, yaklaşım farkını size şöyle anlatayım; Örneğin IT alanında kabiliyetli ve deneyimli bireylere ulaşmak için Crossover 2015’in son çeyreğinde 2.5 milyon $ harcadı fakat asla aynı bütçe bir sonraki çeyrekte tekrar bu departmanın eline verilmiyor, hedefler ya aynı kalıyor veya biraz daha agresifleştiriliyor fakat bütçe mutlaka kısılıyor ve bu sınanıyor. İnanın daha fazlasını kreatif yollar geliştirerek başarmamız mümkün.

İtiraf 6: Konu Sadece Para Değil

elearning_image1Geldik itirafların en çarpıcı olanına. Türkiye’deki üst düzey kabiliyete ulaşıp onları ikna etmek için ödediğimiz tatlı dolarların yeterli olacağını düşünerek büyük bir hata yaptığımı itiraf etmeliyim. Bana bunun böyle olmadığını anlatan, yakın zamanda Software Engineering Manager olarak aramıza katılan sevgili Engin Öner‘e de bir şükran borcum var bu anlamda.

Yetenekli adamların peşindeyseniz yılda ödediğiniz $100k onlar için “hayat değiştiren” bir para değil. Zaten benzer rakamları Türkiye’de de kazanabiliyor bu insanlar. Asıl konu bu insanlara nasıl bir çalışma ortamında, hangi mühendislik süreçleri ile, hangi teknolojiler üzerinde çalışacaklarını anlatmakta.

Bunun da para ile satın alınabilecek bir deneyim olmadığını düşünüyorum. Mesafelerin ve ülke sınırlarının anlamını yitirdiği bir dünyada bu tür bilgilere daha çok ihtiyacımız olacak.

İtiraf 7: Acı Ama Gerçek, İlk Kez İşverenimden Yeni Şeyler Öğreniyorum

mentorshipBen 1988 doğumluyum. Yani 27 yaşımın içindeyim. Bu zamana kadar pek çok yöneticiyle/müşteriyle çalışma fırsatım oldu fakat ilk kez sıkı takip altında olduğum bir okuma listesi, mesleğimle ilgili ülkem içinde kanaat önderi olma zorunluluğu ve bu denli agresif hedeflerin olduğu bir çalışma sürecinin içindeyim.

Acı dememin sebebi geçen yılları daha verimli geçirebilecek olmam. Nasıl bir fırsat maliyetim var belli değil, özellikle yeni yeni iş hayatına giren arkadaşlara tavsiyem kolayı aramayın. Kendinizi olabildiğince zorlayın, 2 gün üst üste konforlu geçirmeyin, en büyük zararı kendinize veriyorsunuz bu şekilde.

Author

Bir internet sakini. Sırasıyla Kullanıcı Deneyimi Tasarımcısı, Proje Yöneticisi, Yönetici Asistan ve Birim Yöneticisi olarak farklı şirketlerde çalıştı. Zaman içinde tanıştığı değerli arkadaşlarını comTalks'ta toplayarak buradaki ekibin bir araya gelmesine vesile oldu. Öğrenmekten ve paylaşmaktan hep büyük keyif aldı. 2011 yılında İnternette Reklam Rehberi kitabını (www.internettereklamrehberi.com) yazdı. Beş yıl kendi şirketiyle dijital medya planlama ve iş geliştirme hizmetleri verdikten sonra Crossover'da Türkiye Genel Müdürü olarak çalışmaya başladı.

4 comments

  • Yabancı ülke şirketleriyle çalışırken ilk planda yaşadığınız kültür şokunu aştığınız anda adamların perspektifinden bakmaya başlayıp dünyayı onlar gibi görüyorsunuz ve çok değişik hissediyorsunuz. Adamlar kendileriyle yarışıyorlar ve dünyada yeni ne varsa hemen özümseyip bir anda sanki kırk yıldır onunla yaşıyormuş gibi olmak yaşamınızda sıradan bir şey oluveriyor. Birileri işi en ucuza çıkarmanın derdine, siz de ister istemez onların teranesinde o bakış açısına uyum sağlıyorsunuz. Oysa Amerikalı öyle değil, en iyisini nasıl yapacağının derdinde. İsin yanında duran is, misin yanında duran mis kokar demişler, tüm Türk gençleri ABD şirketleriyle çalışma deneyimini yaşamalı. Şimdi bu deneyimi yaşamak için illa dünyanın yarısını aşmanıza gerek yok, adamlar ayağınıza kadar geldi. Haydi gençler, göreyim sizi :)

    Reply

Bir Cevap Yazın

comTalks yazılarını ve gelişmelerini ilk sen duymak istiyorsan e-posta adresinle bültene üye olabilirsin. Asla spam yapmayız.
TwitterFacebookGoogle+