[Röportaj] Yazılım Mühendisi Tolga Karanlıkoğlu’yla Tanışın

[Röportaj] Yazılım Mühendisi Tolga Karanlıkoğlu’yla Tanışın

Yazılım Mühendisi Tolga Karanlıkoğlu

Yazılım Mühendisi Tolga Karanlıkoğlu

Sizinle Crossover üzerinden Amerikalı Accolite Labs şirketinin Hindistan ayağında Yazılım Mühendisi olarak işe yerleşen Tolga Karanlıkoğlu’nu tanıştırmak istiyorum. İzmir’de yaşayan Tolga, ailesini ve günlük hayatını detaylı bir biçimde bizimle paylaştı. Eğer sorularınız varsa yorum bölümünden Tolga’ya iletebilirsiniz. Sizde Tolga gibi uzaktan ve tam zamanlı olarak çalışabileceğiniz yazılım pozisyonları ile ilgileniyorsanız şu adrese göz gezdirebilirsiniz.

Bize biraz kendinden bahseder misin? Ne uzmanısın? Ne yaparsın?

Bendeniz Tolga Karanlıkoğlu, 1980 yılında doğdum. Doğu Akdeniz Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Fakültesi’nden 2004 yılında mezun oldum. Crossover’da Software Engineer pozisyonunda iştigal ediyorum. Architect sınavlarına da girdim, inşallah yakında Architect pozisyonuna yükseleceğim. İzmir’de, Folkart Kuleleri’nde kendi ofisim var, orada çalışıyorum. 0, 2, 4 ve 6 yaşlarında dört (sayıyla 4) çocuğum var. İş ve çocuklar çok zamanımı alsa da oldukça zevkli meşkaleler olmakla birlikte hayatım bunlardan ibaret değil; yayınlanmış üç kitabım bulunuyor ve dördüncüsü de yakında çıkacak inşallah. Ayrıca Okuyan Çocuklar diye bir proje yürütüyorum, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde eğitim görme uğrunda zorluklar çeken öğrencilere ve bunları okutmakta güçlük çeken okullara üç-beş demeden yardımlar gönderiyoruz (facebook.com/okuyancocuklar).

“Uzmanlık” konusuna gelirsek, kavram pek çok varyasyonlara açık olsa da kendimi uzman gördüğüm konular bir hayli fazla, örneğin sıkışan kavanoz kapaklarını açmak, evde ve vahşi doğada geniş ailemize musallat olan börtü böceği yuvasına kadar kovalamak, arada penceremizden süzülen çizgiflim kötü adamlarını kışkışlamak, evde hiç eksik olmayan bozuk eşyaların tamiri, küçük ressamların sanat eserleriyle bezendiği duvarların boyanması ve bilimum kırık, çıkık, patlak ve işlevsiz araç-gerecin usulünce tamir edilip eğer ömrünü tamamen tüketmişse usulünce ortadan kaldırılması benim uzmanlıklarımdan sadece küçük bir seçkidir. Ama siz mesleki uzmanlıktan bahsediyorsunuz sanırım, o konuya da kısaca değineyim.

Kalabalik1

Karanlıkoğlu Ailesi

Hayatım boyunca yazılım üzerine çalıştım ve sadece bu işten para kazandım. En son işim olan, Türkiye’nin sanayi endeksinde ilk 500 içinde olan bir mobilya fabrikasının bilgi işlem müdürlüğü pozisyonunu kendi işimi kurmak amacıyla bıraktım. Yazılım konusunda en uzman olduğum konu yeni teknoloji ve trendlere adapte olmaktır. Örneğin şu anda çalışmakta olduğum Crossover firmasına (nasıl girdiğimin detaylarını az sonra anlatacağım) girerken bir deneme projesi vermişlerdi ve burada pek çok teknolojiyi kullanmam istendi. Projeyi ilk okuduğumda sanki Orhun Yazıtları’nı tercüme etmem gerekiyordu, çünkü yazdığı teknolojilere hakim olmayı bırakın hayatımda kimilerinin adını bile duymamıştım. Adını duyduklarımdan ise o denli habersizdim ki söz konusu teknolojiler için “rahmetli anneannem köyde sabahları bize hep pişirirdi” deseniz inanabilirdim. Neyse, projeyi kabul ettim ve önümde sürekli olarak üç günden geriye sayan bir sayaç vardı. Projenin çok katı eleme koşulları vardı (örneğin unit testiniz çakarsa sorgusuz sualsiz eleniyorsunuz). Üç gün içinde bu teknolojileri öğrenip, kullanıp, projede istendiği şekilde uygulamalı ve destan gibi istedikleri raporda öyle bir anlatmalıydım ki sanki doğarken koltuk altımda o teknolojiyle annemden çıkmışım havası vermem gerekiyordu. Neticede ilk denemede yeterli kalite standardını tutturamadım, ama projem tam ve eksiksiz çalışıyordu, tam istendiği şekilde dokümante edilmişti ve istenen tüm teknolojiler kullanılmıştı. Ben de son üç senede öğrenmediğim kadar çok şeyi o üç günde öğrendim ve nerede hata yaptığım hakkında düşünüp, çalışıp aynı pozisyona tekrar başvurdum ve 15 gün kadar süren bir inceleme ve sıra sıra mülakatlar sonucunda pozisyona kabul edildim.

Normal bir gün yataktan kalkmanla beraber nasıl başlıyor mesela?

Sabah 05:50’de kalkıyorum. Şu an Crossover Marketplace’inden beni seçen firma Hindistan’da olduğu için ve aramızda üç buçuk saat fark olduğu için onlar da mesaiye yeni başlamış oluyor o saatlerde. Saat 6da bilgisayar başında hazır oluyorum ve tüm çalışanlarla merhabalaşıp güzel dileklerimi ilettikten sonra günümü planlayıp hazırlıklarımı yapıyorum. Saat 7’de 4 ve 6 yaşındaki çocuklarımı kreş için kaldırıyorum. Dördüncü bebeğimiz doğalı henüz 15 gün olduğu için annesi genelde sabaha kadar onunla uğraştığından yorgun oluyor ve çocukları giydirip servise teslim etmek için onları hazırlamasına yardım ediyorum. Sonra tekrar oturuyorum bilgisayar başına.

Karanlıkoğlu Ailesinin 3 Büyükleri

Karanlıkoğlu Ailesinin 3 Büyükleri

Türkiye saati ile 08:30’da günlük toplantımız oluyor. Yarım saat kadar günlük updateimi veriyorum. Hintlilerin konuştuğu İngilizce’yi anlamak dışında pek dert olmuyor toplantılarda. Ortamımız gayet dostane ve herkes sadece en iyiperformansını sergilemeye odaklı. Sonra bir saat kadar daha çalışıp spor salonuna gidiyorum. Bir saat kadar salonda çalıştıktan sonra duşumu alıp ofisime geçiyorum. Ofiste sıkı bir çalışmadan sonra akşam üstü bir ara veriyorum. Bizde saat 3-4 olduğunda Hindistan’daki mesai bitmiş oluyor ve bir kahve ile atıştırmalık ufak bir şeyler almak için ofisin karşısındaki markete gidiyorum ve kısa bir tur atıp sürekli oturmanın verdiği dezavantajla başa çıkmaya çalışıyorum. Eğer halletmem gereken bir iş yoksa (bazan arabayla veya resmi kurumlarla ilgili işler olabiliyor, ya da çocukların doktoru, okulu, şusu busu çıkıyor bazan) ofise geri dönüp birkaç saat daha çalışıyorum. Sonra arabaya atladığım gibi eve dönüyorum ve ilk soruda bahsettiğim uzmanlıkları silsile halinde uygulamaya geçiriyorum.

Kalabalik2

Karanlıkoğlu Ailesi

Uzaktan çalışmanın en güzel yanı ne sence?

Uzaktan çalışmanın tek güzel şeyi her şeyi. Geçen sitenizde bir yorumumda dediğim gibi iş disiplinine girmek için illa birilerinin sizi gütmesi gerekmiyorsa tüm yeryüzü sizin ofisiniz ve tüm zaman sizin çalışma zamanınız olabilir. Yorgun mu hissediyorsun? İki saat kestir abi, akşam iki saat fazla çalışırsın. Veya bahar ayrlarının gelip gönül yaylarını gevşettiği bu güneşli günde ofise tıkılıp kalmak istemiyor musun? Üstelik bizim gibi Çeşme’nin lüks otellerinde geçerli indirim kartın mı var? Doldur çoluğu çocuğu arabaya, otobandan dosdoğru yardır Çeşme’ye, yerleş otele, havuzuna denizine girip akşam çocuklar uyuduktan sonra otur bilgisayar başına sabaha kadar çalış. Hocam sene olmuş 2016, yoksa sen halen sabah ilk otobüsü yakalamak için mi koşturuyorsun? Yapma be paşam, canına yazık…

Uzaktan çalışmanın en zorlayıcı yanı ne sence?

Benim için değil ama çok kişi için iş disiplinine girmek olabilir. Sabah kalkma konusunda sorun yaşayan biriyseniz günün verimli saatlerini kaçırıp performanızı düşürmek olası. Veya bizimkisi gibi kalabalık evlerde yaşıyorsanız ev ahalisinin “şu çocuğu tut da ben çorbayı karıştırayım” veya “bugün de çöp vergisinin son günü” tarzı salvolardan kendinizi sakınmanız zor olabilir. Bir de bayanlar genelde sosyalleşme ihtiyacı içinde oluyor, bayanlar pek sevmiyor uzaktan çalışma işini. Neyse, ben çalışma hayatında çok zor dönemler geçirdiğim için uzaktan çalışmanın hiçbir şeyi bana zor gelmiyor.

Biraz mesleki sorulara girelim, code review gibi işleri nasıl yapıyorsunuz?

Bu tür şeyler bir yerden sonra artık hep aynı oluyor. Ayrıca bu tür işlerde çalıştığınız firmaların kendilerine özgü bir takım standartları oluyor ve siz o standardın dışına pek çıkamıyorsunuz. Onlara uymayı öğrendiniz mi code review işlemi o güne kadar yaptığınıza kıyasla bambaşka bir işlem olabiliyor. Yine de ortak bir paydada tümünü buluşturmak gerekirse bir an için sorumlu bir çalışan olup kendinizi en memnuniyetsiz, en her şeyi beğenmez yönetici ve müşteri yerine koyup işinize o gözle bakmalısınız. Eğer bunu bir yerden eleştirmeyi ya da patlatmayı kafanıza taksanız nereye yüklenirsiniz? Kendinizi bu gözle bakıp ürününüzü bu şekilde samimice eleştirebilirseniz toptan yok edilmesi gerektiren veya daha iyi olabilecek yerleri hemen bulursunuz. Ben hep bu şekilde yaklaşırım ve yazdığım kodlar nadiren geri gelir.

Ekip nasıl yönetiliyor? Haftada kaç kez ekip arkadaşlarınla görüşüyorsun?

Haftanın her günü (hafta sonu değil, sadece mesai günleri) TSİ 08:30’da toplantı var. Bunun dışında kendi yöneticim ve bağlı bulunduğumuz departmanların (test gibi) yöneticileriyle sürekli iletişim halindeyiz. Dünyanın değil uzayın bile farklı köşelerinde olsanız her türlü işi sağlıklı şekilde yürütebilmek için tüm ilgililerle sağlıklı ve olumlu iletişim kanalları geliştirmek zorundasınız. Ekibin yönetiminde ise pek bir sorun yok, göreviniz size açıklanıyor ve yöneticinizle ekran paylaşmalı bir quick call’dan sonra sorularınızı yöneltiyorsunuz, varsa önerilerinizi söylüyorsunuz. Amacım bana verilen işi en kısa sürede üstümden atmak değil de benden istenen şeyi en mükemmel şekilde yapmak olduğu için genelde ilaveler öneririm veya var olan şekil üzerinde geliştirmeler önerip bunların sorumluluğunu üstlenmek isterim. Bugüne kadar bu isteklerimin kabul edilmediği pek fazla olmamıştır.

Ödemelerini nasıl alıyorsun?

Çok güzel alıyorum =) Haftanın en sevdiğim günü Salı günüdür. Hak edişleri hesaplamak için bilgisayarımızda Crossover WorkSmart diye bir program yüklü. O bizim aktivitelerimizi kaydedip siteye yüklüyor. Burada uymak gereken kurallar var. Örneğin her on dakikada bir web kamerasından alınan görüntülerin iki tanesinde üst üste iş başında görünmüyorsanız veya belirli program ve sitelere çok fazla giriyorsanız bunun açıklamasını vermeniz gerekiyor. Eğer bir suistimal peşinde olmadan samimi bir şekilde çalışırsanız zaten bu tür durumlarla pek karşılaşmıyorsunuz. Neyse, bu programın gösterdiği saat üzerinden saat ücretiyle hak edişiniz hesaplanıyor ve ertesi hafta Salı günü Payoneer hesabınıza yükleniyor. Oradan bankaya transfer ve voila! paralar cebinizde. Yazarken bile bir hoş oluyor insan =)

Sigorta vs konularını nasıl hallediyorsun?

Kendim kendi şirketimin sahibiyim, kendime her ay kazancımla orantılı olarak Bağkur parası yatırıyorum.

Senin gibi uzaktan çalışmak isteyenlere tavsiyelerin neler olur? Öğrenim, sınav hazırlığı vs biraz açar mısın?

Bakın kabaca bir hesap yapalım, bu hesabı sitenizdeki bir yorumumda da yaptım: Türkiye’nin en büyük ikinci holdinginin bilgi işlem müdürü ayda 10,000 USD maaş alıyor. Bu abimiz bizim gibi haftada 40 saatten ayda 160 saat çalışıyor diyelim (ki çok daha fazladır). Abimizin saat ücreti 10000 % 160 = 62,5$ eder. Sorumluluğu altında bir banka ve sayısız fabrikalar var. Öyle ki bunlardan bazılarında şalter inişi felaket demektir, şalter indi mi milyon dolar zarar yazar. Ne olursa olsun, dünyaya gök taşı çarpıp insan ırkı yok olmadığı sürece hiçbir bahane kabul etmeden şalterin açık kalması gereken birden fazla yer var bu abinin sorumluluğunda.

Şimdi bizim tarafa geçelim. Architect pozisyonundaki abiler bizde saatliğine $50 ücret alıyorlar. Crossover.com sitesine ücretsiz olarak üye olup oradaki iş ilanlarına bir göz atarsanız saatlik $50’nin bizim şirkette öyle çok da yüksek bir ücret olmadığını, bu rakama rahmet okutacak meblağların döndüğü pozisyonların bolluğunu ve sürekli açık olduğunu görürsünüz.

Şimdi ikisini karşılaştıralım: bilgi işlem müdürlüğü işinin ne olduğunu iyi bilen bir insanım çünkü sözünü ettiğim holding ile karşılaştırılmayacak derecede küçük bir firma için yıllarca yaptım. Boyunuzdan büyük stersi var ve ücreti de işte bu kadar. Öbür yandan sabah bir küçük toplantı, sonrasında gym ve İzmir’e 31. kattan bakan manzaları ofisinizde kahve ve TRT3 radyosu eşliğinde programlarnızı yazma işi ise fütürizm kokan filmlerde geçen bir fantei değil, benim her gün yaşadığım şu anki standart hayatım. Hocam elini vicdanına koy da söyle, sence hangisi daha mutluluk verici? Ağabeyinden kendine fabrika kalan dünün köylüsü, bugünün beyefendisi bir enayi patronu mutlu etmek için kendine çalışıyormuş izlenimi veren sirk maymunlarının değirmenine su taşımak için hayatını boyun kadar bir rendede rendelemek mi yoksa neyi ne zaman ve ne kadar yapacağına kendin karar verip paranı kazanmak mı?

Sanırım uzaktan çalışmanın faziletlerini kavradınız artık, şimdi gelelim bunu nasıl başaracağınıza. Öncelikle gidip su ürünleri, bilgisayarlı muhasebe, istatistik mühendisliği falan okuyacağınıza doğru düzgün İngilizce öğrenin. İnanın yabancı dil öğrenmek çok önemli, çünkü dünya yazılım piyasasında dönen paranın %90’ı Amerika Birleşik Devletleri üzerinden dönüyor ve sizin bir şekilde bu pastadan bir parmak alabilmeniz için bir ABD’li işletmeciyle iyi kötü anlaşabilmeniz lazım. Türkiye’de yazılım işi ne yazık ki sadece belli başlı ürünlerin satışından ibaret. Yazılım geliştirme, yeni teknolojiler üretme konusunda pek istekli bir ülke değiliz. Türk işletmecilerinin de bilinç düzeyi ortalaması pek yüksek değil, bir yazılıma neden ihtiyaç duyabileceğini düşünmek yerine babasından-dedesinden gördüğü bir takım işletmecilik ritüellerini tekrarlamayı tercih ediyor. Hasbel kader yanına yaklaşmayı başardığınız bir işletmeci ise sizin dört başı mamur bir ürün ve uzun süreli destek paketini 20bin TL’ye mâl ettiğiniz bir ortamda aynı ürün için 700 TL teklif eden birisine işi verebiliyor. İşletmeci hiçbir boyutu düşünmeden sırf ilk andaki yatırım mâliyetinin düşük olmasından dolayı mükemmel projenizi muhtemelen çöpe atacaktır.

Son tavsiyem ise asla rahat peşinde olmayın; yazılım trendleri sürekli değişmekte ve hızla yeniliklere doğru evrilmektedir. Sizin bugün bildiğiniz ve iyi para kazandığınız şey üç sene sonra herkesin çoktan unuttuğu bir şey haline gelebilir. Eğer gezdiğiniz sokakta en iyisi sizseniz belki de yeni bir sokağa gitme vakti gelmiştir. Durumunuzun rehaveti içine girip rahat etmek isterseniz bundan bir-iki sene sonra beklemediğiniz bir yerde bulabilirsiniz kendinizi. O nedenle sürekli daha zorlayıcı, daha büyük ve daha mücadele gerektiren projelerin içinde yer almaya bakın derim.

Author

Bir internet sakini. Sırasıyla Kullanıcı Deneyimi Tasarımcısı, Proje Yöneticisi, Yönetici Asistan ve Birim Yöneticisi olarak farklı şirketlerde çalıştı. Zaman içinde tanıştığı değerli arkadaşlarını comTalks'ta toplayarak buradaki ekibin bir araya gelmesine vesile oldu. Öğrenmekten ve paylaşmaktan hep büyük keyif aldı. 2011 yılında İnternette Reklam Rehberi kitabını (www.internettereklamrehberi.com) yazdı. Beş yıl kendi şirketiyle dijital medya planlama ve iş geliştirme hizmetleri verdikten sonra Crossover'da Türkiye Genel Müdürü olarak çalışmaya başladı.

One comment

  • Yazıyı baya önce yazmışsınız fakat bir sorum olcak. Ben yazılım mühendisliği okumak istiyorum fakat uniye karar veremedim stajdan dolayı. Kıbrıs’a gitmek istiyorum fakat stajın iyi olmayacağını düşünüyorum . Sizin yorumlarınızı bekliyorum . Ve onere bileceginiz üniversite varmı ?

    Reply

Bir Cevap Yazın

comTalks yazılarını ve gelişmelerini ilk sen duymak istiyorsan e-posta adresinle bültene üye olabilirsin. Asla spam yapmayız.
TwitterFacebookGoogle+