Değişen ve gelişen pazar ortamı,ürün çeşitliliği,artan rekabet şartları gibi etkenler günümüzde çeşitli pazarlama yöntemlerini neredeyse zorunlu kılmıştır.

Reklam gibi çeşitli pazarlama yöntemlerinin yapılmasındaki temel yapı taşlarını incelediğimizde karşımıza bilgilendirmek,kurumsal kimliğin pazar ve müşteriler üzerindeki etkisini devam ettirme veya hizmete olan eğilimini arttırmak çıkıyor.

Genel bir başlık altına almak istersek yapılan tüm reklamlar doğrudan satışı ve kar sağlamayı amaç edinir.İşletmelerin pazara ulaştırdığı ürünler satışını ve sürekliliğini koruduğu takdirde talebi arttırarak kar elde ederler.

Bütün bunları sağlamada yardımcı pazarlama tekniklerinden en dikkat cekenlerinden biri ise ‘retro pazarlama’.”Retro” kelimenin tam anlamıyla;bilinçli olarak yakın geçmişin akımlarını,modalarını türeten veya taklit eden bir tarz olarak karşımıza çıkıyor.Çok genelleştirirsek ‘eskiye ait’ diyebiliriz.

Retro pazarlama,ürün ile tüketici arasında duygu bağı yaratıp bir nevi kendine çeken bir girdap gibi diyebiliriz.Tüketici belki de uzun yıllar sonunda sosyal medya üzerinden yahut bir market rafında çocukluğuna dair izler bulduğu ürünü ihtiyaç dahilinde olmasa bile sırf zihninde canlandırdığı duygular,geçmişe dönük anılar adına almak ve saklamak ister.Varsayalım bir tüketici eskiden annesinin kullandığı bir temizlik ürününün kalitesini çocukluktan duyduğu kulak aşinalığı ile hatırlayıp “bu marka oldukça köklü ve kaliteliydi” düşüncesiyle kendi evine almak isteyecek.

Bir örnekle genişletecek olursak; Fruko gazoza ait bir reklamda oynayan ‘Seda’ isimli küçük bir kız 14 yıl sonra aynı reklamı yeniden canlandırdı ve “On yüz baloncuk yuttum” sloganıyla yeniden piyasaya sunuldu.Bu reklamın yapılmasının ardından markanın 40. kuruluş yılında Fruko Gazozun eski yeşil cam şişesiyle ürün yeniden tüketiciyle buluştu ve büyük ilgi gördü.

Bu gibi ‘retro pazarlamalar’ sayesinde o dönemde yaşamış bu reklamları ve markayı özümsemiş kitle hem kalitesinden emin olduğu ürünleri kullanarak içi rahat edecek hem de eski anılarını yeniden yaşamak için ürünü satın alıp hatta saklamak isteyecek.

Bir diğer avantaj ise üretici firmadan yana hiçbir risk bünyesinde barındırmaması.Cünkü retro pazarlama ile yeni bir ürün değil öncesinde varlığını sürdürmüş ve piyasaya sunulmuş büyük olasılıkla da büyük ilgi görmüş bir ürünü yeniden piyasaya sürülüyor.Duygusal açıdan bakan tüketici ise bir nevi anılarını satın alıyor.

Kısacası retro pazarlama yeni bir ürünü değil tüketicinin bildiği herhangi bir ürünü farklı biçimde sunuyor.Geçmişten günümüze bir zaman tüneli niteliği taşıyan ve tüketicileri duygu bağı yoluyla satın almaya teşvik eden bu pazarlama yöntemini daha çok göreceğiz gibi gözüküyor.Değişen ve gelişen pazarlama stratejileri bunu da alt üst etmezse tabii..?