SMS’in -kısa mesaj servisi- ortaya çıkışından bu yana yaklaşık 20 yıl geçti. 20 yıl boyunca basitlik, hız, kullanım kolaylığı, uyumluluk gibi özelliklerle dikkati çeken SMS, yıllarca hızla büyüyen cep telefonu kullanıcılarının iletişiminde temel bir araç haline geldi. Ancak SMS’in helvasını pişirip yiyeceğimiz günler de yaklaşmakta.
90′lı yılların başından itibaren yavaş yavaş hayatımıza girdiğinden beridir; cep telefonları birçok yönden gelişti ve halen bu gelişim süreci devam ediyor. İlk başlarda konuşma, mesajlaşma gibi temel özellikleriyle ihtiyaçlarımıza cevap veren bu cihazlar günümüzde neredeyse bilgisayarın yerini tutar hale geldi. Şimdilerde özellikle internetin de yaygınlaşmasıyla mobil internet kavramı da giderek önem kazandı.
Son 1 aydır Facebook ile ilgili haberler kasıp kavuruyor ortalığı. Önce Facebook’un IPO öncesi elini güçlendirmek için mobil trafiğinden para kazanma planlarını duyduk. Mobilde Facebook reklamlarının geleceği haberleri konuşulmaya başlandı. Sonra da dün gerçekleştirilen Facebook Marketing Conference ile Facebook haberleri doruk noktasına ulaştı.
Insanlar kendilerine yeni bir dünya yarattılar. Bit ve Byte’lardan, 1 ve 0 rakamlarından oluşan bir dünya. Tabiki bizlerde bu oluşan dünyanın getirdiklerini istesek de, istemesek de kullanıyor ve faydalanıyoruz. Bir cep telefonu ile birbirimize ulaşıyor, bir navigasyon sistemi ile aradığımız evin kapısına kadar gidiyor veya internet bankacılığı ile hiç vakit kaybetmeden işlemler gerçekleştirebiliyoruz.
Bu arada 5 Ocak günü saat 15.00′de comTalks ekibi olarak Blog Ödülleriödül töreni için Point Otel Barbarosda olacağız. Halk oylaması sonucu ilk 10 blog arasına girmeyi başaran blogumuzun bugün aldığımız güzel haberle jüri oylaması sonucunda da ilk 3′ e kaldığını öğrendik. Kaçıncı olduğumuzu ise sizinle beraber ödül töreninde öğreneceğiz.
Bu hafta İAB-Türkiye‘nin “Online ve Mobil Alışveriş Trendi” konusunda yaptığı araştırmanın sonuçlarına değineceğim. Bu araştırma, zaten 2011 yılının en gözde iş kolu olan e-ticaret dünyasıyla ilgili detaylı bilgi veriyor. Bu araştırmada Türkiye’de yer alan 12 yaş üzeri 24.773.323 internet kullanıcısının %86′sı yer alıyor.
Arştırmaya dahil olan kullanıcıların %45′i lise ve üstü eğitim seviyesine sahip. Online alışveriş yapanların %40′dan fazlası AB ses grubuna dahil, lise ve üzeri eğitim seviyesine sahip kişilerden oluşuyor. Bu kişilerin daha çok 25-34 yaş aralığında olmasını ise ben kuşak farkına ve ailelerin çocuklarına kredi kartı vermemek için mümkün olduğunca direnmelerine bağlıyorum.
Online alışveriş yaparken en çok kullanılan ödeme sistemi ise %77.28 ile kredi kartı oluyor. Hem kolay kullanılabiliyor olması hem de gerçek hayatımızda da önemli bir yeri olan kredi kartları bu alanda da ilk sırada yer alıyor. Kredi kartlarını %19.31 ile kapıda ödeme, %16.92 ile havale/eft takip ediyor. Ödeme sistemlerinden en çok dikkatimi çeken mobil ödeme sistemleri oldu. 2012 yılında ciddi bir artış beklenen mobil ödeme sistemleri şimdiden %3.34 gibi bir orana sahip olmayı başarmış.
Mobil olarak yapılan alışverişlerde de en çok kullanılan ödeme sistemi %64.09 ile kredi kartı. Mobil alışverişte en önemli değişiklik ise mobil ödeme sisteminin de 3 kart artarak %9.39 gibi bir orana yükselmesi 2012 yılı için heyecanımızı arttırmaya yetiyor. Raporun detaylarını mutlaka inceleyin.
Daha önce de dediğim gibi, e-ticaret dünyası kadınların da katılması ile birlikte çok hızlı bir şekilde büyüdü. Bu büyüme 2012 yılında da hızla devam edecek. Bu büyümeye eğitim seviyesinin artması da ciddi bir katkı sağlayacaktır. Hala internette yapacakları alışveriş sonrası dolandırılacaklarına inanan insanların sayısı azımsanmayacak kadar az. Aslında korkmakta pek haksız da sayılmazlar çünkü bu amaçlarla kurulan sitelerin sayısı da maalesef fazla. Bu nedenle bu alanda da verilen eğitimlerin artması gerekiyor.
E-ticaret de satış sayılarının artmasını sağlayacak en büyük etkenlerden biri de bildiğiniz gibi kullanılabilirlik. Ödeme sistemlerinin daha kolaylaştırılması (Bankalar burada çok önemli bir rol oynuyor) alışveriş sitelerinin ödeme sayfalarını daha da basitleştirilmesi bu trendin büyümesini hılandıracaktır. 2012′nin de yaklaştığı bu günlerde yılbaşının etkisini de ölçebilmek adına büyük alışveriş sitelerinin birer rapor yayınlamasını isterdim. 2012′nin e-ticaret sektörüne neler getireceğini hep beraber göreceğiz.
Bu çocuk bana yeni bir bakış açısı kazandırdı. İçerisinde bulunduğumuz sektörü elitize etmek, olduğundan büyük göstermek gibi kötü bir huyumuz olduğunu düşünüyorum. Bu durumun en temel sebebi ise bana göre yeni yeni sektörleşen bu alanda kaliteli insan kaynağı kıtlığı. Bu ne yazık ki hem teknik, hemde yönetim tarafında böyle.
Bilgisayarlar ve Teknoloji bana hep cazip gelmiştir. Şimdiye iPhone, iPod Touch ve iPad için birkaç uygulama geliştirdim. Bazılarını bugün sizinle paylaşmak isterim;
İlk adımım farklı bir fal uygulaması olan Earth Fortune‘du. Kısmetinize göre dünyayı farklı renklerde gösteren bir uygulamaydı.
Şahsen en sevdiğim ve en başarılı uygulamam ise Bustin Jieber‘dı, bir Justin Bieber dövme oyunu. Böyle bir oyun yapmaya karar verdim çünkü okuldaki pek çok kişi Justin Bieber’dan pek de hoşlanmıyordu. Programlama kısmını tamamladım ve 2010 yılında tatillerden hemen önce uygulamayı yayınladım.
Pek çok insan bana “nasıl yapıyorsun” diye sordu çünkü onlar da uygulama geliştirmek istiyorlar. Bugünlerde birsürü çocuk oyun oynamaktan keyif alıyor fakat artık oyunları kendileri yapmak istiyorlar ama bu zor çünkü nasıl programlama yapılacağını, nerede öğrenilebileceğini bilen çocuk sayısı oldukça az. Demek istediğim futbol için bir futbol takımına, keman için bir keman kursuna katılabilirsiniz. Peki ya uygulama geliştirmek istiyorsanız?
Az önce bahsettiğim şeyleri gençken bazı ebeveynler yapmış olabilir ama pek çok ebeveyn uygulama yazmamış. Uygulama geliştirmeyi öğrenmek için nereye giderdiniz? Benim yaklaşımım, benim yaptıklarım şöyle;
Öncelikle temeli anlayabilmek için Python, C, Java vb gibi farklı programlama dillerinde kod yazdım.
Öncelikle temeli anlayabilmek için Python, C, Java vb gibi farklı programlama dillerinde kod yazdım. Sonrasında Apple iPhone’u çıkardı ve hemen sonrasında iPhone yazılım geliştirme setini. iPhone yazılım geliştirme seti bir uygulamayı programlamak ve yayınlamak için oldukça yeterliydi.
App Store’da uygulama satabilmek için gerekli olan 99$’lık ödemeyi yapmaya ikna ettim.
Bu durum bana yepyeni bir fırsatlar penceresi açtı ve geliştirme setini biraz kurcaladıktan sonra bazı uygulamalar yaptım, bazı deneysel uygulamalar. Bunlardan birtanesi sonradan Earth Fortune oldu. Sonunda Earth Fortune’u App Store’a koymaya hazırdım ve ailemi App Store’da uygulama satabilmek için gerekli olan 99$’lık ödemeyi yapmaya ikna ettim. Kabul ettiler ve ben bugün App Store’da uygulamalar satabiliyorum.
İlginç bir şekilde; ailem, arkadaşlarım, öğretmenlerim ve hatta App Store’dakiler tarafından epey cesaretlendirildim. Bunun çok yardımı oldu.
Steve Jobs’dan çok etkilendim ve okulda App Club adında bir uygulama kulübü kurdum ve sağolsun bir öğretmenim kulübü destekledi. Okulumdaki herhangi bir öğrenci kulübe gelip bir uygulamayı nasıl dizayn edeceğini öğrenebilir. Öğrendiklerimi başkalarıyla paylaşabilmek için yaptım bunu.
Burada bazı bölgelerde iPad Pilot Programı adında bir program var. Şanslıyım ki benim bulunduğum bölgede de geçerliydi bu program. Asıl soru ise iPad’leri nasıl kullanacağımız ve ne tür uygulamalar geliştirmemiz gerektiği idi. Okuldaki öğretmenlerimizden ne gibi uygulamalar istedikleri konusunda yorumlar ve geri-dönüşler almaya başladık. Uygulamayı geliştirip satmaya başladığımızda yerelde satılan uygulamaların ücretsiz olmasına, diğer bölgelerde satılan uygulamaların gelirinin ise yereldeki yardım kuruluşlarına gönderilmesine karar verdik.
Artık özellikle teknoloji konusunda öğrenciler öğretmenlerinden genellikle daha fazla şey biliyorlar. Yani… Üzgünüm
Artık özellikle teknoloji konusunda öğrenciler öğretmenlerinden genellikle daha fazla şey biliyorlar. Yani… Üzgünüm . Bu öğreticiler için bir kaynak, öğreticiler bunu farkedip doğru alanlarda kullanılmasını sağlamalılar.
Gelecekte neler yapmak istediğimle konuşmayı tamamlamak istiyorum; Öncelikle daha fazla oyun, daha fazla uygulama yapmak istiyorum, bir 3. parti şirketle uygulama geliştirmek için çalışıyorum. İleride Android için de uygulamalar geliştirmek istiyorum ve App Club adını verdiğim uygulama kulübünü sürdürebilmek ve öğrencilerin diğer öğrencilerle bildi paylaşabileceği başka yollar bulmak istiyorum.
—
Bazılarımızın aksine ben gelecek olan nesilden çok daha fazla şey bekliyorum. Çünkü onlar başarı için gerekli her türlü donanıma doğuştan sahipler.
Trend Watching Kasım 2011 tarihli raporunda İnternet kullanıcılarının indirimlerden yararlanma motivasyonunu detaylı bir şekilde ele aldı. Online alışveriş, kişisel fırsatlar ve kullanıcı alışkanlıkları konusunda yakın zamanda daha fazla paylaşımda bulunacağım için çok beğendiğim bu yazının ilk bölümünü sizinle paylaşmak istiyorum. Yazının tamamını, örnekleri mutlaka okuyun.
Tüketiciler için fırsatlardan yararlanmak neden bir yaşam tarzı, gurur duyulacak bir şey haline geldi.
PRICING PANDEMONIUM (FİYAT CURCUNASI) fenomenine daha önceki trend bültenlerimizde kısaca değinmiştik. Ancak markaların her geçen gün tüketicilere promosyon ve fırsat teklifleri sunmanın daha yeni ve inovatif yöntemlerini keşfettiği ve tüketicilerin de bu fırsatlara karşı tutum ve tepkilerinin farklılaşmaya başladığı şu günlerde bu konuya tam bir bülten ayırmanın tam zamanı.
Her geçen gün daha da yaygınlaşmakta olan bu fırsat teklifleri ekonomik krizin kısa dönemli bir göstergesi falan değil. Biz tam aksine DEALER-CHIC’in daha uzun süreler geçerliliğini koruyacak bir fenomen olduğunu düşünüyoruz:
DEALER-CHIC | Tüketiciler fiyat indirimi ya da hediye gibi avantajlardan her zaman hoşlanmışlardır. Eskisinden farklı olan şey şu, artık indirim peşinde koşmak veya pazarlık yapmak saklanacak bir şey olmaktan çıkıp, toplum tarafından onaylanan, neredeyse takdir edilen bir davranış haline geldi. Fırsatları takip etmek tüketicilerin gelecekte de günlük yaşamlarının ayrılmaz bir parçası olmayı sürdürecek gibi görünüyor. Zira tüketiciler için fırsatları takip etmek salt ekonomi yapmanın ötesinde, heyecan, kovalamaca, kontrolde olmak, zeki görünmek ve bu sayede statü elde etmek gibi amaçlara da hizmet etmekte.
Yakın gelecekte tüketimin tamamının indirimli ürün ve hizmetlerden oluşacağını iddia etmiyoruz elbette. Ancak, statü odaklı tüketiciler (yani tüm tüketiciler için, indirim ve fırsatlardan sonuna kadar yararlanmak artık kaba saba veye utanılacak bir şey olmaktan çıkıp gayet akıllıca bir davranış olarak algılanmaya başlamış durumda.
Aslında, DEALER-CHIC trendi tüketim alanındaki uzun dönemli büyük değişimlerin yansımalarından sadece bir tanesi: Bir yanda uyanık tüketicilerin daha fazla seçenek istemeleri, daha yüksek beklentilere sahip olmaları ve artan kontrol talepleri, diğer yanda deneyimli tüketicilerin markalarla olan ilişkilerindeki hayranlık ve bağlılık unsurlarının azalmaya başlaması fenomeni var.
DEALER-CHIC trendinin önümüzdeki yıllarda giderek daha da önem kazanacak olmasını açıklayan nedenlerden sadece üçü şunlar:
DAHA AZ PARAYA DAHA ÇOK DENEYİM: Gelişmiş ülkelerdeki nüfusun harcamak için şu anda geçmişe kıyasla daha az parası olabilir, ama bu durum, dünyanın neresinde olursa olsun tüketicilerin daha fazla deneyim peşinde koşmaya devam edeceği gerçeğini değiştirmiyor.
KULLANILAN ARAÇLARIN YARATTIĞI MOTIVASYON: Tüketiciler şu anda fırsatlardan haberdar olmak, fırsatlardan yararlanmak ve fırsatları diğerleriyle paylaşmak için yeni (dolayısıyla onlara sonsuz derecede heyecan verici ve çekici gelen) teknolojileri kullanmaktalar.
İYİNİN DE İYİSİ: Mobil veya online ulaşım sayesinde tüketiciler anlık olarak sadece fırsatların kendisine değil, söz konusu ürün ve hizmetlerden daha önce yararlanmış tüketicilerin değerlendirmelerine de ulaşabiliyor. Bu sayede tüketiciler ödedikleri paranın karşılığında iyinin de iyisi ürün veya hizmet almayı garantilemiş oluyorlar.
Artık kullanıcılar sadece indirimli bir şeyler almakla motive olmuyor, kullanıcılara farklı deneyimler sunmak, diğer insanlardan farklılaşmalarını sağlamak indirimli alışveriş dünyasının çok farklı bir boyuta gelmesine neden oluyor. Yazının devamını (http://trendwatching.com/tr/trends/dealerchic/) mutlaka okuyun.
Yazıya başlarken; Yurdumuzun doğusundaki hain saldırının yaralarını henüz sararken; Van’da dün meydana gelen 7.2′lik depremin acısını yaşamaktayız. Depremde hayatını kaybeden kardeşlerimize Yüce Allah’tan rahmet; depremi yaşayan kardeşlerimize de başsağlığı ve sabır diliyorum.
20 kadar sene evvel Tim Berners-Lee tarafından icadı ile Internet sahasına kilit oyuncu olarak giren HTML, günümüzde ise 5. versiyonu ile sadece bir işaretleme dili olmadığını gözler önüne seriyor. Halen gelştirme ve iyileştirme aşamasında olmasına rağmen HTML5, mevcut özellikleri ile harika ve kullanışlı web uygulamaları geliştirmeye müsait konuma geldi. Gerek taşınabilirliği, gerek kolay ve anlaşılır kod yapısına sahip olması, gerekse çoklu platform desteği – yani cross-browser – ile HTML5, birçok alanın vazgeçilmezi olacağa benziyor.
Enterprise Apps Today’ın yazısına göre; HTML5′in, iş zekâsı -BI- ve CRM mobil uygulamaları geliştirmede öncü konuma gelecek. HTML5′in, özellikle çoklu cihaz ve platform desteği ile, bu yönde olmazsa olmazların başını çekmesi beleniyor.
BI ve CRM uygulamalarında; HTML5 öncesine bakıldığında, uygulamaların Flash, Java ya da Silverlight kullaılarak geliştirildiği görülmekte. Spesifik ve kısıtlı cihaz desteği olan bu programlama dilleri ile uygulama geliştirmek, gerek geliştirme esnasında, gerekse son kullanıcının elinin altında problem olabilmekte. -Flash uygulamalarının iOS tabanlı cihazlarda sorun çıkartması, Silverlight’ın Microsoft tabanlı uygulamalara hitap etmesi gibi… -
Ancak bu teknolojilerin yerine HTML5′in kullanımı ile sadece mobil web tarayıcılarına ihtiyaç duyan hem içerisine dijital görsel-işitsel içerikler yerleştirilebilir, dokunmatik ve sensör duyarlı, hem de başta da bahsedildiği üzere çoklu cihaz ve platform desteği sunan uygulamalar geliştirmek mümkün. Üstüne üstlük; giderek yaygınlaşan bulut ortamı -Cloud Computing- ve gelişen mobil Internet bağlantı olankları, HTML5′in elini oldukça güçlendiren ve hiç de küçümsenmeye gelmeyecek unsurlardan sayılabilir.
Global marketing dünyasının uzmanlarından Tiemo Winterkamp; müşterilere, önemli bilgilere ulaşmayı ve işlemler gerçekleştirmeyi her cihazdan, her yerden, her zaman mümkün hale getirdiğine dikkat çekerken, bu çoklu cihaz destekli uygulamaların sadece bir kez yazıldığını da ekliyor. Ona göre Internetin süper güçleri olarak adlandırılabilecek Google, Apple ve Microsoft’tan tam destek alan HTML5, web tabanlı uygulamalarda geleceğin standardı olma yolunda hızla ilerlemekte. Ancak web tarayıcı geliştiricilerinin kendilerince önem arz eden özelliklere öncelik vermesi nedeniyle HTML5′in her tarayıcıda ayrı çalışması sorun olarak görünse de; nihai sürümünün çıkması planlanan 2014′e bu soruların çözülmesi öngörülüyor.
HTML5′in dikkate değer bir başka özelliği; farklı dijital içerikleri ve teknolojileri bir araya getirerek “client mashup” tarzı uygulamalara müsade etmesi. Örneğin bir satıcı; Google Maps veya Foursquare kullanarak satacağı ürünlerin hedef kitlesini belirleyebilir, varsa daha uygun bir çevreye yönelebilir, mümkünse kullanıcılarla Twitter, Gtalk gibi kanallarla iletişim kurabilir. Ya da -kendimden örnek vereyim:- Foursquare ile Yeditepe Üniversitesi ve çevresinde sıklıkla “check-in” yapan kişilerin, Ataşehir civarındaki gayrimenkul ve emlak kuruluşlarınca sosyal yollardan takip edilmesi gibi.
Winterkamp’a göre şu an HTML5 ile her fonksiyonun kullanımı önerilmiyor, çünkü HTML5 halen gelişim aşamasında. Bununla birlikte gelişim sürecini başarıyla tamamlayan fonksiyon var oldukça bunu da uygulamalarda yer vereceklerini de ifade ediyor Winterkamp.
Sonuç olarak; özellikle gelişim sürecinin 2014′e bitirilmesi öngörülse de, HTML5 şu anki görünümü ile bile mobil BI ve CRM uygulamaları geliştirmekte önemli roller üstlenecek, hatta bu alanın geleceğini belirleyecek gibi görünüyor.
E-ticaret bildiginiz gibi Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de yükselen bir sektör. Geçtiğimiz yıl bu zamanlara oranla e-ticaret işlem hacmi %40 büyüme sağlamış. http://bit.ly/Eticaret2011 Bu çok büyük bir oran ve artmaya da devam edecektir. Tükiye’de internet kullanımı arttıkça artacak olan bu e-ticaret hacminde farklışaşma artık daha fazla önem taşır hale geliyor. Bu farklılığı sağlamanın yollarından biri de e-ticaret işlemini sosyalleştirmek.
Günlük yaşantımızda alışveriş yaparken birilerinin mutlaka yanımızda olmasını isteriz, alışveriş yaparken danışmadan almamaya özen gösteririz. E-ticareti sosyalleştirirken en fazla yararlanacağımız konu bu olmalı. Kullanıcıları tek başına alışveriş yapıyormuş hissinden kurtarmak.
Evet, her site artık like butonu koyuyor, twitter’da paylaşmamızı sağlıyor fakat burada paylaşılan ürünler beğeniden öteye gidemiyor, anlık olarak aldığımız geribildirimler hala çok yetersiz. Bu nedenle farklı yöntemler izlememiz gerekiyor. Bunların en başında yine Facebook geliyor fakat 2. önemli unsur da mobil.
Bir kaç önerimi sizlerle paylaşmak istiyorum:
Müşterilerinizin Facebook ile sisteminize giriş yapmalarını sağlayın. Bunu sağladığınız zaman hem onun hem de arkadaşlarının aktivitelerini görebileceksiniz. Sisteminiz her profile özel öneriler geliştirmeye başladığı zaman değişimi göreceksiniz.
Facebook ile login olan kullanıcıların online arkadaşlarını görebileceksiniz. Siz göremiyorsanız bile bırakın onlar da görsün, online olan arkadaşlarına ulaşarak soru sorabilsin, paylaşımları için anlık geribildirim alsın. Bu, onları yanlız alışveriş yapıyormuş hissinden kurtaracak, alışverişi tamamlama oranlarını arttıracaktır. (Bu yazıda Facebook Krediler konusuna hiç girmiyorum bile.)
Tek cevap veren ben olsam da olayı açıklamaya yetiyor. (:
WhatsApp’ veya Blip.me’yi bilmeyen mobil kullanıcı neredeyse yoktur. Mobil uygulamalarınızda kullanıcılar bu servislerde olduğu gibi birbiriyle veya telefon rehberindeki akıllı telefon sahibi kişiler ile iletişime geçebilsin. Bunu yaparken yine kullanıcıyı yanlız alışveriş yapma hissinden kurtarmış olacaksınız. Evet, WhatsApp üzerinden alışveriş sırasında üzerindekini çerekek nasıl olduğunu soran insanlar var ve bu olay e-ticaretin geleceği için çok değerli. Mobil uygulamalarınızı sosyalleştirmek en temel hedefiniz olsun. Uygulamalarınız sosyalleştikçe satışlarınıza olumlu yansımalarını göreceksiniz.
Kullanıcılarınız sırf arkadaşlarına danışabilsin diye sistemler geliştirebilirsiniz, sitenizin bir bölümünde, “arkadaşına sor, dönüş yaptığı zaman satışa devam et” gibi bir seçenek eklenebilir. Dışarıda alışverişe çıktığımız zaman bile aklımızdakilerin hepsini tek seferde alıp gelmiyoruz. Bunu bilerek hareket etmek lazım.
Genel olarak demek istediğim şey şu; gerçek hayattaki alışveriş keyfini kullanıcılara sunabilmeniz çok yararlı olacaktır. İnsanlar gerçek dünyada olduğu gibi online dünyada da birlikte hareket etmeyi her zaman daha çok sever. Birilerine danışarak hareket birlikte bir sonuca varmak her zaman daha cazip gelmiştir. Bu durumu mutlaka değerlendirmek gerekir.