comTalks - Özel

Bu kategoride özel koduyla yayınlanmış comTalks yazılarını bulabilirsiniz.

ArabNet Günlüğü

Lübnan’ın başkenti Beyrut bu günlerde popüler bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. ArabNet isimli etkinlik tüm arap dünyasının online profesyonellerini bir araya getiriyor, kendi aralarında iletişimi güçlendiren katılımcılar aynı zamanda batıdan gelen misafirlerle fikir alışverişinde bulunabiliyor.

Okumaya devam et »

  • Pinle
Etkinlikler, Özel içerisinde , , , , , , , , , , , , , , etiketleriyle yazılmıştır. Yorum yap

Kariyer-9

Alternatif bir şeyler de düşünmek lazım diye aklından geçirdi Selim. Aslında iş görüşmesi aklından çıkmıyordu. Çok da iyi hazırlanmıştı. İşler de fena değildi, acaba görüşmenin sonunda “bir de bunları göstermek istiyorum” deseydi, özellikle logolu çalışmasına çok güveniyordu. Ama kadının tavırları hiç de pozitif değildi, vücut dili bir an önce toplantıyı bitirmek istiyordu. “Bana zaman kaybettirme” dercesine aceleciydi hareketleri özellikle görüşmenin sonlarında.

Okumaya devam et »

  • Pinle
Genel, Özel, Yazı Dizileri içerisinde , , etiketleriyle yazılmıştır. 2 Yorum

Facebook IPO ve Zuckerberg’den Öğrendiklerimiz

Öyle ya da böyle… 7 yıl içinda Mark Zuckerberg, Harvard Üniversitesi’nin sıradan bir öğrencisi, koca bir dev yarattı. Zuckerberg’in ilk günden beri tereddütsüz şekilde bu geminin başında durması ve durduğu süre boyunca da gemiyi müthiş bir hızla ilerletmesi aynı zamanda dramatik bir yönetim dersi bence.

Her yerde Facebook’un halka arzıyla ilgili haberleri zaten okuyorsunuzdur. Mark Zuckerberg bununla ilgili hissedarlarına attığı maildeki bazı cümleleri önemli buluyorum. Şirket kurucularının şirket-içi mailleriyle ilgili yorum yapmayı sevdiğimi düşünebilirsiniz :)

Okumaya devam et »

  • Pinle
Özel, Sosyal Medya içerisinde , , , etiketleriyle yazılmıştır. 2 Yorum

Web’e Özel İçerik Üretmek

Daha önce online ortamlarda orijinal içeriğin öneminden birkaç yazıda bahsetmiştim: İçeriğin Krallığı, Monetize Ederken – Trafik Kalitesi. SosyalMedya.Co’da da konuyla ilgili bir yazı yayınlanmıştı. İçerik hakkında bu kadar çok konuşurken, iyi ve kaliteli içerik nasıl üretilir sorusunun cevabını aramamak da kolaya kaçmak olur sanırım. Bu noktada Bahçeşehir Üniversitesi’nde verilen Web İçin Uygun İçerik Nasıl Üretilir? adlı eğitim yardımıma yetişti. Volkan Kırtok‘un verdiği bu eğitimde her yönüyle online içerik üretimini ele alıyor.

Eğitimin içeriği şu şekilde:

  • Geçmişten günümüze internet kullanıcı alışkanlıkları
  • Kullanıcı alışkanlıklarını etkileyen ve yönlendiren faktörler
  • Web içerik üretimine etki eden araç ve gereçler
  • Web site usability’nin anlam ve önemi
  • Web içeriğinde kalite kontrol ve teknik analizler nasıl yapılmalıdır?
  • Arama motoru optimizasyonuna (SEO) genel bakış
  • Amaca yönelik web içeriği nasıl oluşturulmalıdır?
  • Sosyal Ağ’lar için paylaşımı artıracak içerikler nasıl üretilir?
  • Başarılı web içeriği nasıl olmalıdır?
  • Başarılı web içeriği örnekleri

Günlük diyaloglarda anlatmak istediğiniz şeyi nasıl anlattığınız, karşınızda sizi dinleyen birkaç kişi dışında dikkate alınmaz. Söyledikleriniz, söyleme tarzınız orada kalmaz. Fakat online içerikte yazdığımız her kelime Google tarafından indeksleniyor. Bu nedenle ürettiğimiz içeriğin kalıcı ve bulunabilir olması çok önemli. İşte bunun için belli başlı yöntemlere uyarak içeriği oluşturmak lazım. Hani bazen bir yazı yazarsınız, öss sonuçları, bir futbol maçının kritiği ya da bir bilgisayar incelemesi gibi… O yazı hiç beklemediğiniz kadar ve çok uzun süre her zaman sitenizde en fazla tık alan yazı olur. Ama nedenini net olarak bilmezsiniz. İşte o yazıda içeriği oluştururken kalıcı ve kaliteli olması için bazı şeyleri yapmışsınızdır. Bu eğitim ise bu kalıcılığı ve kaliteyi sürekli ve bilinçli yapmanızı öğretiyor diyebilirim. İşin içinde bir de içeriği ne amaçla (haber, inceleme, affiliate marketing vs.) ürettiğiniz girince biraz daha karışabiliyor işler.

Eğitimin ücreti 945 TL. Ayrıntılarına şu sayfadan ulaşabilirsiniz.

  • Pinle
Etkinlikler, Özel içerisinde , , , etiketleriyle yazılmıştır. 1 Yorum

Sosyal Şikayet Yönetimi

Şikayet ve çözümlerin artık internette olduğunu söylemiştik. Bunun farkında olmak çok değerli bir şey fakat bu farkındalık tek başına maalesef bir anlam ifade etmiyor. Şikayet yönetimi yapmak amacıyla yola çıkan şirketler ikiye ayrılıyor.

1- Şikayet yönetimini kendi bünyesinde yapanlar
2- Şikayet yönetimi için ajanslar ile çalışanlar

Her iki yöntem de genel olarak benzer olsa da bazı noktalarda bir birine üstünlük sağlıyor. Hangisinin daha iyi olduğuna siz karar verirsiniz.

Genel olarak şikayet yönetimi yapan şirtketlerin bir şikayetin çözüm sürecinde yaptıklarını adım adım yazalım ve her iki yöntemi bu şikayete göre değerlendirelim.

1- Kullanıcı, bir sosyal ağda şikayette bulunur.
2- Manuel bir yöntem ile veya monitoring yazılımı aracılığıyla anlık olarak bu şikayet sahibi takibe alınır. (Sosyal medya yaşayan bir dünya olduğu için hız son derece önemlidir.)
3- Şikayetin yazıldığı sosyal ağın dinamikleri kullanılarak bu kullanıcıyla iletişime geçilir, iletişim bilgilerini paylaşması istenir.
4- Şikayet ve iletişim bilgileri ilgili departmana mail veya bir ticket yazılımı aracılığıyla aktarılır. (Ticket yazılımı kullanılması çok daha verimli olur, bu sistemin geliştirilmiş olması ise şikayet yönetiminin daha üst seviyelere çıkması anlamına geliyor.)
5- Şikayeti alan ilgili departman hızlı bir şekilde şikayet sahibine ulaşır ve çözüm sürecine girilir.

Çözüm süreci şirket politikalarına göre değişebildiği için o bölüme şimdilik girmiyoruz. Yukarıda yazdığım adımlar, bir sosyal şikayet yönetimi için izlenen adımlardır. Daha önce belirttiğim iki yöntem 3. ve 4. adımda farklılık gösteriyor.

Şikayet yönetimini kendi bünyesinde yapanlar 3. adımda sıkıntılar yaşıyor. Sosyal ağ kullanıcılarının özelliklerini, bu ağlarda kullanılması gereken iletişim dilini ve türünü ajanslar kadar iyi bilmedikleri ve analiz edemedikleri için hata yapma olasılıkları çok yüksek. Bu nedenle kendi bünyesinde bu tür bir çalışma yapmaya başlayacak şirketler ilk aşamada zorluk yaşıyorlar. İyi bir yönetim kadrosuyla bu problemin üstesinden gelebiliyor olsalar da ilk başlarda yapılan hatalar şirketin itibarına ciddi şekilde zarar verebiliyor. Bu nedenle başlamadan önce mutlaka uzman bir ekip ile çalışmalarını öneriyorum. Bu problem dışında negatif bir durum pek oluşmaz. Şirket içerisinde çalışıldığı için iletişim ve çözüm süreci daha hızlı işler bu da büyük bir artı olur.

Şikayet yönetiminde ajanslar ile çalışılması durumunda ise zaman ve iletişim ve hız problemi yaşanabilmektedir. Bu problemin üstesinden güzel bir sosyal crm yazılımı ile gelinebilse de sosyal ağların yapıları ve üst düzey yönetim kadroları bu konuya pek hazırlıklı değil gibi. Ama zamanla gelinecek nokta sosyal crm’den başka bir şey değil. Dediğim gibi ajanslar ile çalışıldığı zaman şikayetlerin tespiti ve iletişim süreci çok başarılı bir şekilde gerçekleşiyor olsa da çözüm sürecine ulaşmak biraz daha fazla zaman alabiliyor bunun.

Özetlemek gerekirse; şu anda sosyal şikayet yönetimi için şirketler yeni profesyoneller bulmak zorunda çünkü sosyal ağların dinamiklerini, kullanıcı deneyimini çok iyi bilmek gerekiyor. Ajanslar ile çalışan şirketlerin de problemin tespit-iletim-çözüm sürecini mümkün olduğunca kısa tutacak yöntemler geliştirmesi gerekiyor.

Şikayet yönetiminde şirketler her ne kadar iyi niyetli olsa da kullanıcılar için aynı şeyi söylemek her zaman mümkün değil. Bu nedenle şikayet yönetiminde kullanıcıların önemi bir hayi fazla. Önümüzdeki hafta da o konuya değineceğim.

  • Pinle
Özel, Sosyal Medya içerisinde , , , , etiketleriyle yazılmıştır. 1 Yorum

1 – 30 Haziran Arası İnternet Sektöründeki Gelişmeler

Geçtiğimiz her ay internet sektörü hızla büyümeye devam ediyor ve yenilikler arka arkaya, hız kesmeden çıkmaya devam ediyor. Bu gelişmelere tek bir alandan hızlıca ulaşabilmek bazen çok zor olabiliyor. Bu nedenle her ay gerçekleşen önemli gelişmeleri birer cümle ile açıklamaya çalışıp okuyucularımız ile paylaşmak istiyorum.

Bu sayede hem bizim elimizde güzel bir kaynak birikmiş olur, hem de okuyucularımız kaçırdıkları gelişmeleri görmüş olur.

1 HAZİRAN 2011

Google +1 Butonunu Duyurdu: Google, Facebook’un “Beğen” butonunda karşılık olabilecek, tüm sitelerin kullanabileceği ve adını +1 koydukları butonu duyurdu. Bu buton sayesinde kullanıcılar beğendikleri içerikler için +1 butonuna tıklayacak ve bu +1′ler genel arama sonuçlarında yani SEO konusunda, aynı kullanıcının diğer karşılaşacağı aramalarda ve arkadaşlarının arama sonuçlarında etkin bir rol oynayacak. Kullanıcılar Facebook’da sürekli çevirimiçi oldukları halde Google hesaplarında sürekli çevirimiçi olmadığı için şu anda kullanım sayısı çok fazla değil ama Google bunu da mutlaka düşünmüştür. (Aslına bakarsanız ilerleyen günlerde duyurduğu Google+ isimli sosyal ağın habercisi olmuş bu olay.) +1 ile ilgili detaylı bilgi için: http://www.google.com/webmasters/+1/button/

Linkedin Paylaş Butonunu Duyurdu: Google ile aynı gün, profesyonel iş ağı olan Linkedin’de bir paylaşım butonu yayınladı. Bu butonun, işlev olarak Facebook’un “Beğen” butonundan hiç bir farkı bulunmuyor fakat ziyaretçilerin paylaşım yapmak istedikleri alanlar farklılık gösterdiği ve ziyaretçi akışının da sosyal ağlara göre farklılık gösterdiği konuları göz önüne alınınca gayet güzel bir hareket olduğunu söyleyebiliriz. Linkedin butonu ile ilgili detaylı bilgi için: http://developer.linkedin.com/docs/DOC-1283

Twitter “Follow” butonunu duyurdu: Tüm şirketler sözleşmiş gibi aynı gün butonlarını duyurdular. Twitter’da yine sitelerin kullanabileceği fakat paylaşım yapmaktan ziyade takipçi kazanmak için kullanabileceği butonu olan “Follow” butonunu duyurdu. Daha önceleri sadece yazıların altında RT butonu bulunuyordu, kullanıcılar onu kullanıyordu. Artık, Facebook’un sitelere eklemeleri için hazırladığı eklentisinde olduğu gibi direkt olarak site üzerinden o sayfanın twitter hesabını takibe alabileceğiz. Follow butonu ile ilgili ayrıntılı bilgi için: http://blog.promoqube.com/2011/06/twittera-follow-butonu-geldi/

Google Offers Yayına başladı: Bildiğiniz gibi Google, Groupon’u çok ciddi paralar teklif ederek almaya çalıştı fakat bu konuda bir tülü istediğini elde edemedi. Sonunda vazgeçmiş olacak ki Google Offers isimli yeni servisini duyurdu. Ciddi bir lansman henüz yapılmasa da şu anda Google bugün ilk grup indirimini satmaya başladı. Bakalım ilerleyen zamanlarda neler olacak. Google offers ile ilgili ayrıntılı bilgi için: https://www.google.com/offers/

6 Haziran 2011

Apple iOS 5′i duyurdu: Apple’ın düzenlediği WWDC 2011 konferansında geliştirilmiş işletim sistemi olan iOS 5 duyuruldu. En çok ilgimi çeken kısmı Twitter entegrasyonu ve bildirimlerde meydana gelen değişiklikler oldu. Duyurunun önemli ayrıntıları için tıklayın: http://www.engadget.com/2011/06/06/apples-ios-5-all-the-details/

9 Haziran 2011

Türkiye’de internet sektörünün heyecanla beklediği 22 Ağustos günü ile ilgili enteresan bir gelişme yaşandı. Tüm dünyanın tanıdığı, son zamanlarda özellikle Sony firmasına verdikleri zarar ile bilinen Anonymous hacker grubu, 22 Ağustos’da Türkiye’de sansür olmasına karşı olduklarını belirttikleri bir bildiri yayınladılar ve bir çok devlet sitesine saldırıda bulunacaklarını söylediler. Bu saldırıların bazıları gerçekleşti, bazı devlet sitelerini geçici bir süre de olsa erişim sağlanamadı. Asıl enteresan olan şey ise bu saldırıya Türkiye’den destek veren 5′i çocuk 32 kişi farklı şehirlerden yakalanarak gözaltına alındı.

12 Haziran 2011

TTNET’in televizyon izleme servisi olan Tivibu Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi. İlk defa sadece internet üzerinden yayınlanacak bir canlı yayın çalışması yapıldı. Bu çalışma Tivibu ve Cüneyt Özdemir işbirliği sayesinde gerçekleştirildi ve 12 Haziran günü seçim ysağından sonra gece 01.00′e kadar Seçim Online yayını yapıldı. Onlarca konuk katıldı ve bu sırada internetin nabzı da anlık olarak tutuldu, paylaşıldı. Tüm çevirimiçi kanallar kullanıldığı için Facebook üzerinden de canlı yayın takip edilirken Türkiye’de ilk defa youtube üzerinden de canlı yayın gerçekleşti. Seçim Online ile ilgili ayrıntılı bilgi için: http://secimonline.tivibu.com.tr/

15 Haziran 2011

Arama devi Google görsel arama özelliğinde güzel bir gelişme sağladı. Bu sayede artık görsel aramalarımızda daha anlamlı ve alakalı sonuçlara ulaşmamız sağlanacak. Yaptığımız bir görsel arama sonucunda sol tarafta “Konuya göre sıralama” özelliğini seçersek çıkan sonuçlar konularına göre kategorilendirilmiş halde karşımıza geliyor. Ayrıntılı bilgi için: http://images.google.com/landing/imagesorting/

20 Haziran 2011

Alan adları ile ilgili yetkili merci olan ICANN artık markaların da kendine özel alan adları alabileceklerini duyurdu. Bu sayede dünyaca büyük markalar kendi isimlerini taşına uzantılara sahip olabilecek. Yani burak.comtalks şeklinde bir alan adına sahip olabileceğiz. Webrazzi’de yazılanlara göre bu şekilde bir alan adına sahip olabilmek için 185 bin doları gözden çıkarmak gerekecek. Ayrıntılı bilgi için: http://www.webrazzi.com/2011/06/20/markalara-ozel-alan-adi/

21 Haziran 2011

Dünya’nın en büyük profesyonel iş sosyal ağı Linkedin Türkçe oldu. Türkiye’den zaten ciddi bir profesyonel kitleye hitap eden Linkedin Türkçe olduktan sonra çok daha büyük bir kitleyi pekşinden sürükleyeceğini söyleyebiliriz. Eğer hala profesyonel bir profiliniz bulunmuyorsa acele etmenizi öneririm. Bilgi için: http://blog.promoqube.com/2011/06/linkedin-turkce-oldu/

28 Haziran 2011

Google+ (Plus) Duyuruldu: Daha önce Buzz ve Wave ile sosyal ağ girişimlerinde bulunmuş olan Google 1 Haziran’da duyurduğu +1′in de gücünü alarak bu defa Google Plus isimli bir sosyal ağı duyurdu. Her zaman olduğu gibi yine “Facebook’a rakip sosyal ağ” diye haberler yapıldı ama şu aşamada Facebook’dan çok Friendfeed’e rakip bir ağ gibi duruyor. Çoklu görünülü konferans ve arkadaşları gruplara ayırma özelliğini öne çıkarmaya çalıştıkları Plus’ın başarılı olup olmayacağını bize yine zaman gösterecek. Ayrıntılı bilgi için: https://plus.google.com/

Haziran ayında öne çıkan, en azından benim dikkatimi çeken konular bunlar. Atladığımız düşündüğünüz, sizce gerçekten önemli konuları yorum olarak paylaşırsanız yazıya eklemeler yapabilirim.

Bakalım Temmuz ayı internet sektörü için neler getirecek.

  • Pinle
Genel, Özel, Sosyal Medya içerisinde , , , , , , etiketleriyle yazılmıştır. Yorum yap

Perakende Sektöründe İki Yıllık Dev Hedef

Son zamanlardaki sektörel kalkınmalara bilişim ve teknoloj’nin yanında bu kez sizlere perakende sektöründen bazı önemli verileri sunuyoruz.

Türkiye perakende sektörü büyüklüğünün 2010 yılında 187 milyar dolara ulaştığı belirtilen bir sektörel rapor elime geçmişti. Bu rapordan bazı kesitleri paylaşmak istedim. 2014 yılında bu miktarın 250 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. 2010 yılında pastadan en büyük payı 96 milyar dolarla gıda alırken, bunu 26,5 milyar dolarla ev eşyası, 24,3 milyar dolarla tekstil 7,3 milyar dolarla teknoloji perakende pazarı takip etti.

2010 yılında 187 milyar dolar olan Türkiye perakende sektörün büyüklüğünün 2014 yılında 250 milyar dolara ulaşması bekleniyor. 2010 yılında güçlü bir büyüme elde eden sektörün kriz öncesi dönemdeki yılında büyüme oranını yakaladığını bazı sektörel raporlarda da gözlemleyebiliyoruz.

96 milyar dolarla liderlik gıda pazarının

2009 yılına göre gıda dışı perakendeciliğinin %16, hazır giyim perakendeciliğinin ise %27 büyüme oranıyla son derece güçlü bir performans sergilediği görülüyor. Metro, Carrefour ve Tesco gibi uluslararası oyuncuların da bulunduğu gıda perakende pazarı 96 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşarak pastadan en büyük payı alan kategori oldu.

Ev eşyaları perakende pazarı 26,5 milyar dolara ulaştı

Perakende sektörünün alt kategorilerinin de güçlü bir performans gösterdiği vurgulanıyor. Ev eşyaları perakende pazarının, 2010 yılında 26,5 milyar dolara ulaştığı belirtiliyor. Pazardaki ana oyuncular arasında ev geliştirme ürünleri alanında Koçtaş, Bauhaus, Ikea ve Praktiker; beyaz eşya alanında Arçelik, MediaMarkt ve Vestel; ev tekstili alanında ise Zara Home, Esse, Lines, Mudo Concept ve Paşabahçe yer alıyor.

Tekstil perakende pazarı 24,3 milyar dolarla yer alıyor

Koton, LCW ve İpekyol gibi oyuncuların yer aldığı tekstil perakendeciliği pazarı 24,3 milyar dolara ulaşırken, e-ticaret pazarının büyüklüğünün ise 9,4 milyar dolar olduğu görülüyor.
Teknoloji pazarı 7,3 milyar dolarla geride kaldı.

MediaMarkt, Darty ve Teknosa gibi firmaların ana oyuncular arasında yer aldığı elektronik perakende pazarının ise 7,3 milyar dolara eriştiği belirtiliyor. Bu pazarın önümüzdeki 3 yıllık dönemde ciddi bir büyümeye sahne olması bekleniyor.

2010 birleşme ve satın almalar bilançosu

Son yılların şirket satışları ve satın almalar açısından en hareketli sektörlerinden biri olan perakende sektöründe, 2010 yılında 7 adet birleşme ve satın alma işlemi gerçekleşti.

  • Pinle
Özel, Pazarlama içerisinde , , , etiketleriyle yazılmıştır. Yorum yap

E-Kitap İle İlgili Yayınevleri Ne Düşünüyor?

Geçtiğimiz hafta teknolojinin geleceğinin ön görülmesinin zorluğundan hareketle e-kitap ile ilgili düşüncelerimi ve birkaç sektörel veriyi paylaşmıştım. Hafta başında 10-12 kadar yayınevine 2 sorudan oluşan bir mini-anket maili gönderdim. Maillerime cevap yazan 3 yayınevi oldu, hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim. Sektörün ilk 5′inde yer aldığını düşündüğüm bu yayınevlerinden gelen cevapları bana geliş sırasına göre yayınlıyorum.

Eklemeliyim ki 2 fuarın (Diyarbakır ve Kocaeli) birden yer aldığı bu haftada bazı yayınevlerinin yetkilileri maili cevaplama fırsatı bulamamış olabilir. Bana kendilerinden cevap geldiği an yazımı güncelleyeceğim. İşte cevaplar;

Timaş Yayınları;

E kitap ile ilgili düşünceleriniz:

Elektronik yayıncılık mı yoksa dijital yayıncılık mı sorusunun hala sorulduğu bir ortamda yaşıyoruz, ve hangisi hangisinin alt kümesi hala tam emin değiliz. Bununla beraber dijital yayıncılık kavramı bana daha yakın geliyor. Buradan başlarsam, dijital yayıncılık temelinde e kitap, çoklu içerik yapılarının okuma deneyimini inanılmaz bir şekilde arttıran bir meta olarak ele alınmalı diyebilirim. Statiklikten kurtulup dinamik bir yapıya kavuşan içerik, kitap formunun dışına taşarak başka bir deneyim haline gelecek diyebilirim. Burada en önemli nokta, zamanı değerli geçirmek… Siz de çok yazarlı bir blogsunuz, uzun yazılar yerine daha kısa – video içeren – çeşitli linklerle akışkanlık sağlayan içeriklerin daha fazla tıklandığını benden iyi biliyorsunuz. Çünkü insanlar zamanlarını çok “değerli” kılmak istiyorlar. Burada uzun kitapları “hap gibi” tüketebilecek G nesli için kitap içeriklerini farklılaştırmanın en güzel yolu e kitap diyebilirim. Peki yayıncılara ne olacak? Aslında, “seçki” kavramının anlam değiştireceğini düşünmüyorum. Okurlar, yayıncıların bir anlamda yaptıkları “seçki”leri görüyorlar raflarda, rafın yerini dijital bir ekran alacak, hepsi bu… İçeriğini güçlendiren yayıncının yaşamaması için hiç sebep yok… Bu konuda Cüneyt Özdemir’in çalışmalarını çok önemli buluyorum, muhtemelen farklı örnekler de çıkacaktır gelecek dönemde elektronik yayıncılık anlamında… Bu kulvarı da takip etmek gerek…

E kitap ile ilgili ne yapıyoruz: Timaş Yayın Grubu olarak aslında çok uzun süredir takip ediyoruz bu konudaki tüm gelişmeleri… Frankfurt’ta İtalya’da ve diğer ülkelerde incelediğimiz bir çok sistem var. Meslek birlikleri ile hareket ederken bir yandan da kendi projelerimizi geliştiriyoruz. Deneme açısından yurtdışında bazı kitaplarımızı genel platformlara açtık, bazı çocuk aplikasyonlarını da yine deneme amaçlı kullanıma sunduk, gayet iyi geri dönüşleri aldığımızı söyleyebilirim. Hedeflerimiz şu anda çok büyük değil, yaptığımız yatırımı gelecek için yapıyoruz… Hedef olarak 2015 yılı çok önemli. Öngörü olarak 2014 yılında hepimizin bir tablet veya slate i olacağını söylemek sanırım yanlış olmaz… İyi ki kitaplar var, derken, bunun basılı kitap mı e kitap mı olduğu önemli değil, yeter ki, iyi kitaplar olsun…

Can Yayınları, Can Öz – Genel Müdür

E-kitap ile ilgili düşünceleriniz:

Daha çok insan, daha ucuza, daha çok kitap okuyabilecek. E-kitabın yayın dünyası bir yana, insanoğlu için olağanüstü bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Ne yazık ki, biz yayıncıların bu konudaki görüşleri genelde e-kitabın insanlık için anlamından değil; sektördeki yerimiz, gücümüz, kazancımızdan yola çıkıyor. Bu teknoloji, yayıncıların tekelinde olan belli uzmanlıkları kamuya yayıyor; dağıtım, üretim gibi süreçlerde bize olan ihtiyaç artık azalıyor. Dolayısıyla e-kitabın yaygınlaşmasıyla, yayıncılar küçülecektir ve bu ekonomik itiş-kakışta sektörümüzün topografisi biraz sarsılacaktır. Zaten konunun bu kadar tartışılması da bu ekonomik gerekçelerden yola çıkıyor; yoksa tartışılacak bir durum mu var? E-kitap sayesinde daha çok, daha ucuza kitap okunacak işte!

E-Kitap ile ilgili sizin yayıneviniz neler yapıyor? Hedefler, ön görüler neler?

Savunma yerine dahil olma stratejisini seçtik. 100′e yakın kitabımızı e-kitap formatına çevirdik bile. Yazarlar, ajanslarla anlaşabildiğimiz ölçüde portföyümüzü dijitalleştiriyoruz. Ancak e-kitaba ilk girişimizin ardından biraz enerji kaybettiğimizi itiraf etmeliyim. Çünkü Türkiye’de e-ticaret mevzuatı çok zayıf. Elektronik fatura kesemiyorsunuz; dijital ürünün satış haklarını devretme hakkınız olmadığından kanunun etrafından dolanıyorsunuz ve KDV oranları basılı kitaba göre %10 daha fazla. Bu ve bu gibi bir çok nedenden ötürü e-kitap çalışmalarının Türkiye’de bir türlü hız kazanamıyor, biz de bundan nasibimizi alıyoruz. Yine de istediğimiz değişiklikler gerçekleşmese bile en geç 2012 yılına kadar bekleyecek ve sonra tekrar gaza basacağız.

Doğan Kitap

E-Kitap ile ilgili düşünceleriniz?

E-kitap süreci aslında yeni yeni başlıyor diyebiliriz. iPad’in bile Türkiye piyasası’na girişi 2010’un sonunda gerçekleşti. ibookstore hala Türkiye’de satış tarafında aktif değil…Halihazırda satışta olan e-kitaplara bakıldığında günümüz yazarlarına ve eserlerine rastlamak da çok mümkün değil… Tüm bunlara etken neden olarak e-kitap yayıncılığındaki yasal / mali belirsizlikler ile dijital platforma geçiş sürecinin maliyetli olması gösterilebilir. Kitapların PDF formatına dönüştürülerek e-kitap olarak satışa sunulması ya da e-okuyuculara uygun biçimde e-kitap dönüşümlerinin gerçekleştirilmemesi de dijital yayıncılık sektörünü daha başlamadan bitirebilecek nedenler arasında sayılabilir. Okurlar basılı bir kitabın hatalı versiyonunu nasıl tercih etmezse, e-kitapta da hatalı dönüşümün tercih edilmemesi, kalitenin aynı baskıda olduğu gibi korunması gerekir. E-kitap konusunda gelişmiş dijital versiyonlar da henüz üretim aşamasında değil, ancak dergiler bu konuda daha gelişmiş durumda sayılabilir.

E-Kitap ile ilgili sizin yayıneviniz neler yapıyor? Hedefler, ön görüler neler?

E-kitap satışlarının Türkiye’de de başlaması şüphesiz yayın dünyasında 2010’da önemli bir gelişme olarak yer aldı. Doğan Kitap, zengin yazar kadrosuyla önemli sayıda güncel kitabı dijital dünyaya kazandırdı. E-kitapların hazırlık süreci kolay bir süreç değil, çok özenle hazırlanması gerekiyor.Biz e-kitapların kaliteli ve güvenli bir şekilde hazırlanabilmesi için öncelikle bir ekip oluşturduk.Konunun hassasiyetinden dolayı kitaplarımızı e-kitap formatına yayınevi bünyesinde dönüştürdük. Amacımız, daha güvenli, teknik açıdan da kaliteli bir üretim gerçekleştirmekti.Tüm kitaplarımızın e-kitap formatını da kendi dijital arşivimiz için hazırlıyoruz. Ancak satış süreci için Türkiye’de dijital pazarın gelişmesini ve koşulların netleşmesini bekliyoruz. İlk aşamada tüm yazarlarımızın en az 1 kitabının e-kitap olarak yayınlanmasını hedefliyoruz. Yazarların diğer kitaplarını da e-kitap formatına geçirme faaliyetlerimize hız verdik.E-kitap dönüşümlerini belli bir sisteme bağladıktan sonra hedefimiz zaman içerisinde sadece dijital platformun teknik özelliklerini kullanmak üzere geliştirilecek kitap formatları oldu. Şu an bu tür kitaplar da yeni bir kategori olarak hazırlık aşamasında… Satış anlamında özellikle önümüzdeki 2 yılda bu kanaldan kayda değer gelirler elde edileceğini çok düşünmüyoruz. Ancak sektörün oluşturulmasına katkıda bulunmak çok önemli…

Timaş Yayınları, Can Yayınları ve Doğan Kitap yetkililerine teşekkür ediyoruz. Harika bir Pazar ve süper bir hafta geçirmeniz dileğiyle…

  • Pinle
Bilgi Teknolojileri, Genel, Kurumsal İletişim, Özel, Pazarlama, Röportaj içerisinde , , , etiketleriyle yazılmıştır. 3 Yorum

Oyun Mekaniklerini Kullanarak Güçlenin

Aslında Foursquare gelmeden önce, çeşitli GPS arkadaş bulma sistemleri ve şehir rehberleri vardı. Fakat kısa sürede yüzbinlerce kişiyi bir arada toplaması ve bu kişileri kendi ürünlerinin evangelisti yapması onu sektörde parlayan bir yıldız olarak yükseltti. Fakat Foursquare bunu zaten var olan bir konsepti yani “geo-social” konseptini oyuna çevirerek başardı. Kullanıcılar sisteme girdiklerinde kendilerini bir oyun bekliyordu.

Sistemdeki puan, afiş, rozet ve seviye gibi oyun öğeleri kullanıcıyı oyunda tutmak için çok başarılı bir yöntem ve Foursquare bunun en güzel örneği. Sadece bir reklam alanı çok şey ifade etmez. Birçok Ürün geliştirme ve Marketing bölümlerinin yaptığı hataların başında gelir bu hata. Bunu minimum düzeye indirmek için Oyun Mekanikleri yardımımıza koşuyor. Ama oyun mekaniklerini oyunla “nasıl” birleştireceğimiz değilde “neden” birleştireceğimiz önemli.

Trip Hawkins, Electronic Arts ve Digital Chocolate kurucusu yaptığı bir konuşmada şöyle diyor: “Oyunlarınız ‘basit, çekici ve derin içerikli‘ olsun. Bu tür oyunlar daha ilgi çekici olacak ve sizi başarıya götürecektir”.

Kısa vadeli veya geç planlama oyunlarda sıkıcı (çok kolay) yada sinir bozucu (çok zor) olma riskinide beraberinde getiriyor. Fakat oyun mekaniklerinin artık öne çıkmasıyla, kullanıcıları tekrar oyuna döndürebiliyor ve onlara istedikleri şeyi verebliyorsunuz.

Vizyonunuzu belirleyin ve “geriye doğru” çalışın

Efektif oyunlar bir sisteme sonradan dahil edilemez. Bunların işin en başında ürüne entegre edilmesi gerekir. Başarılı olmaları için ise sizin vizyonunuza ve hayal gücünüze ihtiyaçları vardır. Eğer bunlar olmazsa ürününüz koca bir “HİÇ”den ibaret olacaktır.

Yapmanız gereken ilk şey kendinize bir hedef belirlemenizdir. “Hedefim nedir? Neye ulaşmak istiyorum”

 

Evet, peki bu oyun mekaniğini nasıl doğru şekilde kullanır ve gücümüze güç katarız? Haftaya bu sorunun cevabını .ComTalks’da bulabilirsiniz.

  • Pinle
Özel, Sosyal Oyunlar içerisinde , , , , , , , etiketleriyle yazılmıştır. Yorum yap

Türkiye IT Pazarı Hızlı Yükselişini Sürdürüyor

Değerli okuyucular, takip ettiğiniz üzere comTalks’da Türkiye Bilişim sektörü hakkında hep yazılım, internet ve hizmet odaklı çalışmalarımız ile ülkemizde neler olup bitiyor olduğunu gözlemledik. Ama bu kez yazılımlara, internet kullanımına ve iş gücü potansiyelini arttıran asıl temel oyunculara göz atmaya geldi. Donanım hizmetleri ve ürünleri pazarında geçtiğimiz 2010 yılı sektörde nasıl yaşandı bunlara bakmamızda fayda olacağını düşünüyorum.

Öncelikle, Türkiye’de iletişim teknolojileri (IT) pazarı, 2010 yılında adet bazında yüzde 2,6, ciro bazında da yüzde 5,2 oranında büyüme kaydetmiş durumda.

Bu rakamsal analizleri GfK Türkiye araştırma şirketinin Retail and Technology ekibi tarafından hazırlanan “dizüstü bilgisayarlar, masaüstü bilgisayarlar, monitörler, yazıcılar (çok fonksiyonlu, tek fonksiyonlu), klavye, mouse ve web kameraları” kapsayan Türkiye 2010 İletişim Teknolojileri Sektör Raporu”na göre yorumluyorum. Sektör, geçen yılın ikinci yarısında okul kapanışları, açılışları gibi sezonsal etkiler ve çeşitli kampanyalarla yükselişe geçmiş olduğunu belirteyim.

IT perakende pazarında adet olarak geçen seneye göre yüzde 2,6 büyüme elde edilmiş. Sektör dolar bazında ciro olarak da yüzde 5,2 büyüme yakalandı. Sektörün lokomotif ürünü olan dizüstü bilgisayarların payı da yüzde 58′den yüzde 62′ye yükseldi. Buna karşın masaüstü bilgisayarların payı ise yüzde 38′den yüzde 30′a geriledi.

Bilgisayarlar: Masaüstü ve Taşınabilir Cihazlar;

Genel olarak IT sektörü incelendiğinde 2010 yılında en büyük artış, dizüstü bilgisayarlar ve mouselarda gerçekleşti. Dizüstü bilgisayarlar bir önceki yıla göre adet olarak yüzde 17,2, dolar bazında ciro olarak ise yüzde 13 artış gerçekleşti. Dizüstü bilgisayarlar ciro olarak yaklaşık yüzde 62 payla sektörün parlayan yıldızı oldu. Dizüstü bilgisayarların büyümesinde özellikle “netbook” segmenti etkili oldu. Mobilitenin öneminin artması ve cazip fiyatlar, dizüstü bilgisayarların satışını giderek artırdı.

Teknolojik dönüşüm, dizüstü bilgisayar lehine işlerken, masaüstü bilgisayarlar da aynı ölçüde küçüldü. Masaüstü bilgisayar satışlarında geçen seneye göre yüzde 18′lik adet, yüzde 8,6′lık ciro düşüşleri kaydedildi. Türkiye’de 2010 yılında toplam masaüstü satışlarının yüzde 37′sini toplama bilgisayarlar oluşturdu.

Netbooklar haricindeki “notebook” grubu geçen seneye göre yüzde 9 büyürken, netbooklarda yüzde 72 büyüme gerçekleşti. 2010 yılında pazarda satılan her bilgisayarın 30′u masaüstü, 56′sı notebook, 14′ü ise netbook oldu. Raporda, Türkiye’nin 2010 sonunda yeni yeni parlamaya başlayan tablet PC’lerin 2011′in yıldız ürünü olacağının gözüktüğü bildirildi.

Donanım Ürünleri ile Monitör ve Yazıcıların Durumu

Masaüstü bilgisayarlar satışlarındaki aşağı yönlü trend monitör pazarını da etkilemiş. Bilgisayarlar kadar hızlı düşüş yaşamasa da, monitör pazarı bir önceki seneye göre adet olarak yüzde yüzde 8 ciro olarak da yaklaşık yüzde 11 düşüş gösterdi.

Yazıcılar pazarında da tek fonksiyonlu inkjet yazıcıların yerine çok fonksiyonlular tercih edilmeye başlandı. Tek fonksiyonlu inkjet yazıcılar, hem adet hem de ciro olarak yüzde 40 gibi yüksek bir düşüş gösterdi. Çevre birimleri ürünlerinde adet ve ciro olarak en çok büyüyen ürün grubu mouselar oldu.

Mouselarda adet olarak yüzde 17,4, ciro olarak yüzde 22 büyüyen artış yaşandı. Ciro artışında, kablosuz ürünlerin payının artması oldu. Fiyatları daha cazip hale gelen kablosuz mouselar, pazarda giderek daha çok tercih edilmeye başlandı.

Klavyelerde ise pazar adet olarak geçen seneye göre çok değişim göstermedi ancak ciro anlamda bir artış yaşandı. Web kameralar geçen seneye göre hem adet hem de ciro anlamda en çok kan kaybeden ürün oldu.

İşte değerli okuyucular, Bilişim Teknolojileri sayesinde engin bir küresel pazar önümüzdedir, Çünkü; artık katma değer katan son kullanıcıların yazılımda, donanımda hizmet sunulacak alanları yarattığı için global ölçekli reel ekonomiye, hedeflerine hizmet edecek etki yaratma potansiyeli olan alanlara yönelmekle mümkün. Hedefimizde, istihdam, ihracat ve entellektüel sermaye birikimi mutlak olmalıdır.

Tüm comTalks okuyucularına güzel verimli ve keyifli bir hafta diliyorum. Sevgilerle…

  • Pinle
Bilgi Teknolojileri, Özel içerisinde , , , , , , , , etiketleriyle yazılmıştır. Yorum yap