“Biz reklamcılar asli olarak ürün satma işi ile ilgileniriz. Ve bu benim müşterilerime karşı sorumluluğumdur. Ürünü olabildiğince sanatkarâne şekilde sunarız, ama eğer reklamın merkezine ürünü koymazsak, reklam istediği kadar eğlendirici olsun, bu, benim zamanımı ve müşterimin parasını boşa harcamak olur!”
John Webster – Creative Director of Boase Massimi Pollitt

Bundan 4 yıl öncesine kadar art direktör ortağımla genelde çizgi altı işler yaptığımız bir ajansı işletiyordum. İşler çizgi altı bile olsa üretim esnasında sık sık ortağımla tartıştığımızı hatırlıyorum, logoyu, fontların büyüklüğünü hep minimumda tutmak isterdi. Aslında onun yaptığı haliyle iş kesinlikle daha şık görünüyordu. Öte yandan art direktörler ve hatta zaman zaman reklam yazarları da haklılık payları da olmakla birlikte kesinlikle egoları son derece gelişkin üreticilerdir. Gelin görün ki bir sanat eseri ortaya çıkartmak zorsa da satan bir reklam olarak bir sanat eseri oluşturmak çok ama çok zordur gerçekten de.

Eski ortağım evinde yağlı boya resimler yapardı. Böylece sanatsal egosunu bir miktar tatmin etmiş olurdu, buna rağmen beraber bir şeyler üretmekte çok zorlanırdık. Süper tasarımlarına laf söyletmez, başka fikirleri beğenmekte zorlanırdı. 20’li yaşlarındaki maceracılar olarak çok da kazandığımız söylenemezdi, lakin 100.000 usd’lik bir bütçe verilseydi bana, (fena halde tırnak içinde) “tükürürdüm öyle sanatın içine”.

Truth, Lies and Advertising kitabının yazarı Jon Steel, konuya bir de bambaşka bir açıdan yaklaşmış. Reklamcı olmayıp da, “pure” sanat işiyle  uğraşanları ele almış. Mesela büyük bir ressam olarak Michelangelo gerçekten de o kadar rahat mı sanatıyla meşgul olabiliyordu? Dönemin papası   The Sistine Chapel’in tavanını resimlerken ona şöyle demiş olabilir mi; “Michelangelo, sen yaratıcı bir dehasın, sana zaman, bütçe ve tema sınırlaması yok, bizleri şaşırt yeter!” Ya da Spielberg, yapımcılarına Jurassic Park gibi bir filmden sonra, 3 saatlik siyah beyaz bir Holokost filmi (Schindler’s List) çekmek istediğini kolayca anlatabilmiş midir acaba? Yani aslında reklam sektöründe çalışan sanatkar üreticiler harcandıklarını ya da yeteneklerinin kötüye kullanıldığını, istismar edildiklerini düşünmekte pek haklı sayılmazlar. Dışarıdaki dünya o kadar da parlak değil çünkü. Kaldı ki 1 dk.lık reklam filmi bütçesi ile artık bir bölüm dizi çekilir oldu, onlar da içlerinde yayınlanan reklamlar sayesinde.

Yazımın sonuna gelmişken eklemek isterim ki sanat, yaratıcı yetenek reklamın kesinlikle olmazsa olmazı. Reklam işinin en keyifli yanlarından birisi. Ama satan bir reklamdan sonra müşterinin teşekkür telefonu kadar keyiflisi yok.

Şahane bir hafta dilerim…